'Bal' Altın Ayı'ya doğru

17.2.2010
Yönetmen Semih Kaplanoğlu'nun Yusuf üçlemesinin son halkası Bal, Berlin'de dünya prömiyerini yaptı.


Berlin Film Festivali'nin yarısına geldiğimiz şu günlerde, vasat yarışma filmlerinden sonra Bal, Altın Ayı yarışında şanslı görünüyor Altın Ayı yarışındaki Bal yabancı eleştirmenlerden tam not aldı. Dün sabah erken saatte yapılan basın gösterimine büyük ilgi gösteren eleştirmenler Bal'ı, 'Müthiş bir görsellik duygusu olan şiirsel bir film' olarak nitelendirdi. Gösterimin ardından düzenlenen basın toplantısıyla yönetmen Semih Kaplanoğlu ve filmde Yusuf karakterinin çocukluğunu canlandıran yedi yaşındaki Bora Altaş dünya medyasının karşısına çıktı. Gösterilen ilgi nedeniyle haliyle heyecanlanan Altaş, Kaplanoğlu'yla çalışmanın gayet kolay olduğunu ve hiç zorlanmadığını söyledi. Kaplanoğlu ise küçük oyuncusunu, 'Ona teşekkür borçluyum, çünkü onsuz film bu şekilde gerçekleşemezdi' sözleriyle övdü. Yumurta ve Süt'ün ardından, Bal ile Yusuf üçlemesine son noktayı koyan Kaplanoğlu, fimlerin otobiyografik tarafına da vurgu yaptı: 'Bir karakteri soymaya ve farklı yaşlardaki halini göstermeye çalıştım. Bunda elbette ki kendi yaşadıklarım da var.' Yönetmen filmdeki küçük Yusuf gibi dil tutulması yaşamasa da, okumada çok zorlanmış. Yıl sonunda okumayı söktüğünde kazandığı başarıyı müjdelemek için eve koştuğunda ise kimseyi bulamamış. Jüri kararları önceden tahmin edilemez ama başkanı Werner Herzog'un ziyadesiyle yakın hissedebileceği bir doğa ve insan ilişkisine de bakan film, Altın Ayı yarışında şimdilik şanslı görünüyor. VERMEER ETKİSİ Yetişkinliğini (Yumurta) ve ergenliğini (Süt) izledikten sonra Bal'da Yusuf'un çocukluğuna ve babasıyla olan ilişkisine odaklanan Kaplanoğlu, Doğu Karadeniz'in benzersiz doğa manzarası içinde neredeyse diyalogsuz bir görselliğe ağırlık vermiş. Filmin görsel anlatımını şiirsel olarak niteleyenlere, 'Şiirle yakınlığım var, hâlâ yazıyorum' diyen yönetmen, ormanın ve ağaçların büyüklüğü içinde insanın kırılganlığını, kayboluşunu, aciz kalışını ve sonuçta doğayla uyum içinde yaşamasının önemli olduğunu söyledi. Filmin görselliğini tabloya benzeten bir gazeteciye, 'Doğru, her filmimde farklı bir ressamdan etkileniyorum. Bu filmimde Hollandalı ressam Vermeer'in ışık duygusunu vermeye çalıştım' diye konuştu. Filmde, bal üreticisi olarak 20 metrelik ağaçlara tırmanan baba rolündeki Erdal Beşikçioğlu, 'Filme bu sahnelerle başladık ama ekipçe ne denli zor olduğunu gördük. Üç gün süren çekimlerin sonunda sırtım ve belim ağrıdı' dedi. Filmin bir mesajı olmadığı, duyguların filmin fotoğraflarında saklı olduğunu söyleyen Beşikçioğlu sözlerini, 'Diyalog arayan tiyatroya gitsin' şeklinde sürdürdü. Bal'da Yusuf'un annesi rolündeki Tülin Özen, daha önce Meleğin Düşüşü'nde ve Süt'te de Semih Kaplanoğlu'yla çalıştığı için ortama yabancı olmamakla birlikte, sözün minimal olduğu bu filmde zorlandığını itiraf etti. DİN VE MİTOLOJİ Bal'da, çekingen Yusuf'un doğa içindeki evi ve okulu arasındaki günlük yaşamını görüntülerken annesinden ziyade babasına olan tutkusunu, bal toplama işinde ona yardımcı olmaya, çiçek böceği tanıma hevesini izliyoruz. 'Maalesef insanlığın maneviyatı yitirişiyle birlikte doğayla da ilişkimizi kaybettiğimizi düşünüyorum' diyen Kaplanoğlu, müzik kullanmadığını, çünkü doğal seslerin duyguları ortaya çıkarmada daha etkili olduğunu, yapay ışık kullanmamak için de elinden geleni yaptığını söyledi. Maneviyatın olmadığı bir sanatın eksik kaldığını düşünen yönetmen 'Sinema, karanlık salon ve perdesiyle bende vecd duygusu yaratıyor zaten' dedi. Bazı yöresel ve dini motiflerin filmle ilişkisi sorusuna ise 'Sadece tek tanrılı değil çok tanrılı dinlerle, Zen Budizmi ile, mitolojiyle ilgiliyim. Sinemayı ahenkle yapmanın gereği buradan geçiyor' yanıtı verdi.


Haberde Adı Geçenler

En Son Haberler


>> >> 'Bal' Altın Ayı'ya doğru

Haberler


Vizyondaki Filmler