Bir hayat, 111 film

3.10.2005
Bir hayat, 111 film


Agâh Özgüç, 'Bütün Filmleriyle Yılmaz Güney' kitabıyla büyük ustanın kariyerine olabildiğince 'nesnel' bir bakış atıyor. Sinemamız için giderek bir 'kült figür' hâline gelen ve edebiyattan sinemaya, oradan plastik sanatlara ya da tiyatroya kadar birçok etkileşim fırsatı yaratan Yılmaz Güney ve onun saygıda kusur edilmemesi gereken sinemasını bilmek, bizim gibi 'sinemaseverler' için olmazsa olmazlardandır. Geç dönem filmlerini genç neslin de yakından görme, tanıma fırsatı bulduğunu söyleyebileceğimiz, ama ilk dönemleri biraz 'gölge'de bırakılan bu büyük usta, sineması kadar 'devrimci' bakışıyla da ülkemizde etkin bir rol üstlenmiştir. 'Düzen' tarafından ezilmeye mahkûm ama direnmeyi de ihmal etmeyen karakterlerin dünyasına uzanan kamerasıyla milyonlarca hayran edinen, yaşadığı döneme bakıldığında Türkiye'nin dört bir bucağında en çok tanınan simaların başında gelen Yılmaz Güney, otoriteyle olan mücadelesini hayatının son anına kadar sürdürmüş ve gurbet ellerde son nefesini vermiştir. Benim gibi kırk yaşın eşiğindeki kuşağın daha çok 'Yol', 'Sürü', 'Arkadaş', 'Umut' gibi 'bayraktar' filmleriyle tanıdığı, ilk dönem avantürlerini ya da kafasındaki fikirlerin serpilmeye başladığı yıllardan gelen filmleri pek tanımadığı aşikâr. Öte yandan böylesi bir durum, bir sinemacıyı yalnızca geç dönem filmografisiyle değerlendirme gibi bir yanlışa düşürüyor bizleri.1980 sonrasında 'hafızalardan silinmesi' için 'özel' bir çaba harcanan, böylece taze kuşakların beyinlerine girmeyi başaramayan Yılmaz Güney'i, kaybolan filmleriyle değilse de 'minik' araştırmalarla karşımıza çıkan yapıtlarıyla daha yakından tanımaya çalışmanın bir tür 'boyun borcu' olduğunu da iddia edebiliriz. Türkiye'nin az gelişmişliğini ön plana çıkaran, sürekli olarak hayatın gerçekleri üzerinde gezinen, 'öfkeli' olmayı ilke edinen, düşüncelerinden taviz vermeye pek yanaşmayan, ülke sinemasının hanesine yazılan en önemli ödülleri toplayan, bütün dünyada belli bir hayran potansiyeli yaratan, hem aktör hem de senarist-yönetmen olarak yaratıcı bir kimliğe bürünen, gelecek kuşakların alması gereken derslerle donanmış bir sinema anlayışının takipçisi olan, her zaman ezilenden yana tavır koyan, otoriteyle arasını hep 'soğuk' tutan ve buna benzer yığınla özelliği bünyesinde barındıran Yılmaz Güney, hayatının tamamını gerçeklere tutunma çabası içinde geçirmesine karşın, ölümünden sonra 'gerçeküstü' (hatta var olmayan) bir karakter hâline getirilmeye çalışıldı. Bu 'tuzak'tan kendini sıyırıp, onu bulup anlamaya çalışanlarsa paha biçilmez bir 'hazine'yle karşılaştılar, tıpki bizler gibi... Agâh Özgüç ve Yılmaz Güney Türkiye'de yapılagelen sinemanın yaşayan en önemli takipçisi olan Agâh Özgüç, sinema tarihimizin her türlü ayrıntısına uzanan arşivci yanıyla dikkatleri çekmiştir hep. Bu özelliğini yazar kimliğiyle buluşturup son derece ilginç (ilginçten kastımız, daha önce pek rastlanmamış) sonuçlara ulaşan sinema tarihçisi, Yılmaz Güney üzerine de söyleyecek sözleri, aktarılacak bilgileri, gösterilecek arşiv materyalleri olan bir isim. Özgüç'ün daha önce Afa Yayınları'ndan çıkan, şimdiyse genişletilmiş baskısıyla Agora Kitaplığı'nın listesinde yer alan kitabı 'Bütün Filmleriyle Yılmaz Güney', usta sinemacının adımlarını birer birer takip etmek için bulunmaz fırsat. Oyuncu, yönetmen ve senarist olarak toplam 111 filme imzasını koyan Güney'in sinemasına 'değerlendirmeler' kılıfına sığınmadan olabildiğince 'nesnel' bir bakış atan, elindeki bilgileri kısıntısızca (bazı özel bilgileri vermemiştir mutlaka) sinemaseverlerle paylaşan Özgüç, kronolojik olarak ele aldığı 111 filme 'tarihçi' kimliğiyle yaklaşıyor ve filmlerin künyelerinden yapım bilgilerine, oldukça geniş anlatılmış öykülerinden ödüllerine kadar 'bilgi dağarcığı'nda yer eden bütün verileri kitaba yansıtıyor. Fotoğraflarla da desteklenen kitabın bizleri fazlasıyla çeken bir özelliği de birçok filmin dibine düşülen 'Meraklısına Notlar' bölümü. Buralarda filmlerin pek bilinmeyen özellikleri üzerine son derece ilginç bilgiler mevcut. Örneğin 1965 yapımı Hasan Kazankaya filmi 'Davudo'nun bir bölümünü senarist Yücel Uçanoğlu'nun çektiğini, Uçanoğlu'yla yaptığı 19 Mart 2004 tarihli konuşmayı da kanıt olarak göstererek söylüyor Agâh Özgüç. Bu ve buna benzer sayısız anekdotla zenginleşen bu kitap, yalnızca bir Yılmaz Güney kitabı olmanın ötesine geçiyor böylece ve sinemamızın tarihinin ilginç anlarına tanıklık ediyor, bizi de buna ortak kılıyor. Kitabın ilk bölümünde yine kendi üslubunca Yılmaz Güney sinemasını anlatan Özgüç, sonraki sayfalarda 111 filmi (her biri fotoğraflı olarak) gözümüzde canlandırıyor. Son bölümde ise Yılmaz Güney Kitapları Kronolojisi ve Yılmaz Güney Filmleri Dizini'yle bu 'yararı yadsınamaz' kitabı nihayete erdiriyor. Özellikle Yılmaz Güney sinemasını tanıyamayan (ama tanımak isteyen) sinemaseverler için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor 'Bütün Filmleriyle Yılmaz Güney'. Ustanın sırtına tırmanmaya çalışmadan bu işi yaptığı için Agâh Özgüç'ü kutluyoruz...



Kaynak: e-kolay.net

Haberde Adı Geçenler

En Son Haberler


>> >> Bir hayat, 111 film

Haberler


Vizyondaki Filmler