'Bir Geyşanın Anıları' Şubat Ayında Türk İzleyicisiyle...

31.12.2005
'Bir Geyşanın Anıları' Şubat Ayında Türk İzleyicisiyle...


1997’de, yazar Arthur Golden başarılı romanı Memoirs of a Geyşa/Bir Geyşanın Anıları’nda okurlarına gizemli bir dünyanın insanın kanına işleyen ve güçlü hikayesini sundu. Sürükleyici romantik destan iki yıl boyunca The New York Times’ın best-seller listesini işgal etti. İngilizce baskısı dört milyondan fazla satan kitap,32 dile çevrildi. Şimdi, Oscar adayı yönetmen Rob Marshall (“Chicago”) , yapımcılar Douglas Wick & Lucy Fisher ve Steven Spielberg, başarılı uluslararası oyuncu kadrosu ve ödüllü kamera arkası ekibiyle bu büyüleyici öyküyü beyaz perdeye taşıyorlar. Gecenin Kelebekleri… Geyşalar uzun zamandır Japonya’da ve tüm dünyada bir hayranlık simgesi olmuşlardır. Asırlar boyunca, akşam vakti kozasından çıkan kelebekler gibi, evlerinden süzülüp o gecenin çayevi partisine katılmaya gitmiştirler. Sosyal geceler Japonya’da her zaman iş dünyasının bir parçası olagelmiştir ve bir geyşanın varlığı ev sahibinin maddi gücünün böylesine gösterişli refakatçilere yettiğinin göstergesidir. Ne eş ne de hayat kadını olan geyşalar yaşamlarını güçlü adamları eğlendirerek kazanan birer sanatçıdırlar. Gei (gey okunur) Japonca’da “sanat” anlamına gelir. Bir geyşa eğitimli bir dansçı, şarkıcı, müzisyen ve sohbeti hoş biridir. Müşterilerinin esprilerine güler ve onların sırrını asla ifşa etmezler. Yelpazesinin ufacık bir hareketiyle drama yaratırlar. Yıllar süren ağır eğitim ve öz disiplin onları bu zarif yaratıklara dönüştürmüştür, ama kısıtlayıcı kimonoları ve nötr bir maskeyi andıran makyajlarının ardında, etten kemikten, kendine ait bir geçmişi, hayal kırıklıkları ve hayalleri olan birer kadın yatmaktadır. En iyi sakladıkları sırlar kalplerine en yakın olanlardır. Arthur Golden’ın romanında canlı bir şekilde tasvir edilen geyşa mahallesi bugün hâlâ mevcuttur ve otantik geyşalar eski şık çayevlerinde müşterilerini eğlendirmeye devam ederler. Asırlardır giyinip, süslenip geyşalık mesleğini sürdürürler. Bugün geyşa olan kadınlar mesleğe geleneksel sanatlara duydukları ilgi nedeniyle giriyor ve sadece birkaç yıl bu işi yapabiliyorlar. Oysa, bir zamanlar, ülkelerinin en gözde kadınları olan geyşalar, Japonya’da “modern”in batılı olarak tanımlanışına dek süper model olarak görülürlerdi. “Memoirs of a Geyşa/Bir Geyşanın Anıları” 1929’da, geyşaların altın çağının sonlarında başlıyor. Kaybolmakta olan bir dünyanın öyküsü olan film hayali bir hanamachi’de, yani geyşa mahallesinde geçiyor.


Haberde Adı Geçenler

En Son Haberler


>> >> 'Bir Geyşanın Anıları' Şubat Ayında Türk İzleyicisiyle...

Haberler