|
 |
2/5 |
 |
| Kar Köpekleri |
|
|
|
| Kar Köpekleri |
 |
Kar Köpekleri Filmi Çekim Bilgileri
|
. OYUNCULAR NASIL SEÇİLDİ?
“Snow Dogs”un baş karakteri olan Miami’li diş hekimi Ted Brooks rolünde Cuba Gooding Jr kamera karşısına geçti. Filmin yapımcısı Jordan Kerner bu seçimin nedenini şöyle açıklıyor:
“Ted rolünü üstlenecek aktörün işine dört elle sarılması ve komedi zamanlaması denilen olayı bilmesi gerekiyordu. Ayrıca daha önceden hiç ummadığı ilişkiler ve zorluklarla karşılacak olan bu karakterin yaşayacağı geniş kapsamlı deneyimi başarıyla yansıtması şarttı. Bundan önce ‘Jerry Maguire’ ve ‘Men of Honor’ gibi çalışmalarında izlediğim Cuba Gooding Jr’ın performansını çok iyi biliyordum. Ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu kanıtlayan bir oyuncuyu seçmekten daha doğal bir şey olamazdı.”
Yönetmen Brian Levant ise bu konudaki düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor: “Cuba tıpkı bir profesyonel atlet gibi kondüsyona sahip bir aktördür. Boks yapmayı, hokey oynamayı bilir. Son derece hızlı ve güçlüdür. Dağlarda geçen böyle bir filmde güçlü kondüsyona sahip bir aktör gerekliydi. Cuba en tehlikeli hareketleri bile kendisi yapmaktan kaçınmadı. Bu hareketlerin aktörün kendisi tarafından yapıldığının, dublör kullanılmadığının seyirci tarafından bilinmesi benim açımdan çok önemliydi. Cuba ayrıca Buster Keaton döneminin komedi zamanlamasına sahip bir oyuncu olduğu için fiziksel komedinin inceliklerini biliyordu.”
Filmin ikinci önemli karakteri olan Fırtına Jack rolü için yapımcılar güçlü kişiliğe sahip tecrübeli bir aktör düşünüyorlardı. Fırtına Jack bir dağ adamıydı ve herkesin görünüşünden bile ürktüğü bir portre çizilmesi gerekiyordu. Yapımcılar bu rol için Hollywood’un tecrübeli aktörlerinden James Coburn üzerinde görüş birliğine vardılar.
Çocukluk yıllarında James Coburn’ın oynadığı “The Magnificent Seven”, “The Great Escape” ve “Our Man Flint” gibi dev yapımları gördüğünü belirten yapımcı Jordan Kerner, “Fırtına Jack’in portresini James Coburn gibi Oscar ödüllü büyük bir aktörün çizmesini çok istedim. Film yapımcılığının en iyi yanlarından birisi de saygı duyduğunuz aktörlerle günün birinde çalışma fırsatının çıkmasıdır. Uzun zamandır Coburn ile çalışmayı hayal ediyordum. Onun gibi bir aktörü sette görmek benim açımdan bir mucizenin gerçekleşmesi gibiydi” diyor.
“Snow Dogs”un önemli karakterlerinden birisi de, Ted’in Alaska’ya gelişiyle birlikte tanıştığı kadın barmen Barb karakteriydi. Yapımcılar bu rol için 50’li yılların klasik filmlerinde gördüğümüz kadın barmen tipini düşündüler. Erkeklerden kesinlikle çekinmeyen, gerektiğinde onları bardan tekme tokat dışarı atabilecek kadar güçlü bir kadın olmalıydı. Sonunda bu rolü Hollywood’un yeni kadın oyuncularından Joanna Bacalso’nun üstlenmesine karar verildi.
Genç oyuncu Joanna Bacalso, filmde portresini çizdiği kadın barmen Barb karakterini şu sözlerle tanımlıyor: “Barb’ın en beğendiğim yönü hiç kimseden korkmayacak kadar cesur bir kadın olmasıydı. Ancak o cesur olduğu ölçüde hassas bir kadın... Sevdiği insanlara karşı özenli davranıyor ve altın gibi bir kalbi var. Son derece gerçekçi bir kadın.”
“Snow Dogs”un oyuncu kadrosu bu kadar da değildi. Ted’in annesi Amelia rolünde “Star Trek” serisinde Uhura rolünde tanıdığımız Nichelle Nichols, Ted’in kuzeni Rupert rolünde ise müzik sanatçısı Sisqo kamera karşısına geçtiler. Graham Greene, M. Emmet Walsh ve Brian Doyle Murray gibi karakter oyuncuları ise Tolketna halkından insanları canlandırdılar.
“SNOW DOGS”UN KÖPEKLERİNİ TANIYALIM
Güneş, kum ve bikiniler diyarından buzlar ve karlar ülkesine gelen Ted orada sayısız zorlukla karşılaşacaktır. Yeni bir çevreye alışmasının yanısıra bir de köpekleriyle iletişim kurmak, onlarla dost olmak zorundadır. Ted’in Miami’de köpeklerle ilgili tüm tecrübesi, komşusunun sürekli havlayan küçük köpeğinden ibarettir. Artık o günler artık geride kalmıştır ve yedi kızak köpeğiyle bir sınır köpeğinin beslenmesi ve bakımıyla da uğraşmak zorundadır. Hayvanlarla ilişkisi hem fiziksel hem de duygusal açıdan bir dizi eğlenceli gelişmeyi de beraberinde getirecektir.
Film setlerinde hayvanlarla çalışmak başlıbaşına bir mücadele gerektirir. Ancak Brian Levant gibi deneyimli bir yönetmen sözkonusu olunca çok fazla zorluk sözkonusu olmadı. Bundan önce “Beethoven” ve “The Flintstones” adlı filmlerinde hayvanlarla birlikte çalışan Levant, “Herkes bana hayvanlarla ve çocuklarla birlikte film yapma diyor. Ama ben kariyerimi bu tarz filmlerle yaptım. Evimde de kendime ait altı köpeğim olduğu için onlarla iletişimim iyidir. Bu yüzden bu filmin yönetmenlik teklifi gelince bir an bile duraksamadan kabul ettim. Sette 80 tane de köpek olsaydı benim için fark etmezdi. Yine kabul ederdim.” diyor.
“Snow Dogs”un senaryo yazarları filmdeki köpeklerin her birine ayrı bir isim vermişler ve farklı bir kişilik yüklemişlerdi. Şimdi de sırasıyla köpek dostlarımızı tanıyalım.
DEMON kızak köpekleri grubunun lideridir. Fazlasıyla akıllı bir köpek olduğu için diğerlerine önderlik yapar. Aslına bakarsanız “Şeytan” anlamına gelen ismine layık davranışlar sergiler ve iyi bir köpek olmasına rağmen kimi zaman şeytanca niyetleri olduğunu gizlemeye gerek görmez.
Filmde Demon rolünde D.J. adlı çok sevimli bir köpek oynadı. Yapımcı Kerner ve yönetmen Levant, masmavi gözleri olan bu köpeği gördükleri anda onu filmde oynatmaya karar verdiler.
Kızaklara bağlanan köpeklerin belli bir diziliş sırası vardır. En öndeki köpek grubun lideri ve rehberidir. “Snow Dogs”un lider köpeği Demon oldu. Onun arkasına iki köpek bağlanır ve bunlar öndekinin yönlendirmesine göre hareket ederler. Bu iki köpeğe ‘İşaret Köpeği’ adı verilir. Filmin iki ‘İşaret Köpeği’ ise Mack ve Diesel oldular. Bu rollerde Floyd ve Shadow isimli iki kırmızı renkli köpek oynadı. Bunlar kıpkırmızı renkleriyle büyüleyici bir görüntü ortaya çıkarttılar.
Bu ikilinin arkasında ise Duchess ile Scooper adlı iki köpek vardır. Duchess her erkek köpeğin düşlerini süsleyen bir dişi köpektir. Gruptaki tek dişi olması nedeniyle diğer altı köpeğin ilgi odağıdır. Cinsiyetinin farklı olması nedeniyle diğer arkadaşlarının duygularını paylaşmakta zorluk çeker. Yapımcılar bu rolde Tika adlı bir dişi köpeğin oynamasına karar verdiler.
Duchess’in yanına bağlanan Scooper’a gelince. Scooper tam anlamıyla mutlu bir köpektir. Donmuş tundralarda olan bitenlerden dolayı canını hiç sıkmaz. Kızağa bağlanıp çalışmaktan dolayı mutludur. Gömdüğü kemikleri bulup çıkarttığı zaman keyfinden yanına varılmaz. İyi yürekli bir köpek olan Scooper ayrıca yaptığı antikalıklarla da diğerlerini mutlu eder. Bu rolde Speedy adlı bir köpek oynadı.
Duchess ile Scooper’ın arkasında ise “Tekerlek Köpekleri” adı verilen son iki köpek yer alır. Bu ikisinin kızağa en yakın olması nedeniyle bütün yük onların üzerindedir. Dolayısıyla atletik yapıda olmaları gerekir. Buraya bağlanan iki köpeğin isimleri Yodel ve Sniff’tir.
Balıklar yüzer, kuşlar uçar, köpekler ise havlar ve insanların işine yarar. Yodel de bu havlama işini ciddiye alan bir köpektir. Havlarken çıkarttığı ses tonunu çok sever ama kimi zaman bu olayı fazlaca abarttığı için de kızaktaki insanların kulak zarını rahatsız edecek boyutlara getirir. Filmde en favori ses tonuyla havlayan Yodel rolünde Koda adlı bir köpek rol aldı.
Yodel’in yanına bağlanan Sniff’e gelince... Sniff’in en önemli özelliği çok iyi koku almasıdır. Sürekli havayı koklamasıyla tanınır. Sanki dünyaya gelme sebebi çevreyi koklamaktır ve bunu da çok iyi yapar. İyiyle kötüyü ayırabilen kusursuz bir burnu vardır. Hatta burnu sayesinde filmin insan karakterlerinden birisinin hayatını bile kurtarır. Bu rolde Buck adlı bir köpek oynadı.
Yedi tane kızak köpeğini tanıdıktan sonra sıra geldi Nana adlı sınır köpeğine... Nana diğerleri gibi kızak köpeği değildir. Çok iyi koşar ve diğer yedi kızak köpeğinin sorun çıkartmasına izin vermez. Aynı zamanda dünya tatlısı ve güvenilir bir arkadaş gibidir. Bu rolde Fly ve Dash adlı iki köpek dönüşümlü olarak oynadı. Fly adlı köpek çok iyi rol yapabiliyordu ama bacakları oldukça kısa olduğu
için kızağın yanında aynı hızda koşamıyordu. Dolayısıyla Dash adlı daha uzun bacaklı bir başka köpek daha devreye sokularak kızakla aynı hızda koşması sağlandı.
Filmde rol alacak köpeklerin bulunması görevini Hayvan Antrenörlüğü Koordinatörü Stacy Basil üstlendi. Kuzey bölgesinin soğuk ikliminde bir aylık geziye çıkan Stacy Basil, en mükemmel köpekleri bulmak için yoğun çaba harcadı. Yanında bir digital kamera, bir modem ve bir bilgisayar vardı. Bulduğu köpeklerin JPEG formatındaki resimlerini internet üzerinden yapımcılara yolladı.
Filmde kullanılan köpeklerin hiçbirisinin daha önceden sinema deneyimi olmadığının altını çizen Stacy Basil, “Seçtiğim köpeklerin hepsi sıradan insanlara aitti. Bundan önce başka filmlerde rol almamışlardı. Bu yüzden oyunculuk konusunda herşeyi öğrenmek zorunda kaldılar. Bir bölümünü Alaska’dan bir bölümünü de Kanada’dan getirdik.” diyor.
Yapımcıların genel tercihi, mümkün olduğu kadar gerçek köpeklerle çalışmaktan yana oldu. Ancak bazı belirli sahneler için Jim Henson’s Creature Shop adlı efekt şirketinde hazırlanan animatronik köpek kullanıldı. Tasarımcılar tarafından özel olarak yapılan bu animatronik köpeğin hazırlanması sırasında yoğun bir çalışma yapıldı. Gerçek köpeklerle tamamen aynı kürk rengine ve yüz ifadesine sahip olması sağlandı. Animatronik köpeğin kulaklarına ve gözlerine takılan özel cihazlar sayesinde üzgün ya da mutlu görüne köpek efektleri elde edildi.
Cuba Gooding Jr, filmde hayvanlarla birlikte çalışmanın inceliklerini şu sözlerle anlatıyor: “Hayvanlarla prova yapmayı çok severim. Eğer onlara karşı rahat değilseniz hemen sezerler ve öfkelenirler. Onların saldırgan görünmesini gerektiren sahneler olduğu için bunu bilmek çok önemliydi. Bana saldırıyor gibi olmalarını gerektiren birçok sahne vardı. Onlara karşı rahat davranabilmeyi başardığım için sahnelerin hepsi kusursuz oldu.”
Yönetmen Brian Levant ise düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor: “Eğer bir hayvandan en iyi performansı elde etmek istiyorsanız onları çok iyi tanımak zorundasınız. Örneğin, ‘Bir hayvan ne düşünür?’, ‘Çevresini ve yakınındaki insanları nasıl algılar?’ gibi soruların yanıtını bilmeniz gerekir. Burada olabildiğince doğal ve gerçek görüntüler elde etmeyi hedefledik. Herşeyden önce seyirciler bu hayvanların rol yaptığını unutmalı ve tüm davranışlarının gerçek olduğunu düşünmeliydiler.”
KÖPEKLER NASIL EĞİTİLDİ?
Hayvanların eğitim ve bakımından sorumlu kişi, Hayvan Antrenörü ve Koordinatörü Stacy Basil’di. Kuzey Amerika’yı baştanbaşa tarayan Stacy Basil, “Hayvanlar bizim çocuklarımız gibidir. Eğer sağlıklıysalar iyi bir eğitmensiniz demektir” diyor.
Filmin çekimlerinin devam ettiği günlerde hayvanlar Victoria’daki bir hayvan parkında barındırıldı. “Köpeklerin Regency Hotel’i” olarak bilinen bu tesislerde her köpeğin ayrı bir odası vardı ve rahat etmeleri için geniş bir alanda her türlü hizmet veriliyordu. Ayrıca sıfırın altında seyreden soğuklardan olumsuz etkilenmemeleri için odaları özenle ısıtıldı. Buna karşılık köpeklerin dışarıdaki soğuktan pek şikayeti yok gibiydi. Termometreler sıfırın altını gösterdiği halde dışarıya çıkıp koşuyorlardı.
Her köpeğin ayrı birer antrenörü olmasının yanısıra saç ve makyaj uzmanı vardı. Kısacası keyifleri yerindeydi ama eğitim almaları da gerekiyordu. Sonuçta bu köpekler tatile gelmemişlerdi. Bu noktada sevginin çok önemli olduğunu belirten Hayvan Antrenörü Stacy Basil, eğitilecek köpeklerin sevgiyi hissetmesi gerektiğini söylüyor ve devam ediyor:
“Köpekleri yeterince şımarttık ama eğitimi de eksik etmedik. Elimizdeki en önemli silahımız planlamaydı. Dövüş koordinatörü ve yönetmen asistanıyla sıkı işbirliği içinde çalışarak çekimlerin güvenliğini sağladık. Yapılan her çekim bir düşüncenin ve koreografinin ürünüydü. Güvenlik tam anlamıyla sağlanmadan kesinlikle çekim yapmadık.”
Çekimler sırasında hayvan haklarını korumakla görevli Kanada Şefkat Derneği temsilcileri de sette hazır bulundular ve hayvanlara yapılan davranışları yakından izlediler. Hayvanlara kötü davranılmasını önlemek için herşeyi belgelediler. Hayvan haklarına bu derece özenli yaklaşım sonucunda filmde onların güç durumda kaldığı ve eziyet çektiği sahneler film hileleriyle yapıldı. |
|
|
|