Babam iş kazasında

1.11.2000



Edward Norton’ın suretini ilk kez belleklere düşüren ‘Primal Fear’ın ya da Denzel Washington’lı ‘Fallen’ı (arada bir Cine 5’te gösteriliyor) düşünürseniz, Gregory Hobbit’in gündelik hayatın normal akışına pek kulak kabartmadığını kolayca anlarsınız. Evet, bu iki filminde aksiyon içeren gerilimi ve gerçeküstü öyküleri tercih eden yönetmen Hobbit, ilgi alanlarında ısrarlı olduğunu son çalışması ‘Frekans’ta da gösteriyor. ‘Frekans’ ritmi yava? yava? artan ve sizi çarçabuk saran bir yangın sahnesiyle açılıyor. İnfilak etmek üzere olan bir ortamda, kahramanvari bir gösteriye soyunarak kazazedeleri kurtaran bir itfaiye memurunu ve ardından onun dünyasını tanıyoruz. Peşı sıra bir başka yüz bizi karşılıyor: Sevgilisinin terk ettiği genç bir polis... Can sıkıntısı içinde önemli bir ‘anısını’ tozlu geçmışten çıkarıyor ve küçüklüğünün babasıyla birlikte en heyecan verici malzemesi olan telsiz cihazıyla oynamaya başlıyor. Çok geçmeden yolladığı radyo dalgaları karşılık buluyor. Kısa bir tanışma faslından sonra karşısındaki kışinin yıllar önce ölmüş olan babası olduğunu anlıyor. Araç, sanki bir zaman tünelidir ve genç adam, 1969 yılıyla açıklayamadığı bir alışverış içindedir artık. Yönetmen Hobbit, bir anlamda Ed Wood ya da bizim Çetin İnanç’ın (‘Dünyayı Kurtaran Adam’) yönetimine soyunarak dünyanın en ucuz bilim-kurgu filmlerinden birine imza atıyor. Minik bir radyo vericisini, öyküsünün anahtar nesnesi haline dönüştürüyor ve bize iki farklı zaman aralığında gidip gelen bir denklemi sunuyor. Bir matematik problemi Meseleler ilerledikçe de araya bir seri katil motifi giriyor. Film iki ana karakter (baba ve oğul) arasında gidip gelirken her yeni a?amasında, bir santraç oyununun gerilimini taşıyor. Karşılıklı olarak farklı zaman dilimlerinde yapılan her yeni hamle değışik olasılıklar üzerinde yeniden biçimleniyor. Bu haliyle farklı bir öykü kurgusu sunuyor ve bir filmi, aynı zamanda bir matematik problemi gibi algılamak isteyenler için ilgi çekici bir metafora dönüştürüyor. Olayların hızla akıp giden yapısı da, filmin aksiyon yönünü halletmış oluyor. Peki ya sonuç? "Frekans" genel haliyle sıcak çatışma anında yediği kur?unun acısını hissetmeyen ama çatışma bitince her ?eyin farkına varan bir insanın ruh durumunu taşıyor. Salonda öyküye kendinizi kaptırdığınızda, filmin hızı düşünmemize fırsat tanımıyor. Ama kuyruk jeneriğinden sonra kendinizi dışarıya attığınızda serinkanlı düşünme devresi başlıyor ve senaryonun zayıflığıyla öykünün kendi içindeki mantık hataları, sevmek istediğimiz bu filme mesafeli yakla?mamıza neden oluyor. Bu a?amada sırlar bir bir dökülürken en çok kızdığınız ?ey de, farklı olmak adına yola çıkan bir filmin, kutsal aile kurumunu yüceltme çabası oluyor. Kaderin kurgusunu bozmak için uğra?an iki karakterin film boyunca yapmak istedikleri, meğerse finaldeki mutlu aile tablosunun eksik parçalarını tamamlamakmış. Aman ne ince bir mesaj... Yani bilenen noktalara farklı limanlardan ula?an bir film, ‘Frekans’. Bu bile size yetiyorsa, Hobbit’in yapıtı aradıklarınıza cevap veriyor. Kritik sahne Seyirci olarak filmin gelen mantığını hemen kavrıyoruz: Baba ile oğul telsiz başında karşılıklı “taktik alışverışinde” bulunurken otuz yıllık bir zaman ipinde gidip geliyorlar. ışte bu diyalog alışverışlerinin birinde, oğlun ihtiyacı olan bir nesne otuz yıl sonrasına hemen ulaşıyor. Nasıl mı? “Zaman kargosu”yla tabii ki. Yani baba gerekli olan malzemeyi evin bir köşesine koyuyor, birkaç dakika sonra da (yani otuz yıl kadar) oğul onu saklanan yerden bulup çıkarıyor. Filmin kendi mantığında bile sineye çekmekte zorlandığımız bu sahneye bir komedi unsuru olarak ele almak mümkün. Ayrıca senaryo yazarlığı hanesine de parlak bir bulu? olarak keydetmeli. Evet, saçma bir sahne ama zeka pırıltısı içeriyor ve bize kalırsa takdiri hakediyor.



Kaynak: Yenibinyıl

Haberde Adı Geçenler

En Son Haberler


>> >> Babam iş kazasında

Haberler