De Sica unutulmaz filmleriyle İstanbul'da

14.3.2002



İtalyan sinemasında Yeni Gerçekçilik akımının öncülerinden biri olan Vittorio De Sica, unutulmaz filmleriyle İstanbul'da. De Sica, 21'nci Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin, "Anısına" bölümünde, Bisiklet Hırsızları'ndan, Milano'da Mucize'ye kadar sekiz filminin yeraldığı bir seçkiyle anılıyor. 7 Haziran 1901 yılında İtalya Latiuum'da doğan De Sica, 13 Kasım 1974'te yaşama veda etmişti. Sanat dünyasına ilk adımını tiyatro sahnesinde attı De Sica. Daha sonra da sinemaya geçti. 1930'lu yıllarda, İtalyan sinemasının en sevilen aktörlerinden biriydi. 1940'larda ise kamera arkasına geçmeye karar verdi. Ünlü bir aktör olarak elde ettiği geliri, yapımcı- yönetmen olarak imza attığı filmlere yatırdı. Yarım yüzyıla yaklaşan meslek kariyeri boyunca da kimisi başyapıt düzeyinde bir çok filme yönetmen olarak imza attı. Bir süre sonra senaryo yazarı Cesare Zavattini ile çalışmaya başlaması, De Sica'nın, meslek yaşamında bir dönüm noktası oldu. Zavattini ile ortaklığı De Sica'nın sinema anlayışını tepeden tırnağa değiştirdi. De Sica- Zavattini ortaklığından, dönemin ruhunu yansıtan kalıcı yapıtlar ortaya çıktı. İkili, filmlerinde İtalyan toplumunun, özellikle alt ve orta sınıfların yaşamından karanlık kesitler yansıtarak İtalyan Yeni Gerçekçilik akımının temelini attılar. De Sica-Zavattini ortaklığının ürünü olan filmlerden beşi festival programında yer alıyor. ÇOCUK GÖZÜYLE MUTSUZ AİLE Ustanın festivalde izleyeceğimiz en eski yapıtı, 1942 tarihli Çocuklar Bize Bakıyor (I Bambini Ci Guardano). Alabildiğine mutsuz bir aile yaşamını, bir çocuğun gözünden aktaran bir film bu. Filmin genç kahramanı, şiddetle çalkalanan bir dünyada, gerçekte aynı dünyanın kurbanı olan katı yürekli annesinin çekip gitmesiyle aradığı sevgiyi bir türlü bulamaz. De Sica ve Zavattini'nin bu ilk ortak filminde çocuk, sosyal gerçekleri yansıtan bir ayna işlevi görür. UNUTULMAZ BİSİKLET HIRSIZLARI De Sica'nın uluslararası düzeyde en başarılı filmi olan Bisiklet Hırsızları (Ladri Di Biciclette, 1948), artık yalnız İtalya'da değil, dünyanın pek çok köşesinde sinemayla tanışıklığı olan herkesin bildiği bir film. Kapı kapı dolaşıp iş aradığı sırada 'ekmek teknesi' olarak sahip olduğu tek şeyi, bisikletini çaldıran bir adamın hikayesini anlatır film. Roma'nın yoksul sokaklarında amatör oyuncularla çektiği bu filminde De Sica, çocuğuyla birlikte bisikletini arayan kahramanının çaresizliğini yansıtmakta olağanüstü bir başarı göstermiştir. DE SİCA'DAN BİR MASAL: MİLANO'DA MUCİZE Festivalde gösterilecek olan bir diğer De Sica filmi 1950 tarihli Milano'da Mucize (Miracolo a Milano). De Sica usta yine yoksulların yaşamına yöneltmiy kamerasını. Bunun yanısıra yönetmenin sinemasında farklı bir eğilimin öne çıktığı yapıt olarak tarihe geçti. Milano'nun en yoksul kesiminin yaşadığı bir kenar mahallesinde geçen film, gerçekçi bir zemin üzerinde fantastik ve gerçeküstücü öğelerle harmanlanmış bir peri masalı gibidir: Yoksullar barakalarını yıkmak isteyen para babalarına karşı savaşırken doğaüstü güçlerden yardım alır. YENİ GERÇEKÇİLİK'İN SON FİLMİ De Sica, Milano'da Mucize'nin hemen ardından çektiği Umberto D. (1951) adlı filminde, yoksulluğun bir başka çehresine, yaşlılıkla daha da ağırlaşan biçimine çevirir kamerasını. Filmde, 30 yıllık dürüst bir iş hayatından sonra oturduğu evin kirasını ödeyemez hale gelen yaşlı bir emekli memurun, Umberto D.'nin ibret verici acıklı öyküsü katı, gerçekçi bir dille anlatılır. Bu filmin bir başka özelliği de İtalyan sinemasında Yeni Gerçekçilik akımının son filmi olması. DE SİCA'NIN ZOR GÜNLERİ İktidarın bu filme yönelttiği saldırılar üzerine, ABD'li yapımcılardan yardım alan yönetmen, 1953'te Jennifer Jones ve Montgomery Clift'le Termini İstasyonu(nu (Stazione Termini) çeker. Kendi çizgisinden çok Amerikan sinemasına yakın seyreden bu imkansız aşk öyküsünden sonra, De Sica'nın kariyerinde belirgin bir düşüş başlayacaktır. Yönetmen festivalde izleyeceğimiz, başlarını sokacak bir ev bulabilmek için gecekondu yapmaktan başka çaresi bulunmayan genç insanları konu alan 1956 tarihli Yuvasızlar (Il Tetto) gibi filmlerinde, eski çizgisine yaklaşsa da, sonradan Pembe Gerçekçilik olarak anılan yeni bir kulvara kaydı. LOREN'E OSCAR KAZANDIRAN FİLM De Sica ustanın meslek yaşamındaki en parlak işlerinden biri olan ve Sophie Loren'e En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar ödülü kazandıran İki Kadın'da (La Ciociara, 1960), İkinci Dünya Savaşı sırasında yeniyetme kızını savaşın kötülüklerinden sakınmaya çalışan bir annenin çaresizliği anlatılır. MASTROIANNI VE LOREN İKİLİSİ Festival'deki 8 filmlik De Sica seçkisi, yönetmenin 60'lı yıllarda İtalyan Usulü Komedi adı verilen türün en başarılı örneklerinden biri sayılan ve anlattığı üç farklı öyküde kadın-erkek ilişkilerine muzip bir tonda göz atarken Sophia Loren - Marcello Mastroianni çiftinin en beğenilen filmlerinden biri olarak tarihe geçen Dün, Bugün, Yarın'la (Ieri, Oggi, Domani, 1963) kapanıyor.



Kaynak: Hürriyet

En Son Haberler


>> >> De Sica unutulmaz filmleriyle İstanbul'da

Haberler


Vizyondaki Filmler