8 Yıl Sonra Döndü

7.3.2007



Derya Alabora, İçine Sinmeyen Bir İşte Başrol Bile Olsa Oynamak İstemediği İçin Sekiz Senedir Uzak Kaldığı Beyazperdeye Ademin Trenleri'yle Döndü. Sıradan bir gündür Harupçu ailesinin Şişli Lisesi öğrencisi kızı Derya okuldan hışımla döndüğünde. Bir öğretmeniyle kavga etmiştir, ailesinin şaşkın bakışları altında kararını açıklar: Okumayacaktır artık. Derhal bir şirkette muhasebeci olarak işe girer. Birkaç hafta geçmeden pişman olmuştur bile. Neyse ki öfkeyle gemileri yaktığı kadar, yanlışında inat etmemeyi de beceren biridir, hayatının en doğru kararını vererek okula döner. O günden bellidir, hep biraz kavgacı, ama hep de sağduyulu, bir anda küsüp her şeyi bırakmaya da, zamanı gelince yine barışıp baştan başlamaya da hazır biri olacağı... Opera sanatçısı Nazım Harupçu ile ilkokul öğretmeni Türkan Hanım'ın tek çocuğu olarak İstanbul'da dünyaya gelir Derya Alabora, bir 19 Ağustos günü. Babası İzmirli, annesi Selaniklidir. Çocukluğu Ankara'da geçer, ama bir ayağı da 'ikinci annem' dediği teyzesinin yanında, İstanbul'dadır. 'Alabora' soyadını da teyzesinden alır zaten. Sokakta arkadaşlarının elebaşı, ama bir o kadar da utangaç bir çocuktur. Öyle küçük yaşta eline mikrofon almışlığı, taklitler yapmışlığı yoktur. İsteği dansçı olmaktır, ama babası kızının bu kadar zor bir hayatı seçmesini istemez pek. Başarılı olacağına inanır Ailede birçok tiyatrocu olunca, o da konservatuvara girmeye karar verir. Dayısının oğlu Mustafa Alabora hazırlar onu Mimar Sinan'ın sınavına. Çok heyecanlanır, jürideki Can Gürzap'ın 'Çekiniyor bu biraz' dediğini hatırlar, ama sınavı kazanır. Anne babası neden sonra itiraf ederler, çekingen kızlarının bu mesleği yapabileceğine pek ihtimal vermediklerini... Konservatuvarda biraz açılsa da oyunculuğunda içe kapanıklığın faydasını görür, 'duyguları içinde büyütmek' önemlidir bir karakter yaratırken. Zeliha Berksoy pek çok kız öğrenci gibi onun da idolüdür okuldayken, tiyatroda başarılı olacağına inanır hep. Üçüncü sınıftayken arkadaşı Mehmet Gürhan'la 'Hırçın Kız'ı oynamaya karar verirler. Öğrenirler ki, 'karşı konservatuvardan' iki genç de bunu oynamış ve çok başarılı olmuşlar. Beraber çalışmak için onları bulurlar, birinin adı Yekta Kara, diğerininki Uğur Yücel'dir. Başrolü de gözü görmez 1983'te evleneceği Yücel'le arkadaşlıkları böyle başlar, aşkları ise bir yıl sonra Kabare 73'te 'Pürtelaş Sokağı'nda oynarken. Biraz da bu yüzden, 1982'de mezun olup gittiği Bursa Devlet Tiyatrosu'nda mutsuz olur. Hem hasret çeker hem de hiç 'kurum insanı' olmadığını görür. 'Sarı Naciye'de oynadığı başrolü de gözü görmez, döner İstanbul'a. Ali Poyrazoğlu'yla Nazi kampında geçen 'Orkestra'da oynarken evlenir ve nikahın ertesi günü gidip oyun için güzelim kızıl saçlarını kazıtır. 'Uzakta Piyano Sesleri', 'Çılgınlar Kulübü', Murathan Mungan'ın sahneye koyduğu 'Hamam' o dönem oynadığı oyunlardan. 1985'te oğlu Can'ı dünyaya getiren Derya Alabora, 1987'de Nisan Akman'ın filmi 'Bir Kırık Bebek'le sinemaya adımını atar. Uçta karakter özlemi 'Dönersen Islık Çal', 'İz', 'Yengeç Sepeti' gibi filmlerde oynar, hemen hemen hepsiyle de ödüller alır. Ama bir filmi vardır ki, unutulmazdır. 1998'de ona Antalya, Adana ve Ankara festivallerinden ödül kazandıran 'Masumiyet'teki Uğur rolüyle Türkiye 'birdenbire' Alabora'yı keşfeder! Onu yıllardır izleyenler içinse 'nihayet' yeteneğinin 'bir kısmını' ortaya koyma fırsatı bulduğu bir filmdir 'Masumiyet'. Televizyona da yine bir unutulmaz diziyle, Mahinur Ergun'un TRT için yaptığı 'Şaşıfelek Çıkmazı' ile başlar. Ama pek çok güzel şey gibi kıymeti geç anlaşılır dizinin. Bugün hâlâ çapkın şen dul Aysel olarak hatırlanan Alabora, onun gibi 'uçta' bir karakterin özlemini çeker hep. Tercihini 'avangart, sert ve söyleyecek sözü olan' işlerden yana kullandığı için bir süre sonra adı da çıkar 'Derya kabul etmez bunu' şeklinde. Daha ziyade tiyatroda kendini ifade etme olanağı bulur, bulamadığı zaman da olanakları yaratmayı bilir. 1994'te kurduğu Tiyatro Grup ile Uğur Yücel'in devraldığı Eski Yeşil'de hayatının en keyifli dönemlerini yaşar, 'oyunculuğunda atlama olur' kendi deyimiyle. Ancak, bir oyunlarını vaktinde çıkaramayınca Kültür Bakanlığı'nın verdiği desteği faiziyle geri alması, tiyatroya dair hevesini kırar. Tabii bir süre için... Tiyatroya her zaman var Tiyatro Grup'u 2001'de tekrar toplayıp bir oyun yapar. Yeni bir oluşum, hele de kafasına yatan bir ekip ve proje olursa, tiyatroya her zaman vardır. 2005'te Tiyatro Dot'un 'Donmuş'unda oynayan Alabora, şu sıralar Naz Erayda'nın Garajistanbul'da sahneleyeceği oyuna çalışıyor. Sevim Burak'ın 'Yanık Saraylar'ı 22 Mart'ta perdelerini açacak. Ama daha önce, 'Salkım Hanımın Taneleri'nden bu yana, yani sekiz senedir uzak kaldığı beyazperdede izliyoruz onu nihayet. Derya Alabora'nın dönüşü, Barış Pirhasan'ın yeni filmi 'Adem'in Trenleri'ndeki en hoş sürprizlerden biri. Göründüğü her sahnede parlayan böylesi bir oyuncu niye yıllar yılı uzak kalır sinemadan? İçine sinmeyen bir işte başrol bile olsa oynamak istemediği için... Popüler olmayı bile isteye reddeden, bir işe başlamışsa onu para kazanmak için yarım bırakmayı ayıp sayan, ülkesine, dünyaya karşı sorumluluk hisseden bir 'tuhaf' kadın zaten... Bu devrin insanı değil ki... Bir görünür, bir kaybolur, bulunca kaçırmamak lazım...



Kaynak: www.haberler.com

Haberde Adı Geçenler

En Son Haberler


>> >> 8 Yıl Sonra Döndü

Haberler


Vizyondaki Filmler