Cannes 2010: Krizin gölgesinde

17.5.2010
Cannes 2010: Krizin gölgesinde


Bu sene sıcakların Cannes'a çok erken gelmeye niyeti yok. 63. Cannes Film Festivali, organizasyonun bir hafta öncesinde Côte d'Azur sahillerini vuran dev dalgaların gölgesinde açıldı. Nice'ten başlayarak Antibes'e doğru güneydeki uzunca bir sahil kesimini kıyasıya döven, işletme ve evlerin içlerine davetsiz misafir olarak sızan deniz suları ise festival yöneticilerinin canını sıkacak bir 'son damla' olarak addedilebilir. Evet, dev dalgalarla birlikte ekonomik kriz de Cannes kıyılarını aşındırıyor. Pek çok yerdeki 'küçülme' film sektörüyle birlikte festivale de yansımış durumda. Büyük yıldızlardan azade, biraz daha mat, daha sessiz sakin bir Altın Palmiye heyecanı yaşanıyor. Zaten birkaç yıldır 'Cannes hâlâ çok önemli mi? ' sorularının sorulduğu bir festival olarak adı çıkmaya başlamasına karşın, festivalin yöneticisi Gilles Jacob ve ekibi bu eleştirilere pek kulak asıyor gibi görünmüyor. Önceki yıllarda festivalde ödül kazanmış yönetmenlerin filmlerini gözü kapalı kabul etmesi, festivalin yeniliklere eskisi kadar açık olmamasından hareketle getirilen bu eleştiriler hadiseye nereden baktığınıza göre kimi haklılıklar veya haksızlıklar barındırıyor. Yine de ağırlıklı olarak Batı basınından çıkan bu homurtulara kulak vermekte fayda var. Bizim sinemamızdan hareket edersek, önce Zeki Demirkubuz, sonra da Nuri Bilge Ceylan'ı dünya sinema sahnesine yerleştiren ve açıkçası onları 'keşfe açan' festival olarak Cannes'a bu konuda çok yüklenilmemesi en doğrusu. Ama şunu da unutmayalım: Her zaman için yönetmen sinemasına ağırlık verse ve film seçiminde yönetmenleri öncelikli kıstas olarak alsa da, bu tavır özellikle Amerikalı yönetmenlere gelince biraz popülist seçimlerle sonuçlanabiliyor. Festivalin açılış filmi olan Ridley Scott'ın 'Robin Hood'u ve Oliver Stone'un 'Wall Street: Money Never Sleeps'i (Borsa: Para Asla Uyumaz) de Cannes'ın adına yakışacak denli üstün nitelikli filmler olmaktan uzaklar. Festivalin en heyecanlı bölümünde Altın Palmiye için yarışan 19 film perşembeden beri yönetmen Tim Burton başkanlığındaki jürinin önünde perdelere yansımaya başladı. Festival jüri başkanlarını öteden beri hep el üstünde tutmuş, afişinden pek çok tasarımına dek o yıl festivali onun sinemasına referanslarla süslemiştir. Tim Burton da kendi çalışmalarından oluşan bir resim sergisi ve 'tarzıyla' bu yılki festivalin dört bir yanına sinmiş durumda. Şu ana kadar gösterilen filmler arasında ise Altın Palmiye'ye ulaşması beklenecek denli iddialı bir çalışmadan söz etmek güç. Öte yandan filmlerin basın toplantılarından çarpıcı cümleler cımbızlamak da mümkün. Başrolünde Michael Douglas'ın arzı endam ettiği 1987 yapımı 'Wall Street/Borsa'ya tam 23 yıl sonra yaptığı devam filminde bir kez daha kapitalizmin günahlarıyla hesaplaşıyor Oliver Stone. Babası da bir borsacı olan yönetmen, filmin basın toplantısında 'Kapitalizmin iyi bir sistem olup olmadığından emin değilim. Şu anki haliyle pek iyi görünmüyor.' buyurdu. Filmini 2008'de başlayan küresel ekonomik krizin küçük bir anatomisi olarak görmek de mümkün. Kapitalizmi hastalıklı bir sistem olarak tarif eden film, hastalıkların her seferinde başka şekillerde gelip sistemi tekrar bulduğundan dem vuruyor. Bu yörelerde nice hayranı olan, filmleri tıklım tıkış geçen Woody Allen da yeni filmi 'You Will Meet a Tall Dark Stranger' (Uzun Karanlık Bir Yabancıyla Tanışacaksın) ile bu sene Cannes'da yarışma dışında takılıyor. Son yıllardaki favori kenti Londra'da geçen hikâyesinin merkezinde yine karı kocalar arasındaki ilişki çıkmazları yatıyor. Allen bu filmiyle de hayranlarını memnun etmiş görünüyor. Yönetmen basın toplantısında da hayata gerçekten filmdeki gibi kötümser mi baktığı sorusunu ise 'Evet' diye yanıtladı. Önceki yıllarda verdiği söyleşilerde de bunu çok defalar söylemişti zaten. Ama bir kez daha yönetmenin inancını burada yineleyelim: 'Bir insanın hayatta mutlu olabilmesi için kendi kendisine yalanlar söylemesi gerek.' O zaman biz de şu günlerde Cannes'da mutlu olmanın yollarını arayalım: Umalım ki, önümüzdeki günlerde Altın Palmiye uğruna yarışan diğer filmler hiç değilse gölge etmez de, biz de başka ihsan istemeyiz.



Kaynak: Zaman

Haberde Adı Geçenler

En Son Haberler


>> >> Cannes 2010: Krizin gölgesinde

Haberler


Vizyondaki Filmler