Finlandiya Film Şenliği

18.9.2002



TÜRSAK VAKFI’NIN İŞBİRLİĞİ İLE FİNLANDİYA FİLMLERİ İSTANBUL’DA FİNLANDİYA FİLM ŞENLİĞİ 17-18-19 EYLÜL 2002 TÜRSAK Vakfı, Ankara Sinema Derneği, Finlandiya Büyükelçiliği ve Beşiktaş Belediyesi’nin işbirliğiyle İstanbul’da 17-18-19 Eylül 2002 tarihlerinde 'Finlandiya Film Şenliği' düzenleniyor. Sinema TÜRSAK Levent’te gerçekleştirilecek etkinlikle İstanbullu sinemaseverler ilk kez Finlandiya filmlerini toplu olarak izleme fırsatı bulacak. Beş milyon nüfusa sahip Finlandiya'da sinema izleyicisi sayısı yılda 7,5 milyona ulaşıyor.1950'li yıllardan beri devletin düzenli olarak desteklediği Finlandiya sinemasında yılda ortalama 15 uzun metrajlı,90 kısa ve belgesel film Fin Film Vakfı'nın katkılarıyla gerçekleştiriliyor. Tüm gösterimlerin ÜCRETSİZ olacağı Finlandiya Film Şenliğinde 5 uzun metrajlı film yer alıyor. Şenlik kapsamında Finlandiya ile Sovyetler Birliği arasında ikinci dünya savaşı sırasında yaşanan çatışmaları konu alan iki film yer alıyor. Ancak bu filmler savaşın kendisinden çok bireylerin savaştan nasıl etkilendiklerini, genç askerlerin yaşadıkları ikilemleri ve cephe gerisindeki sivillerin durumunu anlatıyor. Ülkesinde büyük ilgi gören ve ticari başarı kazanan 1999 yapımı “Pusu” bir savaş karşıtı film olarak nitelendirilebilir. Düşman hatlarının arkasına sızma görevini üstlenen bir müfrezenin öyküsünü anlatan film Troia, Jussi ve Rouen Nordic Film Festivallerinden ödüllerle dönmüştü. Finlandiya'da savaş sırasında gönüllü olarak hastanede çalışan bir kadının öyküsünün anlatıldığı “Küçük Hemşire”, kadınların savaştaki durumlarını irdeleyen bir yapıt. 1960'ların deniz kenarında küçük bir kasabada yaşayan 9 yaşındaki Jontti'nin kafası sorularla doludur: insan ruhunun ağırlığı nedir? , Cehennemde tramvay var mıdır? , Başka gezegenlerde hayat var mıdır? , Karanlıkta parlayabilmek için ateş böceği yutan bu meraklı çocuğun öyküsünün anlatıldığı 1999 yapımı “Körebe” Mar del Plata FIPRESCI ve Jüri Özel Ödüllerini almıştı. En İyi Kadın Oyuncu, Yardımcı Oyuncu, Görüntü Yönetmeni, Kostüm, Kurgu, Müzik, Çevre Düzenlemesi ve Ses dallarında Jussi Ödüllerine layık görülen, Locarno Film Festivalinde Özel Mansiyon ve Genç Jüri Ödülünü, Los Angeles'da da Jüri Büyük Ödülünü alan “Ateş Yutan”, savaştan sonra anneleriyle birlikte bir sirkte çalışmak zorunda kalan ikiz kız kardeşlerin öyküsü. Finlandiya'nın uluslararası düzeyde en çok tanınan yönetmeni Aki Kaurismaki'nin yönettiği 1996 yapımı “Sürüklenen Bulutlar”, Frank Capra sinemasından izler taşıyan ve 1940 ve 59'lerin klasik Hollywood drama ve komedilerini anımsatan bir film. “Sürüklenen Bulutlar” Cannes Film Festivalinde Kiliseler Birliği Ödülü ve Özel Mansiyon, Sao Paulo Film Festivali’nde de En İyi Film ve İzleyici Ödüllerini almıştı. Finlandiya Film Şenliği kapsamında,17-18-19 Eylül tarihlerinde Sinema TÜRSAK-Levent’te gösterilecek filmler 14.55,17.10 ve 19.30 seanslarında ÜCRETSİZ olarak gösterilecek. Ayrıntılı program için Sinema TÜRSAK-Levent’in 0212 325 43 31 numaralı telefonlarından bilgi alınabilir. KÜÇÜK HEMŞİRE / PIKKUSISAR / LITTLE SISTER Yönetmen: Taru Mäkelä Senaryo: Raija Talvio Görüntü: Jouko Seppälä Kurgu: Irma Taina Müzik: Jukka Siikavire Oyuncular: Vera Kiiskinen, Kai Lehtinen, Tarmo Ruubel, Seela Sella, Pirkko Hämäläinen, Anna-Leena Sipilä 1999,35mm,108', renkli Ödüller: En İyi Kostüm Jussi Ödülleri Savaşa kadının bakış açısından yaklaşan ve 'kadınlar savaşta neler hissettiler? ' sorusuna yanıt bulmaya çalışan Taru Mäkelä 'Küçük Hemşire'de savaşta gönüllü olarak hastanede çalışan genç bir kadının öyküsünü anlatıyor. Kış savaşı sırasında dul kalan Katri,1941 sonbaharında Finlandiya ordusu Doğu Karelia'ya doğru zaferler kazanarak ilerlerken Helsinki'deki bir askeri hastanede hemşire olarak çalışmaya başlar. Hastanede kafasını şiirle bozmuş bir oduncu olan Arvo ile tanışır. Başından yaralanan Arvo çok uzun süre önce Katri ile rüyalarında karşılaştığını iddia etmektedir. Katri her ne kadar Arvo'nun rüyalarına inanmadığını söylese de aslında bundan mutlu olmaktadır. Öte yandan Katri'nin çocukluk arkadaşı Eero ona cepheden utangaç aşk mektupları yollamaktadır. Sürekli hava saldırılarına uğrayan Helsinki'de yiyecek sıkıntısı baş gösterir ve kış beklenenden daha erken gelir. Eero birliğinden firar edip Helsinki'ye gelince Katri, Arvo ve Eero arasında bir seçim yapmak zorunda kalır. Küçük Çocuk: Vatan toprağı onun için dökülen kanlar ve çekilen acılar nedeniyle kutsaldır. Mannerheim* böyle demiş. Alman Asker: Ne kadar yetenekli bir çocuk. Anneanne: Hadi sen git oyna Timo... Kan toprağı kutsal yapmaz... Mannerheim ne derse desin, kan kötü izler bırakır. Alman Asker: Bu bir metafor Bayan Berg, bir metafor. Anneanne: Metafor sözcüğünün anlamını biliyorum, teşekkür ederim. Alman Asker: Biz istihbarat bürosunda çalışanlar başkomutanın böyle güzel sözcükler kullanmasından çok memnun olduk. Anneanne: Size biraz güzel sözcüklerden bahsedeyim... Katri'nin kocası cepheden getirildiğinde birisi tabutun üzerine 'açmayın' yazmıştı... İşte bunlar güzel sözcüklerdi... Biliyorum... Çünkü tabutu açtım. Mannerheim: (1867-1951) Mareşal ve Finlandiya'nın İkinci Dünya Savaşı sırasındaki Cumhurbaşkanı. Taru Mäkelä 1959'da doğdu. Kariyerine televizyon için filmler çekerek başladı. Daha sonra belgesel filmlere ilgi duymaya ve gerçeği sinema yoluyla araştırmaya başladı. Yönettiği üç belgesel ile İkinci Dünya Savaşının karmaşık günlerine ışık tutmaya çalıştı. Bu belgesellerde bireylerin yaşamından yola çıkarak yakın Finlandiya tarihini anlatmayı denedi ve daha önce hiç tartışılmamış konulara yöneldi. Yalnızca gerçeği aramakla kalmayıp aynı zamanda insanların duygularını paylaşmayı ve böylece izleyicilerini etkilemeyi başardı. İkinci Dünya Savaşında kadınlarla yapılan söyleşilerden oluşan Women in War adlı belgeseli 1999'da ilk sinema filmi Küçük Hemşire'yi çekmesine neden oldu. PUSU / RUKAJARVEN TIE / AMBUSH Yönetmen: Olli Saarela Senaryo: Antti Tuuri, Olli Saarela Görüntü: Kjell Lagerroos Kurgu: Jukka Nykänen Oyuncular: Peter Franzen, Irına Björklund, Kari Heiskanen, Kari Väänänen, Taisto Reimaluoto 1999,35mm,125', renkli Ödüller: Altın Yunus, Gümüş Yunus (En İyi Yönetmen) Troia Uluslararası Film Festivali, En İyi Görüntü Yönetmeni Jussi Ödülleri, En İyi Erkek Oyuncu (Peter Franzen) Rouen Nordic Film Festivali Finlandiya ile Sovyetler Birliği arasında İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan çatışmaları konu alan Pusu, savaştan çok bireylerin savaştan nasıl etkilendiklerini ve genç askerlerin yaşadıkları ikilemleri anlatıyor. Ülkesinde büyük ilgi gören ve ticari başarı kazanan Pusu bir savaş karşıtı film olarak nitelendirilebilir. Bir teğmenin komuta ettiği müfreze, Rusya'nın işgal ettiği toprakları geri alabilmek amacıyla cephenin ön saflarında savaşmaktadır. Müfrezeye Liekza Gölünün çevresini dolanıp düşmanın nerede olduğunu bulma görevi verilir. Askerler düşman hatlarının gerisine doğru ilerleyerek Finliler tarafından terk edilmiş köylere gelirler. Ruslar tarafından pusuya düşürülünce geriye dönebilmek için çabalarlar. Bu küçük olay savaş tarihinde yer almamasına karşın onu yaşayan askerler için cehennemin ta kendisidir. İnsanın seçme şansını ve özgürlük düşüncesini engelleyen savaş karşısında bir askerin insancıl duygularını korumasının zorlukları üzerine bir film olan Pusu, klasik anlatımı ve görsel gücüyle bir David Lean filmini anımsatıyor. Filmde asker, görevlerini tamamlamaya çalışan bir kişi değil, bir birey olarak incelenmekte, savaşın vahşi ortamında geçirdiği değişim anlatılmaktadır. Finlandiya sinemasında savaş filmleri tarihsel gelişimleri içinde değişik dönemlerden geçtiler.1970 ve 80'lerde yönetmenler ülkelerinin milliyetçi geçmişini anlatırken bugün belirgin olarak savaşı yaşayan insanların duyguları ön plana çıkmakta ve tarih bilgisi olmayan gençler de yaşanan olaylarla özdeşleşebilmektedir. İkinci Dünya Savaşı'nı konu alan günümüz Fin sinemasının bir ortak konusu da askerlerin çektiği vicdan azabı, yaşadıkları ikilemler ve savaşın haklılığını savunmanın zorlukları olarak özetlenebilir. Olli Saarela 1965'de doğdu. Helsinki Üniversitesi'nde Edebiyat ve Felsefe öğrenimi gördü. Daha sonra aynı üniversitenin Sanat ve Tasarım Fakültesi, Film ve Televizyon bölümünden mezun oldu. Birçok kısa film çektikten sonra 1997'de The Redemption adlı ilk uzun metrajlı filmini yaptı. Dört yüz bin kişi tarafından izlenen The Ambush-Pusu adlı filmiyle Fin sinema tarihinin en büyük gişe başarılarından birini elde etti. KÖREBE / SOKKOTANSSI / BLINDFOLDED Yönetmen: Matti Ijäs Senaryo: Matti Ijäs Görüntü: Kari Sohlberg Kurgu: Jukka Hilkamo Oyuncular: Walter Gröhn, Mikko Vanhala, Martti Suosalo, Johanna Kerttula, Pirkka-Pekka Petelius, Vesa_Matti Loiri 1999,35mm,85', renkli Ödüller: En İyi Senaryo Jussi Ödülleri, FIPRESCI Ödülü; En İyi Film, Jüri Özel Ödülü Mar del Plata Film Festivali Yönetmenin Notu: Körebe çocukluk dönemi, dostluk ve aşk üzerine bir film. Senaryoyu beş yıl önce yazdım ve bu çok kişisel bir öyküydü. Anılar, hayaller ve biraz da gerçekten oluşan öykü benim çocukluk yıllarımda geçiyor ancak kendi çocuklarımı büyütürken karşılaştığım bir çok olayı da içeriyor. Dua etmeyi ne zaman bıraktığımı anımsamıyorum ama benim çocukluğumda Tanrı, çok sert, haşin ve katıydı. Oysa ailem fazla dindar değildi ve din konusunda bana baskı yapılmıyordu. Dinsel baskı ve suçlamalar çok otoriter bir eğitim uygulayan okuldan geliyordu. Jimnastik öğretmenimin gergin yüzünü ve saatlerce ayakta bekletildiğimizi anımsıyorum. Belki de kaybedilmiş savaşın neden olduğu bir tedirginlik vardı. Okulda verilen cezalar ordudakileri aratmıyordu ve daima suçlu biri bulunuyordu. Okulun bahçesinde de orman kanunları geçerliydi, çalışkan öğrencilere ve diğerlerinden farklı olanlara çok sert davranılıyordu. Körebe'de anlatılan dünya hem duyarlı hem de çok acımasız. Tümüyle çocuklarımın bakış açısını yansıtan bir film yapmak istedim. Dokuz yaşındaki iki çocuğun küçük dünyalarında yaşanan, rastlantılardan yola çıkan filmin ana temasını sevgi ve sevgiye özlem oluşturuyor. Eğer bir çocuk kumsalda bir taş bulup bunu size getirir ve o taşta bütün dünyayı gördüğünü söylerse durup onu dinlemeniz gerekir. Elinizdeki taştan başka bir şey görmüyor olsanız bile bunu yapmak zorundasınız çünkü beraberlik ve dostluk ancak böyle elde edilebilir. Film 1960'ların başında, küçük bir kıyı kasabasında geçiyor. Dokuz yaşındaki Jontti'nin kafası sorularla dolu. İnsan ruhunun ağırlığı nedir? Cehennemde tramvay var mıdır? Yıldızlar Tanrı'nın gözleri midir? Başka gezegenlerde hayat var mıdır? Sürekli araştıran, deneyler yapan, karanlıkta parlayabilmek için ateş böceği yutabilecek kadar meraklı bir çocuk. Babasının başka bir kadınla ilişkisi olduğunu öğreniyor ancak bu sırrını kimseye açmaksızın babasını geri kazanabilmek için umarsızca çabalıyor. Don Kişot gibi değirmenlere karşı savaşırken ilk kez aşık oluyor ve yaşamın ne kadar mantıksız olabildiğinin farkına varıyor. Her şeyi mantık kurallarıyla açıklamak olanaksızlığını ve her yanıtın yüz yeni sorunun ortaya çıkmasına neden olduğunu anlıyor. Matti Ijäs 1950'de doğdu. Tampere Üniversitesi'nde gazetecilik okurken YLE şirketinde yönetmen olarak işe başladı. Halen bu şirket için düzenli olarak televizyon filmleri yapmaktadır. Senarist ve yönetmen olarak kariyerini sürdüren Matti,1983'de ilk uzun metrajlı filmi The Comedian'ı çekti.1990'da yönettiği Räpsy and Her Lover adlı komedi filmi Göteborg Film Festivali'nde birincilik ödülü kazandı. ATEŞ YUTAN / TULENNIELIJÄ / FIRE-EATER Yönetmen: Pirjo Honkasalo Senaryo: Pirkko Saisio Görüntü: Kjell Lagerroos Kurgu: Michal Leszczylowski, Bernhard Winkler Müzik: Richard Einhorn Oyuncular: Elina Hurma, Tiina Weckström, Elena Leeve, Elsa Saisio, Vappu Jurkka, Jordi Borrell, Per Ragnar 1998,35mm,100', renkli, siyah-beyaz Ödüller: Jüri Büyük Ödülü Los Angeles Film Festivali, Don Kişot Ödülü-Özel Mansiyon, Genç Jüri Ödülü Locarno Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu (Elena Leeve) , En İyi Yardımcı Oyuncu (Tiina Weckstörm) , En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kostüm, En İyi Kurgu, En İyi Müzik, En İyi Çevre Düzenlemesi, En İyi Ses Jussi Ödülleri, Genç İzleyiciler Ödülü Rouen Nordic Film Festivali. Helena eski bir barda küçük bir kızla karşılaşır. Babası kızına şarkı söyleterek içki parası dilenmektedir. Helena kıza acır ve onunla birlikte şarkı söyler. Küçük kız bir kurtarıcı gibi gördüğü Helena'yı takip etmeye başlar. Helena bütün gece boyunca günümüz Helsinki'sinin sokaklarında bu tuhaf kızdan kaçmaya çabalar ama küçük kız peşini bırakmaz. Helena aslında kendi kendinden kaçtığını fark eder. Küçük kız, terk edilen, yalnız bırakılan ve istismar edilen Helena'dan başkası değildir. İkiz kız kardeşler Helena ve Irene, İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru Helsinki'de doğarlar. Birkaç ay sonra anneleri onları eski bir komünist olan anneannelerine bırakarak bir Alman askerle kaçar. Anneanneleri çok sevdiği Lenin'e atfen kızlara Vladimir ve İlyiç adlarını verir. Küçük yaşlarda bile Irene güzel ve ilgi çekiciyken Helena ilişkilerinde mesafelidir. Anneannelerinin koruması altında komünist eğitimle geçen günler onun ani ölümüyle sona erer. Kızlar sekiz yaşındayken bir yetiştirme yurduna verilirler ve çevrelerindeki tüm insanları dışlayarak kendilerine özgü bir dünya yaratırlar. Sanki aynı insanın iki yarısı gibidirler. Birbirlerine duydukları sevgi yaşamları boyunca sürer. Yönetmenin Notu: 'Ateş Yutan, kötülüğün yükünün, biri onu durdurana kadar bir kuşaktan diğerine nasıl geçtiğiyle ilgileniyor. Ayrıca ortak yaşamsal sevgi ve ayrılık temalarını da ele alıyor. Bu filmde büyüme çağındaki bir çok çocuğun portresini çizmeye çalıştım. Bu yaştakiler iki dünya arasındadırlar, içgüdülerinden şüphe etmeleri ve onlara karşı koymaları gerekir. Bu durum şüphe ve korku yaratır. Çocukların tam bu yaşta çift cinsiyetliliklerini terk etmeleri gerekir. Ben o yaşımdan hemen hiçbir şey hatırlamıyorum, sadece bir kişilik olduğumu hissetmediğimi ve 'Ona' neler olduğuna kenardan köşeden baktığımı anımsıyorum.' Pirjo Honkasalo Pirjo Honkasalo 1947'de doğdu. Fin Film okulunda ve Philadelphia Temple Üniversitesi'nde öğrenim gördü.1975'de yönetmen ve yapımcı Pekka Lehto ile çalışmaya başladı. Birlikte gerçekleştirdikleri Flame Top adlı film 1980'de Cannes Film Festivali'ne seçildi. Yönetmen, senarist, görüntü yönetmeni ve çevre düzenleyicisi olarak çalışan Honkasalo 1985'den sonra daha çok belgesel filmler çekti ve bir çok uluslararası ödül kazandı. Son filmi Ateş Yutan Locarno'da yarıştıktan sonra birçok film festivaline davet edildi. SÜRÜKLENEN BULUTLAR / KAUAS PILVET KARKAAVAT / DRIFTING CLOUDS Yönetmen: Aki Kaurismaki Senaryo: Aki Kaurismaki Görüntü: Timo Salminen Kurgu: Aki Kaurismaki Müzik: Jouko Lumme Oyuncular: Kati Outinen, Kari Väänänen, Elina Salo, Sakari Kuosmanen 1996,35mm,96', renkli Ödüller: Kiliseler Birliği Ödülü: Özel Mansiyon Cannes Film Festivali, İzleyici Ödülü: En İyi Film Sao Paulo Uluslararası Film Festivali Tramvay şoförü Lauri azalan yolcu sayısı nedeniyle işten çıkartılır. Kısa bir süre sonra eşi Ilona da baş garson olarak çalıştığı Dubrovnik adlı lokantanın kapatılmasıyla işsiz kalır. İş bulma kurumundan uygun bir iş çıkmayınca, ikisi de kendi çabalarıyla iş aramayı denerler. Ilona hiç kimsenin deneyimli ve usta bir şef garsonu işe almak istemediğini fark eder. Bir simsar aracılığıyla berbat bir barda çalışmaya başlar. Sürüklenen Bulutlar Aki Kaurismaki'nin daha önceki filmlerinden farklı olarak şaşırtıcı bir biçimde 1940 ve 50'lerin klasik Hollywood komedilerini andırmaktadır. Her şey çok kötüye giderken beklenmedik bir gelişmeyle mutlu sona ulaşılması, sıradan bir insanın umutla geleceğe bakması ve sonuçta kazanması Capra filmlerini anımsatmaktadır. Filmde 1950'lere duyulan özlem de son derece belirgindir. Ana karakterlerin sıkıntıları o yıllardan beri süre gelen alışkanlıkların 90'larda yok olmasıyla başlar.40 yıldan beri hiçbir değişikliğe uğramamış olan Dubrovnik lokantası kapanır, tramvay şirketi yolcuların yeni metroyu tercih etmesi nedeniyle bazı seferleri iptal etmek zorunda kalır.1990'lar Helsinki'sinde geçmesine karşın filmin iç mekanları 1956 yılına aittir. Bu Kaurismaki tarafından yönetilen bir filmde şaşırtıcı olmamalıdır çünkü filmin karakterleri kendilerini dış dünyadan soyutlayarak günümüz toplumundan ve bu toplumun kanunlarından etkilenmeksizin yaşamayı başarmışlardır. En önemli ve güncel sorunlardan biri olan işsizlik, Lauri ve Ilona'nın dış dünyadan soyutlanmış mutlu yaşamlarını etkiler. Aki Kaurismaki, Sürüklenen Bulutlar da keskin gözlemlere dayanan, yıkıcı bir mizaha sahip bir işsizlik, umut ve aşk öyküsü anlatmaktadır.1990'larda Finlandiya'da insanlar soğuk savaş sonrası oluşan ekonomik durgunlukta yaşanan işsizlik nedeniyle kimlik bunalımları ve hayatta kalabilme savaşımları içindedirler. Para üzerine kurulmuş bir toplumda insanların değerleri kazandıkları para ile ölçülmektedir. Kaurismaki'ye göre Sürüklenen Bulutlar The Bicycle Thief'deki umutsuzluktan It's A Wonderful Life'da ortaya çıkan mutluluğa uzanmaktadır. Arada bir yerlerde de Finlandiya gerçeği vardır. Aki Kaurismaki 1957'de Helsinki'de doğdu. Tampere Üniversitesindeki iletişim öğrenimini 'Gerçek Hayatı Yaşamak' amacıyla yarıda keserek postacılık ve bulaşıkçılık da dahil olmak üzere bir çok işte çalıştı. Avrupa'nın bir çok kentindeki sinemateklerde film yapım kurslarına katıldı.1981'de kardeşi Mika Kaurismaki'nin yönettiği The Liar adlı filmin senaryosunu yazdı ve başrolünde oynadı. İlk filmi olan Crime and Punishment'ı 1983'de çekti. O zamandan beri bir çok uzun ve kısa metrajlı film gerçekleştirdi. Senarist, oyuncu, yönetmen ve yapımcı olarak çalışan Kaurismaki döneminin en önemli ve etkili sinemacısı olarak kabul edilmektedir.



Kaynak: interSinema.com

Haberde Adı Geçenler

En Son Haberler


>> >> Finlandiya Film Şenliği

Haberler


Vizyondaki Filmler