Çirkin Kral Anısına

9.9.2002
Yılmaz Güney


Sinemanın çirkin kralı Yılmaz Güney, ölümünün 18. yıldönümünde anılıyor. Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Vakfı, Yeşilçam Sineması ve Nâzım Kültürevi işbirliğiyle düzenlenen ‘Yılmaz Güney Anma Haftası’ kapsamında film gösterimleri ve paneller düzenlenecek. PROGRAM Yeşilçam Sineması Seanslar: 14: 00 / 16: 00 / 18: 00 / 20: 00 9 Eylül P.tesi- UMUT 10 Eylül Salı- AĞIT 11 Eylül Çarş.- DUVAR 12 Eylül Perş.- YOL 13 Eylül Cuma- SÜRÜ 14 Eylül C.tesi- ARKADAŞ Nazım Kültürevi 8 Eylül Pazar 17: 00- SEYYİT HAN 9 Eylül P.tesi 18: 30- AÇ KURTLAR 11 Eylül Çarş.18: 30- ZAVALLILAR 14 Eylül C.tesi 17: 00- DÜŞMAN Paneller 9 Eylül 2002 Yeşilçam Sineması,19: 00 - Anma konuşmaları (Melike Demirağ, Atilla Dorsay, Semir Aslanyürek, Ahmet Soner ve Halil Ergün katılıyor) 14 Eylül 2002 Nazım Kültürevi - Panel (“Bir aydının yaşamına tanıklık ve bugünkü yeri”) İZMİR Film Gösterimleri (9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi işbirliğiyle) Yer: İzmir Sanat Evi Saat: 21.00 8 Eylül - AĞIT 9 Eylül - UMUT Konuşmacı: Prof. Oğuz Makal ANKARA Film Gösterimi Yer: Nazım Kültürevi Umut - Ağıt - Arkadaş - Düşman - Sürü - Yol - Duvar YAŞAM ÖYKÜSÜ Sinema yönetmeni, oyuncu ve yazar. Türk sinemasında bir dönüm noktası oluşturmuş, genç kuşak yönetmenlerine öncülük etmiş uluslararası düzeyde ün kazanmıştır. Yılmaz Güney,1 Nisan 1937’de Adana’nın Yenice köyünde doğdu. Asıl adı Yılmaz Pütün’dür. Bir işçi ailesinin yedi çocuğundan biriydi. İlk ve orta öğrenimini Adana’da tamamladı. Bu yıllarda pamuk işçiliğinden gazoz ve simit satıcılığına kadar çeşitli işlerde çalıştı. And Film ve Kemal Film şirketlerinin bölge temsilciliklerinde film dağıtıcılığı yaptı. Yine bu dönemde edebiyatla ilgilenmeye ve öyküler yazmaya başladı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde sürdürdüğü yüksek öğrenimi sırasında yönetmen Atıf Yılmaz’la tanıştı; onun yardım ve desteğiyle sinema çalışmalarına başladı. Aynı zamanda Atıf Yılmaz’ın asistanlığını üstlendi. 1956 yılında Onüç dergisinde yayınlanan Üç Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemleri adlı öyküsünde “komünizm propagandası yaptığı” gerekçesiyle yargılandı,1961 yılında 18 ay hapis ve 8 ay Konya’ya sürgün cezasına çarptırıldı. 1963 yılında yeniden sinemaya dönerek, küçük şirketlerin aceleye getirilmiş, sıradan serüven filmlerinde rol aldı. Zaman zaman bu filmlerin senaryo yazımından çekimine kadar tüm aşamalarına katıldı. Kabadayılık ve kavganın ağırlıkta olduğu bu filmlerde canlandırdığı ezilen, itilen, ama yazgısını kabul etmeyen; baskı ve kötülüğe karşı tek başına direnip mücadele eden “Dürüst Anadolu Çocuğu” tipiyle büyük ün kazandı. Özellikle, bu tiplerle kolayca özdeşleşen Anadolu izleyicisi tarafından çok tutuldu ve aranan bir aktör olarak kendini kabul ettirdi. ÇİRKİN KRAL EFSANESİ Filmlerinden birinin de adı olan “Çirkin Kral” adıyla anılmaya başladığı bu dönemde, öyküsû kendisine ait olan, Lütfü Akad’ın “Hudutların Kanunu” filmindeki sade, abartısız oyunuyla Türk sinemasında yeni bir oyuncu tipini yarattı. Umulmadık ölçüde gelişen “Çirkin Kral” efsanesi, olumlu tiplerin “güzel” ve “yakışıklı” oyunculara, olumsuz ve kötü tiplerin de “çirkin” oyunculara oynatıldığı Yeşilçam sistemini sarsıyor; Yılmaz Güney’le birlikte inandırıcı bir tiplemenin yanı sıra, yapmacıksız, doğal oyuncuIuk tarzı gelişiyordu. Bu dönemde çektiği “Umut”, Yılmaz Güney sinemasında “bir dönemi kapayıp yepyeni bir dönem açarken” aynı zamanda Türk sinema tarihinin de baş yapıtları arasında yer aldı. Türkiye’nin 12 Mart askeri darbesini yaşadığı 1972 yılında siyasal olaylara karıştığı gerekçesiyle tutuklandı ve iki yılı aşan bir tutukluluk döneminin ardından 1974’te, gene büyük bir ilgiyle karşılanan “Arkadaş”ı çekti. Aynı yıl Adana’da “Endişe” filmini çekerken, karıştığı bir olay sırasında, bir yargıcı vurarak öldürmesi üzerine 19 yıl hapis cezasına mahkûm oldu. CEZAEVİNDE SANAT Cezaevindeyken sinemayla olan ilişkisini, ince ayrıntılarına kadar yazıp oluşturduğu senaryolarla sürdürdü. Bunlardan, Zeki Ökten tarafından yönetilen “Sürü”, yurt içinde ve dışında çok sayıda ödül kazandı. “Düşman” yine Zeki Ökten tarafından, “Yol” ise Şerif Gören tarafından çekildi. Hapiste sürdürdüğü mücadelesi ve yazdığı yazılar nedeniyle hakkındaki cezalar 100 yıllık bir süreyi bulunca cezaevi’nden kaçan Yılmaz Güney, gizlice yurt dışına çıktı ve Paris’e yerleşti. Kurgusunu yeniden gerçekleştirdiği “Yol”,1982 Cannes Film Şenliği Büyük Ödülü’nü Costa Gavras’ın “Missing” (Kayıp) adlı filmiyle paylaştı. Yurda dönme çağrısına uymayınca 1983’te vatandaşlıktan çıkartıldı. Aynı yıl Fransa’da “Le mur” (Duvar) adlı son filmini çekti. Bir sonraki yıl,9 Eylül 1984’te yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak, düşlerindeki sayısız projesiyle birlikte aramızdan ayrıldı.



Kaynak: www.yilmazguney.net

Haberde Adı Geçenler

En Son Haberler


>> >> Çirkin Kral Anısına

Haberler


Vizyondaki Filmler