Nicole Kidman : 'Keşke sadece parmaklarımı şaklatarak her şeyi değiştirebilseydim'

24.8.2005
Nicole Kidman : 'Keşke sadece parmaklarımı şaklatarak her şeyi değiştirebilseydim'


Nicole Kidman sanatı uğruna pek çok şey yaptı. Dil, müzik aleti ve aksan eğitimi aldı. Saç ve göz rengini değiştirdi, peruk taktı. Hatta “The Hours/Saatler” filminde kendisine Oscar getiren Virginia Woolf rolü için protez burun bile kullandı. Ama 37 yaşındaki Avustralyalı aktris “Bewitched/Tatlı Cadı”daki bir faniyle evli cadı rolü için çok daha olağanüstü bir şey yapıyor: Burnunu oynatıyor! ”Bewitched/Tatlı Cadı” filminde, İsabel ve Samantha olmak üzere, Kidman iki karakter birden canlandırıyor. İsabel, Los Angeles’a taşınarak doğaüstü güçlerinden yararlanmadan “normal” bir hayat sürmeye kararlı, saf ve iyi huylu bir cadıdır. “Old School” ve “Elf”ten tanıdığımız Will Ferrell’ın canlandırdığı Jack Wyatt ise 1960’ların ünlü sitkomunun yeni uyarlamasından yararlanarak kariyerini eski günlerine döndürmeyi hedefleyen bir aktördür. İsabel’e rastladığında, genç kadının burnu da dahil olmak üzere orijinal Samantha’yı canlandıran Elisabeth Montgomery’ye büyük benzerlik gösterdiğini fark eder ve ona yeni dizide Samantha rolünü teklif eder. İsabel bunu kabul eder çünkü Jack’e aşık olmuştur, ama ondan aynı karşılığı göremeyince, biraz doğaüstü yardım almaya eğilim gösterir. Nora Ephron’ın (“Sleepless in Seattle” ve “You’ve Got Mail”) yönettiği, Nora ve Delia Ephron’ın yazdığı bu romantik komedi de, ayrıca, İsabel’in kibar ama kızını onaylamayan babası Nigel Bigelow rolünde Michael Caine, ve yeni “Tatlı Cadı” dizisinde Endora’yı canlandıran Shirley MacLaine rol alıyorlar. Film, “Moulin Rouge/Kırmızı Değirmen”, “Birth”, “Dogville”, “The Interpreter/Çevirmen”, “Cold Mountain/Soğuk Dağ” ve “The Stepford Wives/Stepford Kadınları” gibi filmlerin Oscar ve Altın Küre ödüllü aktrisine, kameraların kapalı olduğu zamanlarda doğal olarak sahip olduğu komedi yeteneğini nihayet sergileme imkanı veriyor.2001 yılında Tom Cruise’dan boşanan Kidman,12 ve 10 yaşlarındaki çocukları Bella ile Connor’ın velayetini eski eşiyle paylaşıyor. “Bewitched/Tatlı Cadı”ya nasıl dahil oldunuz? Bir arkadaşımın mutfağında otururken, konu eskiden en sevdiğimiz dizilerden açıldı. Hepimiz “Bewitched/Tatlı Cadı” dizisini sevdiğimizi söyledik, ve sonra kızlar kahve içip kek yerken “‘Bewitched/Tatlı Cadı’da Samantha’yı sen oynamalısın! ” diye direttiler. Ben de stüdyoyu aradım; ve rolün verilip verilmediğini sordum. Henüz verilmediğini söylediler. Diziyi neden bu kadar sevmiştiniz? Sanırım benim Samantha gibi haylaz bir eş olma fantezisini yaşamam gerekiyordu. O gerçekten haşarı ama iyi olmaya çalışıyor ve kocası olan faniyi bütün kalbiyle seviyor. Ben bu basit konuyu seviyorum. Bir de parmağını bile oynatmadan bir şeyler yapabilme becerisini de seviyorum. Bence bu her kız için fantastik bir şey. Bir burun oynatışla saçı yapılıyor ve harika görünebiliyor. Kızkardeşimle birlikte Avustralya’da bu diziyi her gece yemekten önce izlerdik. Hep “Önce Tatlı Cadı’yı izleyebilir miyiz? ” diye sorardık. Diziden uyarlama bu filmin “Charlie’s Angels/Charlie’nin Melekleri”, “Starsky and Hutch/ Starsky ve Hutch” ve “The Brady Bunch” gibi diğerlerinden farkı ne? Samantha ve Darren’ı canlandırıyoruz ama aynı zamanda farklı birer karakter daha canlandırıyoruz: İsabel ve Jack’i. Yani, aynı anda ilerleyen iki hikaye var ve bence bu filmin özündeki şey ilişkiler; tıpkı “Sleepless in Seattle” ve “You’ve Got Mail/Mesajınız Var”da olduğu gibi, doğru kimyaya ve aşık olduğunuz zaman kontrolünüzü tamamen kaybetmeniz, her şeyden vazgeçmeniz düşüncesine dayanıyor. Sadece şunu söylüyorsunuz: “Pekala, aşkla gelen tüm duyguları kontrol etmeye çalışmak yerine, onları yaşamak için kendime izin vereceğim”. Canlandırdığınız iki karakteri ve onların hikayedeki yerini biraz açıklar mısınız? İsabel dünyaya normal bir yaşam sürmek için gelen bir cadı, tıpkı TV dizisindeki Samantha gibi. Will Ferrell’ın canlandırdığı Jack ise, kariyeri bitmek üzere olan bir aktör ve Tatlı Cadı dizisini yeniden uyarlamaya karar veriyor. Bu yüzden yeni dizide oynayacak bir aktrise ihtiyaçları var ve beni buluyorlar. Jack, rolü İsabel’e veriyor. Birlikte yaşadıkları serüven ve İsabel’in Jack’e, Jack’in de İsabel’e öğrettiği şeyler hikayenin merkezini oluşturuyor. İsabel karakteri Samantha’dan ne şekilde farklı? Aslında paralel çizgideler ama elbette İsabel evli değil, oysa Samantha, Darren’la evli. İsabel, işsiz aktör Jack’e çılgınca aşık oluyor, ama ondan aynı karşılığı alamıyor ve tabi bir cadıyı reddetmek bazı sorunlar yaratıyor! İlk romantik komediniz sizin için zor oldu mu? Eğlenceliydi, özellikle de Will’le; ve bir de Nora’nın ellerinde olmak güzeldi çünkü o bu türde çok usta ve ‘hayır bu olmaz’ ya da ‘evet, bu işe yarar’ gibi şeyler söylüyor. İkisinden de çok şey öğrendim. Heyecanlıydım ama komedi için fazla düz olduğumu düşündüm; oysa Will “Hayır, hayır, gerçekten komiksin, hadi ama” diyip durdu ve beni daha da komik yapmaya çalıştı. Bu çok tatlıydı. Will Ferrell bir aktör olarak nasıl? İnsan olarak, gerçekten düz biri ama içten içe de uçuk kaçık. Bu çok hoşuma giden bir şey, ve elbette performansına yansıyor. Yani normal, sıradan birini görüyorsunuz, oysa özünde “Old School” ve “Elf” gibi filmlerde yaptığı çılgınca şeyleri yapan biri. Will Ferrell’ın Darren’ı canlandırması fikri nasıl ortaya çıktı? Onun hakkında fikir edinmem Steven Spielberg’le konuşmam sayesinde oldu. Birlikte yapacak bir şeyler arıyorduk; o yüzden de, sık sık telefonda konuşuyorduk. Bana kendi stüdyosu Dreamworks’ten çıkan “Old School” filmini izlememi çünkü Will’in Darren rolü için mükemmel olduğunu söyledi. Biz de “Old School”u kiraladık ve çocuklarımla izledik. Gerçi onların göremediği pek çok şey vardı ama, benim için yeterliydi. Çocuklarınız Tatlı Cadı dizisini seviyor mu? Dizilerin bazı bölümlerini seyrettiler ama onlar daha çok filmlerden ve günümüz TV şovlarından hoşlanıyorlar. Avustralya’da yaşayan altı yaşındaki yeğenim Lucia diziye gerçekten bayılıyor. Kızınızın izleyebileceği bir film yapmak öylesine harika bir şey ki. Bella bu yıl 13 yaşına girecek; bu yüzden izlemesine izin vereceğim sanırım. Connor pek ilgi duymasa da izleyecektir diye düşünüyorum. O daha çok babasının filmlerini seviyor. “War of the Worlds/Dünyalar Savaşı” gibi filmleri! Burun oynatmayı öğrenmek çok zor muydu? Ekip içinde bir yarışma yaptık ve hemen herkes burnunu oynatabildi, yani aslında o kadar zor değil galiba. Dizide yapılışını dikkatle incelemeniz yeterli. Ben ağır çekimde Samantha’nın nasıl yaptığını izledim. Ağız ile burnun birlikte hareket ettirilmesi gerekiyor. Her röportajda burnumu oynatıp oynatamadığımı soruyorlar ve ben “Ah Tanrım, bu benim kaderim mi olacak? ’ diye düşünüyorum. Film tutarsa, sanırım daha uzun yıllar burnumu oynatmam gerekecek diyebiliriz! Samantha’nın güçlerine sahip olmayı hiç dilediğiniz oldu mu? Kesinlikle, herkes dilemez mi? Keşke sadece parmaklarımı şaklatarak her şeyi değiştirebilseydim. Küçük bir kızken hayalim buydu. Bu, gerçeklerden kaçışın ve çılgın bir hayalgücüne sahip olmanın bir parçası; ve ulaşamayacağınız şeyleri dilemenin bir yolu. Sahip olmayı en çok isteyeceğiniz güç hangisi? Saf büyüye sahip olmayı isterdim, Samantha gibi her şeyi yapabileceğim ya da değiştirebileceğim bir büyü gücüne. Onda her şeyi yapma ve değiştirme gücü var ve bu, dünyaya geldiğinde İsabel’in istemediği bir şey çünkü her şeyin kontrolü elinde. Ama o, kontrolü yitirmek, çılgınca aşık olmak ve aşk acısı hissetmek istiyor, oysa parmağını şaklatarak sorununu hâlledebilir. Yani İsabel ne dilemesi gerektiği konusunda dikkatli olmayı öğreniyor mu? Kontrolü elinde tutmayı istemediğini söylüyor, ama ben bundan emin değilim! Kendi adıma ben isterim. Annenizi dünyanın öbür ucundan akşam yemeğine getirebilir ve tatlıdan sonra Avustralya’ya dönmesini sağlayabilirsiniz! Michael Caine ve Shirley MacLaine’le çalışmak nasıldı? Onlara sahip olduğumuz için çok şanslıydık. Keşke benim anne babam olsalardı! Bence aktris olmanın en harika yanı, rolünüz aracılığıyla bambaşka şeyler yaşayabilmeniz: Bambaşka anne babalarınız olabiliyor, bir çok farklı erkeği öpebiliyorsunuz ve bundan sorumluluk duymanız gerekmiyor. Bence bu eğlenceli bir şey. Shirley MacLaine’le iyi anlaştınız mı? O bir efsane ve “The Apartment”dan muhteşem oynadığı “Terms of Endearment”a kadar bayıldığım pek çok performansı var. Bu yüzden, ona huşuyla bakıyordum ve adeta ayaklarım yerden kesilmiş gibi hissediyordum. Ama Shirley, solgun yüzüm ve kızıl saçlarımdan dolayı bana her zaman bir yakınlık duyduğunu söyledi. Gerçekten solgun cildi olanlar sanki küçük bir kulübe üye gibidirler çünkü bambaşka bir yaşam şekliniz vardır. Bu yüzden, öteki gerçekten açık tenli insanları hemen tanır ve ‘nasıl olduğunu biliyorum! ’ diye düşünürsünüz. Çekimi en zor sahne hangisiydi? Bence o kadar zor bir sahne yoktu. Daha çok ‘Bu zor değil, zor olmak zorunda değil’ düşüncesi vardı. Komedi yaparken çok büyük bir enerji gerekiyor ve Nora uzun saatler çalışıyor, ama sette yaşadığımız duygu asla zor olduğu yönünde değil, hafif olduğu yönündeydi. Nora, her zaman, komedi yaparken herkesin kendini iyi hissetmesi gerektiğini söyler ki ben de buna katılıyorum. Yani en büyük zorluk enerjinizi korumak mıydı? Sanırım çoğunlukla böyleydi. Bir de sürekli tetikte olup, Will’e tepkili olmak gerekiyordu çünkü pek çok değişiklik getirebiliyor. Sizin de buna ayak uydurmaya istekli olmanız önemli. Bazen doğaçlama yapıyordu, farklı şeyler deniyordu. Bu çok hoşuma gitti. Böyle çalışmayı seviyorum. Daha önce kendinizle ilgili bilmediğiniz bir şey keşfettiniz mi? Herkes bu rolün bana en yakın rol olduğunu söylüyor. Buna katılıyor musunuz? Belki, çünkü İsabel biraz saf ve ben kendimde bunun hâlâ biraz olduğunu düşünüyorum. Bazen keşke böyle olmasaydım dediğim oluyor ama saf olmayı sert olmaya tercih ederim. Daha çok komedi yapmak ister miydiniz? Bayılırdım! Kısa süre önce “Hitch/Aşk Doktoru”nu izledim ve öyle bir film yapabilmeyi diledim. Bir bebek istediğiniz gerçekten doğru mu? Bir bebeğim olmasını çok isterdim ama önce birlikte çocuk yapmak isteyeceğim kişiyi bulmam lazım çünkü tek başıma bebek büyütmeyi istemiyorum. Ama dün gece bebek sahibi olmakla ilgili bir rüya gördüm. Sanki gerçekmiş gibi ‘bebek’ diyorum! (gülüşmeler) Doğrusu, sanrım 18 yaşından beri bebek özlemi çekiyorum. Küçük bir kızken bile elimde beş tane oyuncak bebekle dolaştığımı ve anneme “benim beş tane çocuğum var” dediğimi, onun da bana “Neden beş bebek istiyorsun ki? ” diye sorduğunu hatırlıyorum. Kendisinden çocuk yapmayı isteyeceğiniz birini buldunuz mu? Birlikte çocuk yapabileceğim birini bulmadım, hayır. Çıkıp arıyor değilim; ama bekliyorum diyebiliriz. Benim için şu anda, pek çok kez de söylediğim gibi, konuşulacak başka şeyler var; bu konuyu konuşmak sıkıcı oluyor. O yüzden, gerçekten sessiz kalmaya ve bazı şeyleri kendime saklamaya çalışıyorum. Ben dışa dönük biri değilim. Evlendiğimde de değildim, şu anda da değilim. Spotların altında kendini rahat hisseden, buna ihtiyaç duyan, bunu arzulayan ve seven pek çok insan var; ben ise içime kapanık biriyim. Kendi galalarıma gidiyorum ama onun haricinde hiçbir şekilde dikkat çekmeye çalışmıyorum. Tom’un yeni kız arkadaşı hakkında ne düşünüyorsunuz? Umarım Tom mutludur. Bu kadar basit. O mutluysa, çocuklarımda mutludur ve bu da beni mutlu eder. Bu duruma bakmanın en kolay yolu bence bu, ve zaten gerçek de bu. Artık yıllar oldu ve ikimiz de kendi yolumuza gittik. Şimdiye kadar birkaç kız arkadaşı oldu. Umarım çok mutludur.


En Son Haberler


>> >> Nicole Kidman : 'Keşke sadece parmaklarımı şaklatarak her şeyi değiştirebilseydim'

Haberler


Vizyondaki Filmler