2 puan |
Cenk Kıral
01.10.2002 00:05:00 |
Aslında nasıl oldu ben de anlamadım, ama şu son zamanlarda furyası esen Mumya filmlerini görmeden bile allerji kapan birisi olarak, garip bir şekilde bu filmin pazarlama sihrinin etkisi altında kalarak filme gittim. Sanırım filmin gösterime girdiği gün Hıncal Uluç'un yazısının da payı olsa gerek. Son sözü şimdiden söylemek gerekirse, Hıncal Uluç'a dava açsam kazanırım. Bunca seyrettiğim film arasında, filmi yarısında bırakıp gitmek istediğim ikinci film olarak tarihe geçecektir. Arkadaşımın israrıyla kaldım, ve bu rezalete tanık olmaya devam ettim.
[br]
[br]Bir kere, filmin senaryosu berbat bir akış sergiliyor. Garip ve kopuk hikaye adacıkları, seviyesi iyi tutturulamamış bir espri anlayışı ile bezenmiş, öyle havalarda uçuşuyor ki, bir türlü bizi içine alamıyor. Sanki, bu filmin yazarı, öylesine aklına geldikçe, kafayı çekip çekip sekanlar yazmış, ama sonunda da oturup bakmamış acep bu filmin akışı nasıldır diye.
[br]
[br]Oyunculuk olarak bir tek Selami Şahin olayı sürpriz denecek kadar iyi kotarıyor, ama bu gizli kalmış hazine bile tam kullanılamamış. Filmin sonlarına doğru kayboluyor (herhalde bir konser veya kaset çekimi filan vardı) sonra da pat diye çıkıyor. Benim çok ümitli olduğum Tarık Pabuçcuoğlu bile abartılı oyunculuğu içinde yazık olarak eriyor. Teoman ise bu filme hangi akılla sokulmuş onu anlamadım. Adam bir beyzbol oyuncusunun buz hokeyi sahasındaki şaşkınlığı ve beceriksizliği içinde "ulan nerden sardık bu işi başımıza" der gibi geziniyor filmde.
[br]
[br]Filmin Mısır piyasasına pazarlandığı o kadar belli ki, Mısırlı oyuncular adeta destansı bir film oynamanın gururuyla sürekli boy gösteriyor. Herhalde filme konulan avansın boyutundan olsa gerek, yönetmen belli bir süreyi onlara ayırmak zorunda kalmış, ve bu da zaten zayıf filmi daha bayar hale getirmiş. Öte yandan, dünyanın en keşmekeş ve en sefil şehirlerinden Kahire, reklam/pazarlama felsefesinin gereği, hep en ışıltılı tarafından görüntülenmeye özen gösterilmiş.
[br]
[br]İşin reklam tarafı da ayrı bir komedi. Amerikan sinemasında da sık sık olan "sponsorluk" olayı o kadar abartılı ki, yani neredeyse Fanta filmasının apartman boyu dev bayraklarını asacaklarmış ama insafa gelerek direklere sarmayı yeterli görmüşler. Bu işi daha ince bir zerafetle yapmayı birisi yönetmene gösterse çok iyi olurdu.
[br]
[br]Ayrıca, en vahimi de, filmin belirli yerlerinde ışık kullanımı o kadar yetersiz olmuş ki, bazı sahneleri karanlıktan seçemiyorsunuz. Ya ışıkçının teçizatları bozulunca eldekilerle yetindiler, ya da birisi hakikaten bu işi bilmiyor.
[br]
[br]Özetle, bir kaç sinema fanatiği amatörün kendi imkanlarıyla, ellerindeki video kamerayla akrabalarını oynatarak yapabileceği düzeydeki orta okul müsameresinden bozma filme bu kadar para harcayanlara allah akıl fikir ihsan eyler inşallah. Kalkıp benim gibi bu saçmalığı görmeye gidenlere de gani gani sabır ihsan eyle ya rabbim.
|