New York'ta Türk Sineması paneli

16.6.2008
New York'ta Türk Sineması paneli


ABD’nin New York kentinde, Türk Sineması konulu panel düzenlendi. New York’ta, Televizyon ve Sinema Yapımcıları Birliği (TESİYAB) tarafından düzenlenen 3 günlük Türk Filmleri Festivali’nin kapanış programı olarak düzenlenen panelde, festival için kentte bulunan oyuncular Şener Şen, Hülya Koçyiğit ve Özgü Namal, yapımcılar Mine ve Ömer Vargı, yönetmen Çağan Irmak, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nihat Gül, Amerikalı film yapımcısı Barry Brown ve film dağıtımcısı Marc Lipsky konuştu. New York Türk Filmleri Festivali’nin kurucusu ve direktörü olan yönetmen Mevlüt Akkaya’nın yönettiği panelde, Türk sinemasının geçmişten bugüne yaşadığı gelişme ve ABD pazarına girebilmesi konuları ele alındı. Festivalin, Amerikalı film yapımcıları ile işbirliği imkanlarını araştırmak için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle düzenlendiğini anlatan Mine Vargı, yapımcı olarak, hayallerinin, festivallerde yer almak dışında, ABD’deki dağıtım ağına girebilmek olduğunu söyledi. Başkanı olduğu TESİYAB olarak ise, endüstrinin Türk filmlerine ilgisini görmek amacıyla bu festivali düzenlediklerini belirtti. Türk sinemasının geçirdiği değişimle ilgili olarak konuşan Şener Şen, Türk sinemasının yetmişli yıllarda Hollywood ve Bollywood gibi çok üretken, ancak kendi içinde dönen bir işleyiş olduğunu, sektör haline gelemediğini; son yıllarda da yapılan film sayısının yılda 40-50 filme düşmesi sebebiyle Türkiye’de bir film sektörü olduğundan bahsetmenin doğru olmayacağını söyledi. Teknolojik gelişme ile filmlerdeki kalitenin arttığını ifade eden Şen, 'ancak hem dünya hem de Türk sinemasının tek sorunu, senaryo, ruh, yaratıcılık eksikliğidir' diye konuştu. Hülya Koçyiğit ise, 'çok film yaptığımız yıllarda halimizden çok memnunduk. Kısıtlı teknoloji ile çalışıyorduk ama halkın ilgisi çoktu. Az parayla büyük işler yapmaya çalışıyorduk, ama sadece kendimiz seyrediyorduk. O yıllarda kimse sinemayı bilerek yapmıyordu, şimdi ise eğitimli gençlerimiz var. Şimdi hikayelerimizi dünyaya anlatmak istiyoruz.' dedi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nihat Gül, Bakanlık olarak dünya sinemasının yapımcılarını Türkiye’de film çekmeye teşvik etmeyi ve Türkiye’de büyük stüdyolar kurulmasını sağlamayı hedeflediklerini anlattı. Gül, bir eğlence sektörü olduğu kadar ülkeler arasında etkileşim, iletişim ve tanıtım aracı olan sinemayı hem film hem de festivaller bazında desteklemeye devam edeceklerini söyledi. Özgü Namal ise, kendi jenerasyonu içinde, çok güzel projelerde yer almasının kendisi için büyük şans olduğunu belirtti. 'gizli kalmış bir ülke olan Türkiye’yi ve gizli kalmış bir sinema olan Türk sinemasını uluslararası festivallerde tanıtmayı amaçlıyoruz. Hollywood filmlerinde oynamak gibi bir hedefimiz yok, kendi yapımcı, yönetmen ve oyuncularımızla adımızı dünyaya duyurmak amacındayız' dedi. Çağan Irmak, Türk sinemasının en büyük problemini, 'ana dalga (main stream) sinema kanadının çok az oluşu' olarak gördüğünü dile getirdi. Türkiye’de ya son derece kişisel ya da tamamen ticari filmler yapıldığına dikkat çeken Irmak, halkla buluşan filmlerin sayısının az olmasının Türk sinemasına çok şey kaybettirdiğinin altını çizdi. Irmak, 'film kalpten geldiği zaman, sizin duygularınızı anlattığı zaman dünyada başka bir desteğe gerek kalmadan sesini duyurur' diye konuştu.


Haberde Adı Geçenler

En Son Haberler


>> >> New York'ta Türk Sineması paneli

Haberler


Vizyondaki Filmler