İşaretler

İşaretler (Signs)

Puan : 6/10 55 oy
İşaretler
Yönetmen: M. Night Shyamalan
Oyuncular
:
Tür: Drama, Gerilim
Yapım Yılı: (106 dk)
Vizyon Tarihi: 18 Ekim 2002 Cuma
Daha fazlası için tıklayın...
Yapımcı Firma: Blinding Edge Pictures [us]
Yapım Ülkesi: ABD
Orijinal Dil: İngilizce
Orijinal Adı: Signs
Resmi Site: www.signs-zeichen.de/
Dağıtıcı Firma: UIP Filmcilik

Filmin Özeti

Eski bir rahip olan Graham Hess (Mel Gibson), çok sevdiği eşinin altı ay önce ölmesinin ardından biri erkek diğeri kız iki çocuğuyla Pennysylvania’daki çiftliğine yerleşerek çiftçilik yapmaya başlamıştır. Ailesini ayakta tutmak için büyük çaba sarfeden Graham'a destek olmak için çiftliğe küçük kardeşi Merrill de (Joaquin Phoenix) gelir ve onlarla birlikte yaşamaya başlar.

Fakat Graham aksi yöndeki tüm çabasına rağmen eşini genç yaşta kaybettiği için Tanrı'ya olan inancını yitirmeye başlamış ve rahiplikten soğumuştur.

Bu günlerden birinin sabahında uyanır ve çiftliğindeki tarlada yüzlerce metre çapında daireler olduğunu görür. Bu garip şekiller Graham ve ailesinin hayatını sonsuza dek değiştirecek, inançlarını yeniden sorgulayarak gerçeği bulmasına yol açacaktır.

Çekim Bilgileri

TARLALARDAKİ ESRARENGİZ ŞEKİLLER
Shyamalan’ın tarladaki garip şekillerin gerçeğe uygun olmasını istemesi nedeniyle evi çevrel...
Devamı için tıklayın...
TARLALARDAKİ ESRARENGİZ ŞEKİLLER
Shyamalan’ın tarladaki garip şekillerin gerçeğe uygun olmasını istemesi nedeniyle evi çevreleyen doğa görüntülerinin de çok büyük önemi vardı. Bu şekiller havadan bakış sahneleri için bile kesinlikle bilgisayar aracılığıyla yapılmamalıydı. Bölgeye ekipler gönderilerek 40 – 50 dönümlük araziler araştırıldı. Bu arazilerde belirli bir zaman diliminde yeteri kadar mısır yetiştirilebilmeliydi. Ayrıca doğal görüntünün ve ufuk çizgisinin de tam Shyamalan’ın hayalindeki gibi olması gerekiyordu. Uzun araştırmalardan sonra Bucks County bölgesinde ideal bir mekan bulundu. Burası, Delaware Vadisi Koleji olarak bilinen bir ziraat fakültesinin çevresindeki alanlardı.
Shyamalan’ın bir özelliği de filmlerini olabildiğince bir süreklilik içinde çekmesidir. Başka bir deyişle sahnelerin çekim sırasını filmin konusunu yakından izleyen bir süreklilikle düzenlemeyi tercih eder. Tarlaya ekilen mısırların olgunlaşması ve yakın çekim için uygun hale gelmesini bekleyemeyecek kadar kısa zaman vardı. Ayrıca filmin konu akışına göre olaylar dış mekanlarda başlıyor ve daha


sonra iç mekanlarda devam ediyordu. Buna rağmen çekim ekipleri “Signs”ın çekimlerini belli bir süreklilik içinde gerçekleştirmeyi başardılar.
Çiftlik evi, avlu, garaj ve daire şeklindeki garip şekillerin yer aldığı çekimlere ziraat fakültesi alanında başlandı. Çiftlik evinin içinde bir mutfak vardı ve aile bireylerinin içeriden dışarıya çıkışını gösteren sahnelerde kamera sürekli onları izliyordu. Bu mutfağın bir benzeri de Philadelphia eyaletindeki Bensalem kasabasında bulunan büyük bir depoda kuruldu. Ayrıca evin yatak odaları, oturma odası, koridorları ve bodrumları da bu depoda yeniden oluşturuldu.
Geçtiğimiz yıllarda İngiltere ve Hindistan gibi bazı ülkelerde tarlalarda garip şekiller görülmüştü. Ancak bu ülkelerdeki garip şekiller genellikle buğday veya arpa tarlalarındaydı. Shyamalan filmde tarlaya ekilen ürünün mısır olmasını uygun gördü. Mısırın buğdaya oranla daha yüksek boyda bir ekin olması nedeniyle filmdeki karakterlerin tarlada koşarken adeta bir labirentte kaybolmuş gibi görüntüsü sağlanacaktı. Buğday tarlasında kaybolma duygusu çok güçlü değildi. Mısır tarlasındaki görüntülerin izleyici açısından daha inandırıcı olacağına kuşku yoktu.
Gösterime girişinden önce Newsweek dergisinde filminin başarı şansıyla ilgili bir söyleşi yapan M. Night Shyamalan’ın “Signs – İşaretler” projesiyle ilgili son sözleri şöyle:
“Gişe hasılat rakamları umurumda değil. Ben bağlantılara bakarım. Filmlerimin bir fenomen, kültürel fenomen olmak istiyorum. İzleyici kendisini filmdeki o mekanlarla, insanlarla ve anlatılanlarla bağlantılı hissetmeli... ‘Jaws’, ‘E.T.’, ‘The Exorcist’ böyle filmlerdi. Bunların hepsi seyirciyle bağlantı kurmuştu.”

Açıklar

PRODÜKSİYON NOTLARI
M. Night Shyamalan yeni filmiyle ilgili fikirlerini henüz “Unbreakable – Ölümsüz”ün prodüksiyon işlemleri...
Devamı için tıklayın...
PRODÜKSİYON NOTLARI
M. Night Shyamalan yeni filmiyle ilgili fikirlerini henüz “Unbreakable – Ölümsüz”ün prodüksiyon işlemleriyle uğraştığı sıralarda geliştirmeye başladı. 1999 yılında çektiği “The Sixth Sense – Altıncı His” ile dünya çapında adını duyuran Shyamalan’ın kendine özgü bir fikir ayrıştırma ve netleştirme yöntemi vardı. Ünlü yönetmen bu yöntemi şu sözlerle açıklıyor:
“Aklıma yeni bir fikir geldiğinde ‘Harika bir fikir bu, hemen yazmaya başlayayım!’ demek yerine sekiz aşamadan oluşan bir karar verme süreci uygularım. Senaryolarımı belirli kriterleri göz önüne alarak yazarım. Yeni oluşan bu fikrin herşeyden önce duygusal, insani anlamları olmalıdır. Ayrıca tüm insanlığın ilgisini çekebilecek evrensel bir mesajı bulunmalıdır. Bu mesaj var olduğu sürece filmin konusunun Hindistan, Japonya veya Philadelphia’da geçmesinin önemi kalmaz.”
Shyamalan, yönetmenlik ve yazarlık kariyerinde henüz çok yeni olmasına karşın çok özgün bir stil geliştirdi. “Signs”tan önceki iki filmi olan “The Sixth Sense” ve “Unbreakable”ın yapımcılığını üstlenen Sam Mercer, Shyamalan’ın klasik ile yeniyi birleştiren yepyeni bir senaryo yazarı olduğu görüşünde...
Onun bu görüşüne “The Sixth Sense”in arkasındaki yapımcı ekip olan Frank Marshall ile Kathleen Kennedy de aynen katılıyorlar. Shyamalan’ın stilini Hitchcock’unkine benzeten Kathleen Kennedy’nin bu şunları söylüyor: “Hithcock’u çağrıştıran bir tarzı olduğu kuşkusuz. Ancak henüz 31 yaşında olduğu için o tarza modern yaklaşımlar getirme gücüne sahip... Son çektiği filmler ile ‘Bu bir Night Shyamalan filmidir’ dedirtebilecek kendine özgü bir tarz oluşturmayı başardı. İnsanlar artık onun filmlerini hemen tanıyabiliyorlar.”
Yapımcı Sam Mercer bu düşünceye katıldığını ifade ederek şunları ekliyor: “Onun filmleri psikolojik gerilim çalışmasıdır. Hepsinin gerilim yüklü olduğuna kuşku yok. Ancak onu diğer yönetmenlerden ayıran unsurun kısaca ‘duygusal faktör’ adını verdiğimiz endişe unsurunu sıradan bir sinema seyircisi için kolaylıkla yükseltebilmesidir. Yazım tekniğinde birbirinden çok farklı elementleri kullanmak suretiyle öykülerinde değişik katmanlar oluşturduğunu görürüz.”
Shyamalan’ın diğer filmlerinde olduğu gibi “Signs”ta da öykü anlatımında doğaüstü unsurların önemli yer tuttuğu görülür. Yönetmen bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle açıklıyor: “Bence insanlığa ilişkin bir öykünün anlatımında doğaüstü unsurların hepsi birer metafor gibidir. Doğaüstü unsurların insanların test edilmesi için önemli bir araç hizmetini gördüğünü düşünüyorum.”
ÇİFTLİKTE PARÇALANMIŞ BİR AİLE
Kısmen aile draması, kısmen de gerilim filmi olarak tanımlayabileceğimiz “Signs”taki olaylar dizisi, annenin trajik ölümü sonucunda parçalanmış bir ailenin görüntüleriyle başlar. Yapımcı Sam Mercer’in anlatımıyla bu aile zor bir dönemeçten geçmektedir. Başlarına gelen felaket sonrasında yepyeni bir yapılanmaya girmek zorundadırlar. Özellikle de ailenin babası eski bir rahip olduğu için inancını sorgulama durumundadır. Bunu yaparken hayatındaki öncelikleri değerlendirir ve ilk aşamada ailesini korumanın birinci önceliği oluşturduğu kararına varır.
Öykülerindeki doğaüstü unsurların varlığına karşın Shyamalan’ın filmlerinde gerçekçilik olgusu hayati önem taşır. Yapımcı Kathleen Marshall, Shyamalan filmlerindeki belirleyici özelliği şöyle anlatıyor:
“Night’ın filmlerinin bence en ilginç yanı, farklı temaların birbirine paralel biçimde ilerlemesidir. ‘The Sixth Sense’ten örnek verecek olursam, ilk izleyişinizde bunun bir hayalet filmi olduğunu düşünürsünüz. Ancak aynı filmi ikinci izleyişinizde aslında bir aşk öyküsü olduğu ortaya çıkar. Aynı durum ‘Signs’ için de geçerlidir. Evet, bu bir bilimkurgu filmidir ama aynı zamanda inançlar ve spritualizm üzerine ciddi bir dramadır. Başka cümlelerle söylersem, bu film doğaüstü bir olay karşısında yeniden biçimlenen insani duygular üzerine bir çalışmadır diyebilirim.”
Bu noktada sözü devralan Shyamalan, imzasını attığı filmlerin amacını şu sözlerle dile getiriyor: “Doğaüstü konuları ele alan filmlerin başlangıcında ‘Bu filmde göreceklerinizin hiçbirisi gerçek değildir’ şeklinde bir ibareye yer verilir. Ben böyle bir uygulama yapmamaya çalışıyorum. Amacım çok kötü koşullar altında kalan bir insanın nasıl davranacağını olabildiğince derinlemesine incelemek. Seyirciye, ‘Bunlar gerçekten olsaydı neler hissedirdin?’ sorusunu yöneltmek isterim. Böylelikle öykünün içinden duygusal gerçekliğin ta kendisi zaten çıkacaktır.”

SHYAMALAN USULÜ ÇEKİMLER
Shyamalan’ın yazarlık ve yönetmenlik yönlerinin yanısıra görsel stilinin gücü de çok iyi bilinir. Storyboard sanatçısı Brick Mason, Shyamalan’ın senaryolarında görsellik unsurunun çok yüksek olduğunu özellikle belirtiyor. Yönetmenin ikinci filmi olan “Wide Awake”den bu yana sürekli Shyamalan ile çalışan Brick Mason, storyboard işleminin Shyamalan için büyük önem taşıdığını, tek tek sahnelerin çekiminden önce filmin genelini önceden görselleştirdiğini sözlerine ekliyor.
Shyamalan’ın storyboard sürecini çok iyi kullandığını belirten Brick Mason sözlerine şöyle devam ediyor: “İstediği storyboard’ları sürekli olarak gözden geçirerek bunlardan tüm departmanların yararlanmasını sağlar. Böylelikle insanlar bunlara bakarak kendilerinden ne beklendiğini, görevin ne olduğunu daha iyi anlayabilirler. Ayrıca storyboardlar sayesinde hangi çekimlerin ne zaman yapılacağı konusunda teknik ekiplerle iletişim de sağlanmış olur.”
Brick Mason sözlerini şöyle noktalıyor: “Çekimlere başlamadan önce yorucu bir hazırlık aşamasını mutlaka uygulayan Shyamalan’ın, film yapımında uzun yılların süzgecinden geçmiş temel tekniklerine yürekten bağlı olduğunu düşünüyorum. O geleneksel yöntemlere göre hareket eden bir yönetmendir. Storyboardlarında bilgisayar kullanmaz. Sadece kalem, kağıt ve silginin yer aldığı klasik tarzı uygulamayı tercih eder. Shyamalan’ın film yapımında modern deneyimlere biraz kuşkuyla yaklaştığını, geleneksel yöntemlerden uzaklaşmadığını gördüm.”
“Signs”ın başrol oyuncularından Joaquin Phoenix de Shyamalan’ın vizyonundan etkilendiğini belirterek yönetmenin uyguladığı yöntemler konusunda şunları söylüyor:
“Shyamalan’a göre film çekmek bazı bilimsel teknikleri uygulamayı gerektirir. Ancak bunu yaparken filmdeki karakterlerin duygusal özünü asla kaybetmez. Aslında bu zor bir dengedir. Tekniğe fazla ağırlık verirseniz, örneğin dikkatinizi kamera hareketi, ışıklandırma gibi konulara yöneltirseniz filmin insani niteliğini kaybetme tehlikeniz var demektir. Ya da tam tersine dikkatinizi insani boyuta verirseniz bu kez de teknik yanı zayıf kalabilir. Sonuçta bu dengeyi sağlamak kolay iş değildir. Shyamalan bu filmi çekerken öylesine harika bir atmosfer oluşturdu ki, bütün oyuncular için esin kaynağı olması kaçınılmazdı.”

Oyuncular


Kullanıcı Yorumları

Toplam 1 Yorum Yorum Yaz
  • Film Notu
    10
    kardelen artuç 16.01.2014 22:24:00
    çookkkk korkunççç.

Yorum Yaz



 

Hangi Film Nerede Oynuyor