‘Filistin’i, hiç bakılmamış bir pencereden göstermek istedim’

24.10.2005
‘Filistin’i, hiç bakılmamış bir pencereden göstermek istedim’


Filistinli yönetmen Hany Ebu Esed’in, iki Filistinli gencin intihar eylemine gitmeden önceki son gününü anlatan filmi “Vaat Edilen Cennet” (Paradise Now) dünya genelinde çok tartışıldı. Film, Berlin Film Festivali’nde Uluslararası Af Örgütü’nün “Mavi Melek” ödülünü aldı; öte yandan Londra’daki terör eylemleri sonrası Cambridge Film Festivali’nin programından çıkarıldı. Yönetmen Ebu Esed, filminin, intihar eylemlerini yargılamak ya da yüceltmekle ilgilenmediğini söylüyor. Filmle ilgili sorularımızı, yönetmen Hany Ebu Esed, İtalya’dan, genç oyuncu Kays Nashef ise Tel Aviv’den cevapladı. Film, her zaman sonunu gördüğümüz bir olayın öncesine götürüyor bizi. Yaptıkları eylemin sonuçlarıyla medyada yer almadan önce, henüz kendi halinde sıradan iki araba tamircisiyken tanıyoruz Said ve Halit’i. Said içe kapanık, hayata karşı daha katı, Halit ise dış tesirlere daha açık ve coşkulu bir karakter. Bir gün önemli bir intihar eylemi için seçildiklerini öğrenince ezberlerini bir daha gözden geçiriyorlar. Her şeyden öte iki gencecik insan olarak, yolun sonunda ölümün beklediğini kesin olarak anlıyorlar. İnsanlık onuru, işgal altında yaşamak ve ülkeyi savunmanın kutsallığı gibi kavramlar beyinlerinde cirit atıyor. Seyirci de aşağı yukarı bu fikirlerle ayrılıyor salondan. Dolayısıyla yönetmenin herhangi bir tarafı savunmadığı söylenebilir rahatlıkla. Kendisi de işgal altındaki topraklarda doğan 43 yaşındaki yönetmen Hany Ebu Esed, objektifliğe inanmıyor aslında. Olaylara, herkesin kendi penceresinden bakıp yorum getireceğini savunan yönetmen, “Film, intihar bombacılarını yargılamak ya da yüceltmekle uğraşmıyor. Amacım, bu konunun daha önce hiç düşünülmediği gibi düşünülmesini ve hiç hissedilmediği gibi hissedilmesini sağlayabilmek.” diyor. Dolayısıyla filminin, herhangi bir yerdeki terör eylemleriyle ilintilendirilmesine de karşı çıkıyor. Yönetmenin geliştirmek istediği farklı bakış açısı, görsel olarak da mevcut filmde; film boyunca tek bir şiddet görüntüsüne rastlamıyoruz. Yönetmene göre buna gerek de yok: “Bunları tekrar göstermek anlamsız. Önemli olan, farklı görüntüler sunarak daha önce bilinen resimlerle bağlantı kurulmasını sağlamak.” Ebu Esed filme başlamadan önce, başarısız intihar bombacılarının dosyalarını incelemiş, intihar bombacılarının aileleriyle konuşmuş. Kafasında çıkardığı profili de iki karakter üzerinde toplamış. Oyuncu seçmelerinde de buna dikkat etmiş. Böylece Said rolü, tiyatro eğitimini henüz bitirmiş 27 yaşındaki Kays Nashef’in olmuş. Kays’a göre Said, kafası gittikçe karışan biri: “Başlangıçta ölüme gittiklerini pek de anlayamamış bir hali var. Ama sonra kesin olarak farkına varıyor. Bunun temel sebebi ise sürekli düşünüyor olması. Başta düşünceleri çok daha net. Yaşamak için yeterince umudu yok. Yaşamak, hayata bağlanmak için bir sebep arıyor; ama bulamıyor, bu yüzden de gitmeye karar veriyor.” Filmde Said’in umudu yok; ama Kays ondan farklı mı? Tel Aviv’de yaşayan genç oyuncu da gelecekten umutlu değil. Sebebini ise şöyle açıklıyor: “Buraların hâli 50 yıldır aynı.1978’de yazılmış bir siyasi kitap okuyorum. Ve üzerinden 25 yıl geçmesine rağmen değişen bir şey yok.” Oysa Kays Nashef’in de hedefleri var. “Hollywood’a gitmeyi düşünür müsün? ” diyoruz. “Orada kazanacağım parayı burada verirlerse burada kalmayı tercih ederim. Almak istediğim şeyler için çok para kazanmam lazım.” diyor gülerek. Sonra gerçek cevabını veriyor: “Ben iyi iş yapmak istiyorum, her nerede olursa.” Tepkiler ne olursa olsun Ebu Esed de Kays da filmi yapmış olmaktan memnun ve her ikisi de yeni projeler üzerinde çalışıyor. Ebu Esed, Mısır’da gözde bir ünlünün Amerika’ya gidince içine düştüğü trajikomik halleri yazıyor şu aralar. Kays da eğlenceli olduğunu söylediği bir proje içinde.



Kaynak: zaman.com.tr

En Son Haberler


>> >> ‘Filistin’i, hiç bakılmamış bir pencereden göstermek istedim’

Haberler


Vizyondaki Filmler