Her yönüyle Orson Welles

5.9.2009
Her yönüyle Orson Welles


Richard Linklater yönetmenliğinde Orson Welles’le ilgili bir film daha gösterime giriyor. Welles’le çalışmış sinemacılar da Welles ile ilgili bilinmeyenleri Independent’a anlattı Yurttaş Kane / Citizen Kane‘in yönetmeni Orson Welles öleli neredeyse 25 yıl olacak; ancak bu durum onun kariyerine gem vurmadı. O zamandan beri Welles, televizyonda ve sinemada her zaman olduğundan daha fazla görünmeye başladı. Onun eserleri hakkında yeni tartışmalar başlatıldı, filmleri yeniden çevrildi, pek çok biyografiye konu oldu ve tamamlanmamış filmi The Other Side Of The Wind‘i tamamlayacak bir sinemacı için arayışlar sürdü gitti. Welles’in büyüsü hiçbir zaman azalmadı ve pek çok önemli oyuncu beyazperdede onu canlandırdı. 2006 yılında Fade to Black adlı filmde Welles’in arkadaşı John Huston’ın oğlu Danny Huston, Orson Welles olarak kamera karşısına geçti. Cradle Will Rock‘ta Angus Macfadyen Welles’i canlandırdı. Aynı yıl, Benjamin Ross’un televizyon için çektiği RKO 281‘da Liev Schreiber Welles idi. Orson Welles şimdi yine beyazperdede. Bu kez Richard Linklater’ın yeni filmi Me and Orson Welles ile anılıyor ünlü sanatçı ve genç İngiliz oyuncu Christian McKay tarafından başarıyla canlandırılıyor. Bu vesileyle, Orson Welles’le daha önce çalışmış olan sinemacılar, onu Independent gazetesine anlattı. Norman Lloyd (Yapımcı ve oyuncu. Lloyd, Me and Orson Welles’in temelini oluşturan Julius Caesar’ın modern versiyonunda Cinna rolüyle 1937’de Mercury Theatre’da tiyatroseverlerin karşısına çıkmıştı) Julius Caesar’ın hazırlık dönemi tam bir çılgınlıktı. Orson, ilk provada ışıklara ve detaylara çok takılmıştı. Ben prova yapmadığımı söyledim, bu yüzden ön gösterimde yoktum. Oyun beş gün ertelendi, tam bir felaketti. O zamanlar 22 yaşındaydım ve Orson’la hemen hemen aynı yaşlardaydık. William Friedkin (Yönetmen) : Yurttaş Kane’i izlediğimde Chicago’da bulunan bir televizyonda çalışıyordum. O zamana kadar filmleri yalnızca eğlence olsun diye izliyordum. Cumartesi günleri öğleden sonralarını arkadaşlarımla sinemaya giderek değerlendiriyordum. Bir gün tavsiyesi üzerine Yurttaş Kane’i izlemeye karar verdim. Yine cumartesiydi ve yapacak hiçbir şeyim yoktu. Ben de öğlen 12.00 seansına filmi görmeye gittim. Sinemadan çıktığımda saat gece yarısına geliyordu. Filmi yedi ya da sekiz defa üst üste izledim. Şaşkına dönmüştüm, işte o zaman sinemanın da roman yazmak ya da resim yapmak gibi bir sanat eseri olduğunu anladım. Harry Kümel: Bütün oyuncular Orson Welles’le aynı sette olma fikrinden dolayı dehşete düşmüştü. Herkes, özellikle de Michel Bouquet büyük dahi Welles’le çalışacağı için heyecanlıydı. Ama aradan yalnızca yarım saat geçtiğinde Michel ondan nefret etti. Adını bile ağzına alamıyordu. Orson Michel’le birlikte oynadığı bir sahnenin 17’nci tekrarında gülmeye başladı. Michel öfkeden deliye dönmüştü çünkü sahnesinin yok edildiğini biliyordu. Welles senaryoyu yırtıp parçalara ayırmış, kâğıtların arkalarına da repliklerini yazmıştı çünkü onları ezberlememişti. Yataktan her kalktığında o küçük kâğıt parçaları kelebek gibi havada uçuşuyordu. Joseph McBride: Welles’le 1970 yılında tanıştım. Onun hakkında bir kitap yazıyordum. 1970 yılında Hollywood’a gittiğim zaman Orson Welles ABD’de düşüşteydi. Onu aradığımda bana birdenbire “Bir film çekiyoruz, rol almak ister misin” dedi. Çok şaşırmıştım. Welles’in filminde oynama fikri harikaydı. Welles oyunculardan kendi diyaloglarını yazmalarını istiyordu.


Haberde Adı Geçenler

En Son Haberler


>> >> Her yönüyle Orson Welles

Haberler


Vizyondaki Filmler