Ebu Garib’in hayaletleri Sundance’te

22.1.2007
Ebu Garib’in hayaletleri Sundance’te


2003 sonbaharında bir Irak hapishanesinde gerçekleşen ve tüm dünyanın bilincine kazınan zulmü, işkence ortamını inceleyen belgesel film ‘Ghosts of Abu Ghraib’ (Ebu Garib’in Hayaletleri) , Sundance Film Festivali’nde dünya prömiyerini gerçekleştirecek. HBO yapımı belgesel, festivalde ABD yarışan filmlerden biri. ‘Ghosts of Abu Ghraib’, 2003 sonbaharında Irak’taki Ebu Garib hapishanesinde yapılan sistematik işkenceleri anlatıyor. Ödüllü yönetmen Rory Kennedy’nin filmi, suçu işleyenler, tanıklar ve işkence kurbanlarının kendi anlattıkları öyküler üzerinden, koşullar oluştuğunda sıradan kişilerin vahşi eylemlerin birer aktörü haline gelişini aktarıyor. Rory Kennedy, Ebu Garib’i anlatmaya 11 Eylül ile başlıyor. “Teröre karşı yepyeni bir savaş” anlayışıyla hareket eden Bush yönetimi, her ne pahasına olursa olsun istihbarat toplamayı meşru gördü. ABD yönetiminin, Cenevre Sözleşmesi’ni hiçe sayması işkencenin önünü açtı. Sonuç, dünyanın en baskıcı diktatörlükleri ile karşılaştırması yapılan işkenceler. Ebu Garib’de çekilen ünlü fotoğraflar, buzdağının sadece görünen ucu. Guantanamo’dan Afganistan’a uzanan sistematik işkencenin sadece bir parçası. Bu insanlık dışı uygulamalar, ABD’yi işkencenin baş destekçisi olarak yeniden tanımladı. Yönetmen Kennedy, filminin çekim sürecini anlatıyor: “Bir yıl önce “nasıl oluyor da sıradan insanlar belli koşullar altında inanılmaz boyutlarda şiddet uygulamaya yönelebiliyorlar? ” sorusunu araştırmaya başladım. Tarih boyunca farklı kültürlerde bunun bir çok örneğine rastlıyoruz. - komşunun komşuya, arkadaşın arkadaşa düşman olduğu katliamlar-... bana göre bütün bunların ortak noktasını oluşturan soru şu: bu kadar yıkımı ve de korkuyu mümkün kılan etkenler, koşullar nedir? Bu geniş soruyla başladım ve kısa zamanda filmin odağını daralttım. Bu olayların belirli bir örneğine daha yakından bakmanın çok daha etkileyici ve aydınlatıcı olacağına karar verdim. Anlatılması gereken hikâyenin Ebu Garib olduğu, kısa zamanda anlaşıldı. Bu sadece şiddet ve eziyetin, saf kötülüğün anlatıldığı bir hikâye değil, aynı zamanda bugüne dair, bizi anlatan bir hikâye idi. Ebu Garib’den gelen işkence fotoğraflarının, Irak savaşında (ve belki de ABD’de) “neyin yolunda gitmediğini” temsil eden görüntüler olduğuna inanıyorum. Ama nasıl oluştukları konusunda çok az şey biliyoruz. Bir çok soru cevapsız kaldığından, herbirimiz konuyla ilgili kendi açıklamalarımızı getirmek, kendi senaryolarımızı yazmak durumunda kaldık. Bu resimlerdeki insanlar kimdi? Kurbanlar kimlerdi? İşkenceye kim ve neden katılmıştı? Askerlerimiz böyle vahşice bir eylemi nasıl olup da gerçekleştirmişlerdi? Ne tür siyasi kararlar, hangi koşullar bu eylemlerin gerçekleşmesine meydan vermişti? Ebu Garib’deki olay çok karmaşık ve çok katmanlı. Bu filmin, o hapishanede tam olarak ne olduğuna, bu korkunç eylemlerin nasıl gerçekleştiğine ve bunların nasıl resmedildiğine ışık tutacağını umuyorum. Eğer bu görüntüler Amerika’nın aynası ise, o zaman onlarla yüzleşmemiz, onlara daha yakından, daha derinlemesine bakmamız gerekiyor. Ebu Garib’in hayaletini kovmaya çalışıyorsak, görebileceklerimizden daha fazla kaçamayız. Kaçarsak, tekrar edebilir.” YÖNETMEN RORY KENNEDY ÜZERİNE... Yönetmen Rory Elizabeth Katherine Kennedy, senatör Robert F. Kennedy’nin on birinci çocuğudur. ‘Moxie Firecracker’ film kuruluşunun ortak kurucusu ve başkanı. Ülkenin en çok ürün veren bağımsız belgesel film yönetmeni; yoksulluktan aile içi şiddete, insan hakları ve AIDS’e kadar pek çok konuya eğiliyor. Yapıtları, HBO, A&E, MTV, Lifetime ve PBS’te gösterildi. Yapım ve Yönetimini Üstlendiği Filmler: ABD’de geniş yankı bulan dizi belgesel filmi “Pandemic: Facing AIDS”. AIDS ile yaşayan insanların hayatını anlattığı 5 bölümlük bir yapıt. Gelenekler ve modern dünya arasında sıkışıp kalmış Amerikan yerlisi bir aileyi anlatan “American Hollow” (Belgesel Primetime Emmy ve Independent Spirit ödüllerini kazanmıştır): ve yoksul Mississippi’de yaşayan genç bir çocuğun hayatını şekillendiren endişe verici güçleri anlatan “A Boy’s Life”. SUNDANCE’TE ABD ADINA YARIŞAN BELGESEL FİLMLER Banished Yönetmen: Marco Williams 20. Yüzyılın başlarında 3 ABD şehrinin hikâyesi. Geçmişte ayrılıklara maruz kalan Afrika kökenli Amerikalıları tekrar kazanma, geçmişi onarma çabaları üzerine. Chasing Ghosts Yönetmen: Lincoln Ruschti Film Iowa’da 1982’de geçer. İnsanlık tarihinin vazgeçilmezi, tutkusu olan video oyunlarının yükselişi. Video oyuncuları artık kendi sanal dünyalarının bir kahramanı, bir kralı olurlar. Kendi dünyalarının kaderi onların elindedir. Crazy Love Yönetmen: Dan Klores Tedirgin edici ama gerçek bir hikâye. Hastalık derecesinde tutkulu, hastalıklı bir ilişki. Adam evli, kız ise sadece 20 yaşında. Hikâye 1957 de başlar ve bugünlere kadar devam eder. Everything is Cool Yönetmen: Judith Helfand ve Daniel B. Gold Günümüzün en önemli sorunlarından birine dikkatleri çekiyor.Küresel ısınma ve alınabilecek tedbirler, uygulanması gereken politikalar üstüne bir film. For The Bible Tells Me So Yönetmen: Daniel Karlslake Beş Amerikalı dindar aile ve hayatları. Film dinsel haklar ve yargılar üzerine. Kilise devlet ilişkisi, gay toplulukların dışlanmışlığı üstüne bir film. Ghosts of Abu Gharib Yönetmen: Rory Kennedy Irak hapishanelerinde şiddet, işkence. Tanıklarıyla, Ebu Garib’in kurbanlarda bıraktığı derin izler üzerine. Girl 27 Yönetmen: David Stenn Küçük yaştaki dansçı kız bir partide tecavüze uğrar ve kaybolur. Yazar-yönetmen David Stenn Hollywood’un ses getiren bu skandalını araştırmaya koyulur. Hear and Now Yönetmen: Irene Taylor Brodsky Yapımcı Irene Taylor bizi kendi dünyasına götürüyor. İşitme engelli olan ailesinin dünyasına. Sessizlik içinde geçen 65 yıldan sonra ameliyat olma ve tekrar duyma şansları vardır. Manda Bala (Send a Bullet) Yönetmen: Jason Kohn Brezilya’da geçen Manda Bala, bir politikacının kaplumbağa çiftliğini kullanarak milyonlarca dolar kazanmasını, zengin bir işadamının arabasını kurşun geçirmez yapmak için küçük bir servet harcamasını, bir estetik cerrahın zarar gören mağdurların yüzlerini onarmasını anlatır. My Kid Could Paint That Yönetmen: Amir Bar-Lev Kız 4 yaşında ve onun yaptığı tablolar, Kandinsky’nin Picasso’nun tablolarıyla karşılaştırılıyor. Kızın bir tablosu 300 bin dolara alıcı buluyor. Kız, yeni empresyonist resmin dâhi ismi olarak ün yapar. Olay, basının ilgisini çeker ve kız hatırı sayılır paralar kazanır. Nanking Yönetmen: Bill Guttentag ve Dan Sturman Acıların yaşandığı, gaddarlığın süre geldiği, Japonların 2. Dünya Savaşı sırasında Çin’de yarattıkları vahşet üstüne. 200 bin kişinin öldüğü, binlercesinin tecavüze uğradığı acı öykü. No End In Sight Yönetmen: Charles Ferguson Savaş, Bush ve Irak üçgeni. Film savaşın tanıklarıyla yapılan röportajlara yer verirken, ABD’nin Irak politikası eleştiriliyor. Protagonist Yönetmen: Jessica Ju Kahramanımız, bir Alman radikal öğrenci ve bir gay vaizin aralarındaki dramatik ve yakın bağı irdeliyor. War Dance Yönetmen: Sean Fine ve Andrea Nix Fine Uganda iç savaş sırasında hayatları Patagonya’da bir göçmen kampında geçen üç kızın geçmişe dönme ve ulusal müzik dans festivaline katılma üzerine hayalleri. White Light Black Rain Yönetmen: Steven Okazaki İnsanoğlu ve atom bombası üzerine bir film. Tarihin en acı sahneleri Hiroşima ve Nagazaki’de yaşananlar. Zoo Yönetmen: Robinson Devor Hayata ve ölüme dair insancıl bir bakış açısı. Seattle’da bir aile babasının bir atla olan sıra dışı dostluğu üzerine.



Kaynak: NTV-MSNBC / Suha Çalkıvik

En Son Haberler


>> >> Ebu Garib’in hayaletleri Sundance’te

Haberler


Vizyondaki Filmler