En Büyük Korku

En Büyük Korku (The Sum Of All Fears)

Puan : 8/10 116 oy
En Büyük Korku
Yönetmen: Phil Alden Robinson
Oyuncular
:
Tür: Aksiyon, Drama
Yapım Yılı: (124 dk)
Vizyon Tarihi: 16 Ağustos 2002 Cuma
Daha fazlası için tıklayın...
Senaryo: Tom Clancy, Paul Attanasio
Yapımcı Firma: Mace Neufeld Productions
Yapım Ülkesi: ABD
Orijinal Dil: İngilizce/Almanca/Rusça/Arapça
Orijinal Adı: The Sum Of All Fears
Resmi Site: www.sumofallfearsmovie.com/
Dağıtıcı Firma: UIP

Filmin Özeti

Teröristler kitle imha silahlarını Birleşik Amerika topraklarında patlatabilirler mi? CIA raporlarına göre en azından 20 ülke kitle imha silahlarına sahip ya da bunları geliştirme aşamasında. Bu ülkelerin yarıdan fazlası ise Ortadoğu ya da Güney Asya ülkelerinde bulunuyor. Soğuk Savaş yıllarında halka açıklanan bilgilere göre de, onbinlerce nükleer silah her an ateşlemeye hazır şekilde konuşlandırılmış olarak bekletiliyordu. Gizli olmayan bir başka raporda, 164 nakledilebilir savaş başlığının henüz yerinden sökülmemiş, bazılarının da kayıp olduğu bildiriliyor.

Ben Affleck’in CIA analiz uzmanı Jack Ryan rolünde, Morgan Freeman’ın da CIA Başkanı William Cabot rolünde kamera karşısına geçtiği “En Büyük Korku – The Sum of All Fears”, kitle imha silahlarının yanlış ellere geçmesi halinde neler olabileceğini gerçekçi biçimde ortaya koyan bir politik gerilim çalışması... 11 Eylülden sonra oluşan politik ortamı önceden kestirmeyi başaran filmde, bu tür terörist saldırılar sonrasında korkunun ne çabuk yayılabileceğinin, hatta toplumsal paranoyaya dönüşebileceğinin ürkütücü bir portresi çiziliyor.

Paramount Pictures’ın sunduğu “En Büyük Korku – The Sum of All Fears”ın yönetmenliğini Phil Alden Robinson üstlendi. Senaryosunu, Tom Clancy’nin aynı adlı çok satan kitabından yola çıkarak Paul Attanasio ve Daniel Pyne birlikte yazdılar. Yapımcılığını Mace Neufeld gerçekleştirdi. Başrollerde Ben Affleck, Morgan Freeman, James Cromwell, Bridget Moynahan, Liev Schreiber, Alan Bates, Philip Baker Hill, Ron Rifkin ve Bruce McGill kamera karşısına geçtiler.

Tom Clancy’nin “The Sum of All Fears” adlı kitabı, 1991 yılının Ağustos ayında yayımlandı. New York Times gazetesinin en çok satan kitaplar listesinde altı ay boyunca yer alan kitabın satış rakamı 6 milyona ulaştı. Clancy’nin kitapları daha önce de üç kez filmlere konu olmuş, üçünün de yapımcılığını Mace Neufeld üstlenmişti. Her biri dünya çapında hit olan uyarlamalardan “The Hunt for Red October” 188 milyon dolarlık hasılatın yanısıra Oscar ödülü de kazandı. “Patriot Games”in dünya hasılatı 173 milyon dolara ulaştı. İki Oscar kazanan “Clear and Present Danger” da dünya çapında 212 milyon dolarlık gişe başarısını yakaladı.

FİLMİN KONUSU:

Rusya Başkanının ani ölümü üzerine iktidara Alexander Nemerov geçer. Ancak kamuoyunda çok tanınmayan bir kişi olması nedeniyle CIA bünyesinde hakim olan korku paranoyaya dönüşür. Bunun üzerine CIA Başkanı William Cabot, durumu yerinde araştırması için Rusya Masasında görev yapan genç analiz uzmanı Jack Ryan’ı görevlendirir.

Bu sırada akla hayale gelmedik bir olay gerçekleşir ve Çeçenistan’a nükleer bomba atılır. Amerikalılar hemen Rusları suçlama yoluna giderler. Ancak Jack Ryan bu olayın gerisinde başka güçler olduğunu,



iki devlet arasındaki gerilimin tırmanmasından bu terörist grupların çıkar sağlamayı hedeflediğini düşünmektedir. İsrail’deki kayıp nükleer silahlardan bir tanesi Avrupa’daki Neo-Nazi grupların eline geçmiştir. Bunların amacı ikinci bombayı Baltimore’daki Süper Kupa finali sırasında stada atarak gerilimi daha da tırmandırmak, böylece 3. Dünya Savaşı’nın yolunu açmaktır.

Teröristlerin stada nükleer bombayı atmasıyla başlayan panik ortamında ABD Başkanını Rusya’ya misilleme yapma ya da yapmama kararı gibi zor bir görev beklemektedir. Bu arada Jack Ryan’ın gizli görevi Moskova – Ortadoğu – Viyana üçgeninde devam etmektedir.

Çekim Bilgileri

OYUNCULARA RUSÇA DERSLERİ:
Film yapımcılarının gerçekçilik yönündeki arzusu en çok Kremlin sahnelerinde kendisini gösterdi. Y...
Devamı için tıklayın...
OYUNCULARA RUSÇA DERSLERİ:
Film yapımcılarının gerçekçilik yönündeki arzusu en çok Kremlin sahnelerinde kendisini gösterdi. Yapımcılar bu sahnelerde aktörlerin Rusça konuşmasına karar verdiği için onları büyük bir zorluk bekliyordu. Ancak dil konusundaki bu zorluğun Rusça dialekt uzmanı Natasha Rybina’nın yardımı sayesinde kolaylıkla aşıldığı görüldü.
Natasha Rybina bu noktadaki görevini şu sözlerle açıklıyor: “Benim işim aktörlere Rusça’nın nasıl konuşulacağını öğretmek değildi. Diyaloglarını nasıl söylemeleri gerektiğini öğrettim. Bu yolla Rusça konuşulduğu izlenimini vermeye çalıştık.”
Filmde Rusya Başkanı Nemerov rolünü üstlenen Ciaran Hinds ise bu dili uçsuz bucaksız bir okyanusa benzeterek şunları söylüyor: “Ruslar bizim alfabemizden tamamen farklı yapıda olan Kril alfabesini kullanıyorlar. Önüme konulan diyalogları söyleyebilmek bile başlıbaşına bir kabus gibiydi. Neyse ki Natasha gibi bir öğretmenimiz vardı da, bu zor işin üstesinden gelmeyi başardık.”
Kremlin’le ilgili sahnelerde daha ileri düzeyde gerçekçiliğe ulaşmayı hedefleyen yapımcılar, filmin kadrosunu gerçek Rus aktörlerle destekleme yoluna gittiler. Yönetmen Robinson neden bu yola gidildiğini şu sözlerle açıklıyor:
“Bir toplumu tanıyabilmek için yalnızca dilini bilmek yetmez. Kültür yapısını da bilmeniz gerekir. Her ulustan insanın farklı duruş, konuşma ve size bakış biçimi vardır. Tüm bunları dikkate alırsanız gerçek anlamda doğruluğa ulaşabilirsiniz. Filmde General Saratkin rolünde oynayan Lev Prygounov ile Amiral Ivanov rolünde oynayan Alexander Belyavsky’nin kadromuza katılması nedeniyle çok şanslıydık. İkisi de Rusya’da iyi tanınan aktörlerdi. Okyanusun bu tarafında yaşadıkları için Amerikan toplumunu da iyi tanıyorlardı. Nemerov rolündeki Ciaran Hinds bu aktörlerden çok şey öğrendi. Konuşma, bakma ve davranış gibi konularda önemli yardım sağlayarak Hinds’in performansının yüksek olmasına katkıda bulundular.”
“En Büyük Korku – The Sum of All Fears”ın çekimlerine 12 Şubat 2001 günü Kanada’nın Montreal kentinde başlandı. Filmin ana mekanlarının Montreal ve çevresi olmasına rağmen bazı birimler de Washington, Baltimore, Rusya ve Kaliforniya çöllerinde çekim yaptı.
Toplam 4 buçuk ay süren çekim döneminde filmin prodüksiyon tasarımcısı Jeannine C. Oppewall ve ekibi, 100’den fazla set kurmak suretiyle Montreal’i kimi zaman Washington’a ve Baltimore’a; kimi zaman da Rusya, Viyana, Ukrayna, Golan tepeleri ve Şam’a dönüştürdü.
Bunların dışında CIA karargahı, Pentagon, Dressler’in evi, Beyaz Saray Durum Değerlendirme Odası, Baltimore Hastanesi ve Ulusal Hava Komuta Merkezi iç mekanları gibi setler, Montreal’deki iki ayrı sesli çekim stüdyosuna kuruldu.
Filmin en önemli sahnelerinden birisi de süper kupa final maçı sırasında teröristlerin nükleer bomba attığı futbol stadyumu sahnesiydi. Bu sahnelerin çekimi Montreal Olimpiyat Stadı’nda yapıldı. Futbol sahnelerinin aslına uygun olması için Amerikan Futbol Ligi’nin emektar hakemlerinden Jerry Markbreit’in teknik danışmanlığına başvuruldu

Açıklar

PRODÜKSİYON NOTLARI
“Tehlikeli günlerde yaşıyoruz” diyerek sözlerine başlayan yapımcı Mace Neufeld, kendisini böyle bir film ...
Devamı için tıklayın...
PRODÜKSİYON NOTLARI
“Tehlikeli günlerde yaşıyoruz” diyerek sözlerine başlayan yapımcı Mace Neufeld, kendisini böyle bir film çekmeye iten sebepleri şu sözlerle açıklıyor: “Dünya üzerine yayılmış bombaların bu kadar fazla olması endişemi haklı kılıyor. Gazete manşetlerine de yansıdığı biçimiyle gizli bir terörist saldırının yapılma olasılığının her geçen gün güçlenmesinin filmimizdeki öyküyle paralellik taşıdığına inanıyorum. Umarım ki teröristler amaçlarına asla ulaşamaz”
Tom Clancy’nin kitabından uyarlanan senaryoyu ilk okuduğunda hayran kaldığını belirten yönetmen Phil Alden Robinson ise, “Onun romanlarından uyarlanan filmlerin hepsi ayrı birer kilometre taşı gibidir” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:
“Üçü de zekice çekilmiş aksiyon filmleriydi. Gerçek dünyayla ilgili sorunları son derece zekice bir yaklaşımla işlemişlerdi. Bölgesel çatışmaların hüküm sürdüğü Soğuk Savaş sonrası dönemde gizli güçlerin kitle imha silahlarını kullanmak suretiyle yoğun nüfuslu kentlere saldırma olasılığı giderek artıyor. Bunda teknoloji ve iletişimin hızla gelişmesinin de payı var. Biz bu filmi yaparken korku unsurunun tepkilerimizi nasıl etkilediğini; ne gibi yanlış sonuçlara vardığımızı; nasıl yanlış adımlar attığımızı izleyiciye bütün çıplaklığıyla göstermek istedik.”
“En Büyük Korku – The Sum of All Fears”da CIA analiz uzmanı Jack Ryan rolünde kamera karşısına geçen genç aktör Ben Affleck, filmle ilgili düşüncesini dile getirirken, “Bu film son derece entelektüel, ayrıntılı ve gerçekçi bir film. Her zaman Tom Clancy kitaplarına ve onlardan uyarlanan filmlere hayranlık duymuşumdur” ifadesini kullanıyor.
Clancy’nin yazdığı kitaplarda Jack Ryan karakterinin CIA bünyesinde sürekli yükseliş gösterdiğine tanık oluruz. CIA’de genç bir analiz uzmanı olarak göreve başlar, kısa sürede yönetici yardımcısı olur, ardından istihbarat yöneticiliğine getirilir. Zaman içinde ABD başkanlığına kadar tırmanır.
“The Sum of All Fears”ın konu akışını belirlerken yapımcı Neufeld ve ekibinin karşısına çıkan en büyük zorluk, filmde Jack Ryan’ın göreve başladığı ilk yılların anlatılması oldu. Bu noktada senaryonun yeniden yazılmasını sağlayan yapımcılar, olayların merkezine CIA bünyesine yeni katılmış 28 yaşındaki Jack Ryan karakterini yerleştirdiler.
Bunlar yapıldıktan sonra sıra daha önce Harrison Ford gibi dev bir aktörün başarıyla portresini çizdiği Jack Ryan rolünde hangi aktörün oynayacağına geldi. İlk etapta bu kararı vermek kolay olmadı. Sonunda yapımcıların aklına Hollywood’un en yetenekli genç aktörleri arasında gösterilen Oscar ödüllü Ben Affleck gelince bu sorun çözümlenmiş oldu.
BEN AFFLECK NELER SÖYLEDİ:
Genç aktör kendisini bu role çeken unsurları şu sözlerle açıklıyor: “Ryan inandırıcı bir kahraman. Güçlü ahlaki değerleri var. Hepsinden de önemlisi ülkesini çok seviyor. Beni bu projeye çeken etkenlerden birisi de, yönetmen Phil Robinson’ın eldeki konuya yaklaşım biçimi oldu. Politikayla yakından ilgilenen bir kişiliği olduğu için bu projeye sıradan bir aksiyon filmi gibi yaklaşmayacağını biliyordum. Günümüz politik ikliminin tehlikelerini yansıtan gerilim yüklü filmler yapmayı seviyordu. Sadece bu bile projeye sıcak bakmam için yeterli oldu diyebilirim.”
Clancy’nin ünlü kahramanın portresini çizmeyi kabul eden Ben Affleck, üstlendiği bu role getirdiği ciddi sorumluluğun bilincinde olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam ediyor:
Clancy’nin ünlü kahramanı Jack Ryan’ı daha önce ‘The Hunt for Red October’da Alec Baldwin, diğer iki filmde ise Harrison Ford oynamıştı. Üstlendiği rolün getirdiği ciddi sorumluluğun bilincinde olduğunu belirten genç aktör, Baldwin ve Ford ile ilgili düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor:


“Her ikisini de takdir ediyor ve saygı duyuyorum. Yaptıkları filmleri daima keyifle izlerim. Eğer bu filmde de ikisinden birisi oynamış olsaydı gidip bir bilet alır ve izlerdim. Teklif bana geldiğinde ‘Pearl Harbor’un setinde Alec Baldwin ile birlikteydim. Jack Ryan karakteri üzerinde uzun uzun tartıştık. Rolü almam için yüreklendirici konuşmalar yaptı. Daha sonra Harrison Ford’u da telefonla arayarak onun da onayını aldım. Doğrusunu söylemek gerekirse o da çok destekleyici davrandı.”
CIA BAŞKANI ROLÜNDE MORGAN FREEMAN:
Filmin ikinci önemli karakteri CIA Başkanı William Cabot’tu. Aynı zamanda Jack Ryan’ın akıl hocası da olan William Cabot rolünü bugüne dek üç kez Oscar’a aday gösterilmiş tecrübeli aktör Morgan Freeman’in oynamasında görüş birliğine varıldı.
Yapımcı Mace Neufeld bu kararın gerekçesini şu sözlerle açıklıyor: “Çok çeşitli roller oynayan Morgan kişiliğindeki farklı katmanları başarıyla göstermiş bir aktördür. Rolüne tam bir tutku ve dürüstlükle sarılır. Ayrıca üstlendiği role inandırıcılık katabilen ender aktörlerden birisidir. CIA Başkanı William Cabot karakterinin öykü akışında hayati önemi vardı. Morgan bu zor görevinden üstesinden gelmeyi bildi. Düşündüğümüz ilk isim oydu. Şansımız varmış ki, gündeminde başka bir film olmadığı için bizlerle çalışmayı hemen kabul etti.”
Tom Clancy’nin politik ve askeri birikimine büyük saygı duyduğunun altını çizen Morgan Freeman, “Günümüz dünyasında olup bitenleri çok iyi anlayan bir yazar olduğunu, öyküleriyle karakterlerinin bu birikimi yansıttığının altını çizerek filmde üstlendiği William Cabot karakterini şöyle tanımlıyor:
“William Cabot iktidarın koridorlarında yolunu çizmekte çok yetenekli bir gizli ajan. Tıpkı Ryan gibi o da kariyerine Rusya Masası’nda analiz uzmanı olarak başlamış. Daha sonra çeşitli aşamalardan geçmiş. Rusya’daki durumla ilgili olarak Ryan’ı görevlendirdiğinde bu genç adamda çok özel birşeyler olduğunun farkına varıyor. O andan itibaren onu kanatlarının altına aldığını görüyoruz.”
“En Büyük Korku”da ABD Başkanı Robert Fowler rolünde tecrübeli aktör James Cromwell kamera karşısına geçti. Daha önce “The General’s Daughter – Generalin Kızı” adlı filmde Neufeld ile birlikte çalışmış olan Cromwell, filmde üstlendiği ABD Başkanı rolüyle ilgili şunları söylüyor:
“Tüm dünyanın kaderi onun omuzlarında... Açıkça söylemek gerekirse şu dünyada ABD Başkanından daha yalnız bir insan hayal edemiyorum. Sanıyorum ki, gelmiş geçmiş bütün ABD Başkanlarının tek kabusu, Robert Fowler’ın yüzyüze kaldığı durumda karar vermektir. Düşünebiliyor musunuz, büyük bir saldırı başlatma kararı onun iki dudağının arasında... Eğer koskoca bir kentin yok edilmesi emrini verme durumunda kalsaydınız, bu kararınız sonunda tüm dünya yıkımın eşiğine gelecek olsaydı ne yapardınız? O anda aklınızdan neler geçerdi? Olayın karamsarlığı ortada...”
SÜPER CASUSLAR VE DİĞERLERİ...
Ryan’ı görev bölgesine götürme işi tecrübeli CIA ajanlarından John Clark’a verilir. Bu rolde oynayan Liev Schreiber, filmde portresini çizdiği John Clark karakterini şu sözlerle anlatıyor:
“Bence John Clark kelimenin tam anlamıyla bir süper casus. Hiç kimsenin yapmak istemeyeceği görevleri yapan bir ajan diyebilirim. Fiziksel yapısı çok güçlü olduğu için her yere kolayca girip çıkabiliyor. Çeşitli yabancı dilleri akıcı biçimde konuşabilmesi sayesinde istediği her bilgiye ulaştığını görüyoruz. CIA’in en iyi ajanlarından olduğu için Cabot ona çok zor bir görev veriyor. Ryan’a alan operasyonları konusunda eğitim verecek, sonra da kayıp Rus bilimadamlarını araması için gizli göreve gönderecek. Ryan’ı eğitirken başlangıçta bir hayli sinirlendiğini görüyoruz. Ancak görev ilerledikçe iki ajan arasında yaratıcılığa dayalı sıkı bir dostluk oluşuyor.”
Başroller için Ben Affleck ve Morgan Freeman gibi aktörler hemen akla geldiği halde, Ryan’ın kız arkadaşı Cathy Muller rolünü kimin oynayacağını belirlemek daha zor oldu. Film yapımcıları kapsamlı bir arama çalışması yaptıktan sonra genç oyuncu Bridget Moynahan üzerinde karar kıldılar.
Yönetmen Robinson bu seçimin sebeplerini şu sözlerle açıklıyor: “Bridget hemen gönlümüzü çeldi. Cathy karakterinin stajyer doktor olması nedeniyle zeki, tutkulu ve kendine güvenli bir kadının portresini çizebilecek oyuncuya ihtiyacımız vardı. Aynı zamanda bunca tecrübeli aktör karşısında ezilmeden oynayabilecek güçte olmalıydı. Bu özelliklerin hepsi Bridget’te fazlasıyla vardı.”



Cathy karakteri güçlü bir kadın olduğu için bu rolü çok istediğini belirten Bridget Moynahan, üstlendiği rolle ilgili düşüncelerini şöyle özetliyor: “Cathy olağanüstü yetenekli ve bağımsız bir kadın... Tamamen kariyeri üzerinde odaklanmış. Hiç kimsenin oyuncağı olma gibi bir niyeti yok. Jack ile Cathy bu yönleriyle çok uyumlu bir çift oluşturuyor.”
Eski başkanın ani ölümü üzerine Rusya Başkanlığına Alexander Nemerov getirilir. Kendisini bir anda iktidarın tepe noktasında bulan Nemerov rolünde Ciaran Hinds kamera karşısına geçti. Nemerov’u “oldukça esrarengiz bir adam” olarak tanımlayan Hinds’in üstlendiği rol ile ilgili görüşleri şöyle:
“Nemerov hakkında çok az bilgiye sahip oldukları için Amerikalılar onun bir şahin mi yoksa güvercin mi olduğunu bilemiyorar. Washington’daki yaygın kanıya göre Nemerov tam bir bela... Buna karşılık, daha önce Rus lideriyle ilgili bir tez hazırlamış olan Ryan bu görüşe sıcak bakmıyor.”
Filmde zengin ve acımasız sanayici Richard Dressler rolünü İngiliz aktör Alan Bates üstlendi. Nemerov’un akıl hocası Grushkov rolünde Michael Bryne oynarken, Güney Afrikalı silah tüccarı Olson karakterini Colm Feore canlandırdı. Ulusal Güvenlik Danışmanı Revel rolünde Bruce McGill; Devlet Bakanı Owens rolünde Ron Rifkin; Savunma Bakanı Becker rolünde Philip Baker Hall; General Lasseter rolünde John Beasley ve Amiral Pollack rolünde Ken Jenkins kamera karşısına geçti.
HAVA KUVVETLERİ VE CIA’DEN BÜYÜK DESTEK:
“En Büyük Korku”nun (The Sum of All Fears) anlatımında doğruluk ve gerçekçiliğin hayati önem taşıması nedeniyle yapımcılar danışmanlık hizmeti verebilecek askeri ve devlet yetkilileriyle temasa geçtiler. Prodüksiyona yardımcı olanların başında Savunma Bakanlığı tarafından bu projeye tayin edilen Hava Kuvvetleri Eğlence İrtibat Subayı Charles E. Davis yer aldı.
Charles E. Davis filme yaptıkları katkıyı şu sözlerle anlatıyor:”Prodüksiyon şirketinden yardım isteği geldiğinde çok memnun olduk. İhtiyaçlarını belirlemek için yapımcılar ve yönetmenle yakın çalışma yaptık. Daha sonra bizim tavsiyelerimizi sunarak bunların en iyi nasıl karşılanabileceğini anlattık. Diyebilirim ki, ‘The Sum of All Fears’ teknik açıdan son yıllarda yapılan belki de en doğru film oldu.”
Savunma Bakanlığı’nın desteği bu kadarla sınırlı kalmadı. Teknik danışmanlık hizmetinin yanısıra aralarında F-16 ve B-2’lerin de bulunduğu çeşitli uçaklarla Amerikan ordusuna ait Blackhawk helikopterlerinin kullanılmasına izin verildi. ABD Başkanının denizciler tarafından kurtarılması sahnesinin çekiminde ise üç tane CH-53 helikopteri yer aldı.
Filmin doğruluğunun sağlanması yolunda bir adım daha atılarak Pentagon, Beyaz Saray ve Ulusal Hava Komuta Merkezi gibi önemli mekanlara girmelerine de izin verildi. Beyaz Saray’daki Durum Değerlendirme Odası, yine Beyaz Saray’daki Sorun Merkezi, Pentagon Kontrol Merkezi gibi mekanlara giriş izni de sağlandı. Gözetim altında olmak şartıyla sanat bölümüne de fotoğraf çekme, taslak çizme ve not alma gibi izinler verildi.
“En Büyük Korku”nun yapımcısı Neufeld, kendilerine sağlanan destek konusunda, “Devlet ve askeri yetkililerden aldığımız desteğin büyüklüğü sayesinde filmlerde şimdiye dek ulaşılamayan ölçüde doğruluğu elde ettik. Gerçek olanın yerini hiçbir şey tutamaz” diyor.
Filmde bir CIA analiz uzmanıini canlandıracak olan Ben Affleck, rolüne Virginia’daki Langley kentinde bulunan CIA karargahında hazırlanma fırsatını buldu. 25 yaşındaki CIA alan operasyonları yetkilisi Chase Brandon’un gözetiminde CIA karargahında tur atma şansına kavuşan genç aktör, orada Rusya üzerine çalışma yapan gerçek analiz uzmanılerle söyleşiler yaparak bilgi topladı.
Chase Brandon film yapımcılarına sağlanan desteği şu sözlerle anlatıyor: “Yardım konusunda ilk teklif prodüksiyon ekibinden geldi. Yönetmen, yapımcılar, set dekoratörleri ve kostüm görevlilerinin CIA tesislerine gelip gelemeyeceğini sordular. Gerçekçi bir film yapmak istedikleri için karargahımıza gelip bizlerin nasıl insanlar olduğumuzu görmek istiyorlardı. Biz oyuncuları da kapsayacak şekilde genişlettik. Geçmişte de film yapımcılarıyla birlikte çalıştığımız için CIA ajanı rolünde oynayan aktörlerin daha çok bilgi sahibi olmak için gerçek ajanlarla konuşmak istediğini biliyorduk.”
CIA karargahında günlerce kalan Ben Affleck, kendisini en çok oradaki normalliğin şaşırtığını belirterek izlenimlerini şu sözlerle anlatıyor:



“Herşey çok ilginçti. Gizli kapaklı operasyonlar yoktu. Değişik insanlardan oluşan grupların çalıştığı ofislere benziyordu. Bunların hepsinin son derece zeki ve kendisini ülkesine adamış vatansever insanlar olduğunu gördüm. CIA bünyesindeki insanların hepsi casus değil, birtakım belgeleri yazan ve fikir üreten insanlardı. CIA’deki analiz uzmanıleri bir bakıma üniversite son sınıf öğrencilerine benzettim. Onların yaptığı şey çeşitli insanlar, ülkeler ve olaylar konusunda istihbarat toplamak, sonra da toplanan bilginin sentezini yapmaktı.”

Oyuncular


Kullanıcı Yorumları

İlk yorumu siz yapın... Yorum Yaz

Yorum Yaz



 

Hangi Film Nerede Oynuyor


Diğer Filmler