Geoffrey Rush: Geç kalan şöhret

19.2.2001



Geoffrey Rush, az sayıda filmde oynamış ve ‘yaşıtlarına göre’ geç meşhur olmuş bir oyuncu. 1981 yılında “Hoodwink” filminde oynadığı dedektif rolüyle sinemaya atıldı. Hemen ardından Jo Kennedy’nin rol aldığı “Starstruck” filminde bir başka ufak rol üstlendi. Sonra bekledi... Sinema dünyasına aynı dönemlerde atıldığı Mel Gibson, adını duyuracak “Çıplak Silah/Lethal Weapon” anlaşmasına imza atarken o, üçüncü filminde bir Shakespeare klasiği olan “12. Gece / Twelfth Night”ta (1987) Sir Andrew Aguecheek rolünü alıyordu. Sonra yine bekledi. Bu kez tam dokuz yıl... Sonra öyle bir rol çıktı ki karşısına, ne Hollywood Yabancı Basın Derneği, ne de Akademi altın heykelciklerini esirgeyebildiler Geoffrey Rush’tan. Kendisine Altın Küre ve Oscar kazandıran “Shine” filminde oynadığı piyano dahisi David Helfgott rolü, tüm sinemaseverlerin hafızalarına kazındı. (Filmde genç David’i oynayan Noah Taylor’ın Rach 3’ü çaldığı sahneyi de unutmak pek mümkün değil). Rush, Hollywood’un büyük oyuncuları arasında girmeyi başarmıştı... HER ZAMAN SEÇİCİ OLDU Geoffrey Rush’ın en büyük özelliklerinden biri yaptığı işlerde çok seçici olması... “Etrafınıza baktığınızda bir yılda üç-dört filmde oynayan oyuncular görüyorsunuz. Sonra bir dakika diyorsunuz. Bu enerjinin bir kısmını neden saklamıyorsun? Bu kadar yeteneğin ve enerjin varsa kendini daha ciddi bir projeye, tamamıyla ver.” Oyunculuk kariyeri boyunca bu söylediklerini uygulamaktan geri kalmadı; yalnızca inandığı projelerde rol aldı. “Shine”dan sonra aynı yıl içerisinde ufak roller üstlendiği “Call Me Sal” (1996) ve “Children of Revolution” (1996) filmlerinde oynadı. 1998’de “Sefiller / Les Misérables”da Dedektif Javert’i, “Elizabeth”de Sir Francis Walsingham’ı ve “Aşık Shakespeare / Shakespeare in Love”da kendisine En İyi Yardımcı Aktör Oscar adaylığı kazandıran tiyatro sahibi Philip Henslowe rollerini üstlendi. 1999’da ise “Mystery Men” ve “Hiç değilse gişede üzerine düşeni yaptı” dediği “House on Haunted Hill” filmleri geldi. Geoffrey Rush, kendisine en iyi yardımcı aktör dalında Oscar adaylığı kazandıran Philip Henslowe rolünde DüşLERİN EFENDİSİ Bu hafta vizyona giren “Düşlerin Efendisi”, sadizimin isim babası Marki De Sade’ın akıl hastanesinde geçirdiği yılları, kendisini kurtarmaya çalışan peder (Joaquin Phoenix), yok etmeye çalışan doktor (Michael Caine) ve kendisine hayran olan çamaşırcı kadınla (Kate Winslet) olan ilişkilerini anlatıyor. Geoffrey Rush kendisine bir Oscar adaylığı kazandıran “Marki De Sade”ın kendisini dünyaya cazibeli, kibirli ve zeki bir olarak tanıttığını söylüyor: “Tüm bunların altında patlamaya hazır bir hiddet, kızgınlık ve birlikte olduğu insanları aşağılayarak onlara hakim olma güdüsü yatıyor”. Rush, filmin Marki’nin daha çok yazar yanını ortaya çıkardığını, o sayfaları yazanın nasıl bir insan olduğunu ortaya koymaya çalıştığını söylüyor. Filmin yönetmeni Philip Kaufman’ın Marki’yle bir derdi yok; onu rahatsız eden “Düşlerin Efendisi”ne verilen ‘yüksek’ rating notu. “NC-17” damgası vurulan film, 17 yaşından küçükler tarafından izlenemiyor. Bu yüzden pek çok sinema filmi göstermeyi reddediyor; bu da yapımcılar üzerinde ekonomik baskı yaratıyor. “Amerika’nın cinsellikle ilgili daha fazla filme ihtiyacı var. Çok sayıda porno film var ama onlar seksle ilgili, cinsellikle değil” diyor Kaufman: “Tarih, Marki’nin yazdığından daha pornografiktir. NC-17 bile alamaz”. “Düşlerin Efendisi” Geoffrey Rush’a bu yıl Altın Küre ve Oscar’da En İyi Aktör adaylıkları kazandırdı. Altı Küre’den heykelcikle ayrılan “Yeni Hayat/Cast Away” filmindeki rolüyle Tom Hanks oldu, ancak Rush 25 Mart gecesi verilecek Oscar’lar için umudunu koruyor. Usta oyuncunun bir sonraki filmi ise Panama’da görev yapan bir ajanın hikayesini anlatıyor. John Le Carre’nin aynı adlı romanından uyarlanan “The Tailor of Panama”nın yönetmenliğini John Boorman yapıyor ve Rush’a James Bond filmlerinin aktörü Pierce Brosnan eşlik ediyor. SON SÖZ Geoffrey Rush hakkındaki son sözü de “Düşlerin Efendisi”ndeki rol arkadaşı Kate Winslet’e bırakmak lazım belki de... “İlk tanıştığımızda çok ciddi görünüyordu. Kendi kendime ‘Tanrım, lütfen o ciddi tipler gibi olmasın’ dedim. Be? dakika içerisinde şimdiye kadar tanıdığım kimsede rastlamadığım bir mizah anlayışı olduğunu fark ettim. Geoffrey Rush’ı kısaca tarif etmemi isterseniz: ‘Ahlaksız, muzip ve dahi’ derim ve bu söylediklerimin çok ho?una gideceğinden de eminim.”



Kaynak: Ntv

Haberde Adı Geçenler

En Son Haberler


>> >> Geoffrey Rush: Geç kalan şöhret

Haberler


Vizyondaki Filmler