Ödül avcısı Ferzan Özpetek

28.9.2001
Ferzan Özpetek


Çok küçük yaşlardan beri sinemaya gönül veren Özpetek, ödül üzerine ödül alan son filmi “Cahil Periler”in İtalya’dan sonra Türkiye’de vizyona girmesi nedeniyle doğduğu topraklara geldi. Geçtiğimiz günlerde bir tv kanalında hayatı ve yaptıkları ile ilgili açıklamalar yaptı. Gani Müjde: Merhabalar. Konuğum bir yönetmen. Ona ödül avcısı diyorlar. Çünkü hakikaten önümdeki kağıtların büyük bölümü Ferzan Özpetek’in aldığı ödüllere ayrılmış. Fakat ben kendisine daha çok sevgi avcısı diyorum. Gerçekten üç filminin üçünün de konusu mükemmeldi. Sanıyorum Cahil Periler, henüz daha filmi göremedim ama en iyi konu olarak benden ilk ödülünü aldı diyebilirim. Çok güzel. Senin adın hep İtalya’yla yan yana geldi. Ben gerçekten öncesini merak ediyorum. Bu konuda araştırmalarda bulundum ama sana ait bilgi bulmakta zorlandım. Ferzan Özpetek: İtalya’dan önce, 17 yaşıma kadar İstanbul’daydım. 17 yaşında, liseyi bitirir bitirmez hemen İtalya’ya gittim. Gani Müjde: Dil öğrenmek için? Ferzan Özpetek: Yok, sinema için. İlk başta Amerika’ya gidecektim. Sonra fikir değiştirdim. On-onbeş gün kala, Amerika’ya gitmek yerine, İtalya’ya gideceğim, dedim. Annem, babam, aman İtalya’ya gideceksin, İtalyanca öğreneceksin filan dediler. Bir de 25 yıl önce İtalya bu şekilde değildi. Lisan bir şeyine yaramayacak filan. Herkes karşı çıkmıştı ama annem biraz destek oldu. Gani Müjde: Yani, Amerika’ya gitseydin, sinema eğitimi üzerine mi gidecektin? Ferzan Özpetek: Sinema, hep sinema... Gani Müjde: O duygu nereden geliyor? Ferzan Özpetek: Çocukluğumdan beri... İlk, 7 yaşımda anneannemle beraber gittim sinemaya. O zaman 7 yaşından önce gidilmiyordu. Gittiğim film Kleopatra’ydı... Hatırlıyorum, anneannem, şey demişti: ‘Eğer aslanla başlayan filmse gidelim.’ (Metro Golden Mayer...) Oraya gittiğimizde, hiç unutmuyorum, dönüşte uyukluyordum. Sırtında taşıyordu beni. Ben hem uyukluyordum, hem de filmin imajı bütün kafamı dolduruyordu. Hemen aramızda sinemayla büyük bir aşk oldu. Birbirimizi çok sevdik. Gani Müjde: Herhalde bu sinema tutkusu lise boyunca devam etti. Ferzan Özpetek: Hep.. Mesela, Çarşamba günleri, bazen öğleden sonraları serbest oluyordu. Hemen bir sinemaya.. Cumartesi günü bir sinemaya, Pazar günü bir sinemaya... Gani Müjde: Hangi filmleri daha çok seyrediyordun? Ferzan Özpetek: Türk filmlerinden çok seyrettim. Türk filmlerinden çok saçma sapanları seyrettim, çok güzelleri seyrettim. O çok saçma sapan bulduklarımı sonra çok güzel buldum. Veya çok güzel bulduklarıma sonra, o kadar iyi değilmiş dedim. 16 yaşlarındaydım, Son Kuşlar beni çok etkilemişti. Benim için çok değişikti. Erdoğan Tokatlı’nın filmi. İlk defa, ‘a, bak bir Türk filminde mutlu son yok.’ dedim. Zengin adamla evlenen kız, fakir sevgili ayrılıyorlar. Kız zengin adamla evleniyor, öyle bir seçim yapmak zorunda kalıyor. O benim hep yıllar boyunca kafamda kalmıştır. Hatta bu Cahil Periler’de Erdoğan beye bir gönderme yapmak istedim, sonunu ona uygun bir şey düşünmüştüm. Ama çekim sırasında fikrimi değiştirdim. Artık, belki ileride yaparım. Gani Müjde: Peki, İtalya’ya gidince eğitim aldın mı? Ferzan Özpetek: İtalya’ya gider gitmez ilk gittiğimin kapıyı çaldığımda, orada, siz 17 yaşındasınız, buraya 21 yaşında alıyoruz, dediler. O zaman, beklemem gerekiyor, dedim. Üç yıl beklemem gerekiyordu. Akademiye yazıldım, bir tiyatro okuluna... Onu yaparken, anneme, babama, üniversiteye gidiyorum, dedim... Bütün yönetmenlere gidip, gazeteci numarası yapıyordum. Röportajlarımdan sonra beni alır mısınız, diyordum. Bir tanesi evet, dedi. Bu durumu bir gazeteciyle konuşuyorduk. ‘Bin bir zorlukla, bir Türk oraya gidiyor ve başarılı oluyor. Nasıl yaptınız?’ diye sordu. Hep şöyle hissettim. Bir eksikten başladığımı hissettim hep. O yüzden de çok çaba sarfettim. Sıfırın altından başlamış gibi hissettim. Çünkü bir Türksün. Oraya gidiyorsun, bir sürü İtalyan var, o mesleği yapmak isteyen. Çünkü sinema her ülkede özel bir meslek. Onlardan çok daha başarılı olmak zorundasın. Onlardan çok daha kendini göstermek zorundasın. Gani Müjde: Türkiye’de film yapan sinemacılar, Avrupa’ya çıkmakta zorlanıyorlar. Ama sen farklı bir yol izleyerek, Avrupa’nın kalbinden dışarıya doğru çıktın. Hatta oradan buraya döndün, şimdi buradan yansımaların var. Bu daha doğru bir yol olduğunu düşündüğün bir yoldur, haklı mıyım? Ferzan Özpetek: Ben bunu bilinçli olarak yapmadım. Hayatım İtalya’da olduğundan İtalya’da yaptığım film... Mesela İtalya’da yapılan, İtalyanca olan film çok daha kolaylıkla yolunu buluyor tabii. Gani Müjde: Dünya pazarındaki payı İtalya’nın kültürel anlamdaki payı da bunda çok etkili... Ferzan Özpetek: Bir zamanlar İtalyan sineması büyük zafer kazanmış bütün dünyada. İtalyan sinemasının itibarı deniliyor. Gani Müjde: Seni kimler etkiledi? İtalya’da veya dünyada etkileyen sinemacılar. Ferzan Özpetek: Benim çok hoşuma giden İngiliz yönetmen Michael Powel..Fassbinder’in bazı filmlerini çok seviyorum. Vittorio De Sica hayranıyım. De Sica benim için, oyuncuları yönetmesi bakımından çok büyük... Türk yönetmenlerinden, Memduh Ün, Halit Refiğ, Erdoğan Tokatlı, bir sürü yönetmen, bir sürü film. Çok yönetmen. Herkesten bir su damlası, çok güzel o... Gani Müjde: Almadovar’ı sever misin? Ferzan Özpetek: Hayranıyım. Kritikler, Almadovar’ın çok havası var filmde dediler. İki yıl önce Los Angeles’ta bir partide karşılaştık Almadovar’la, benimle tanıştırdılar. Hamam’ın büyük hayranı. Hamam üzerine konuştuk. Bol bol film çek, dedi. Hamam gibi, Harem Suare gibi film yaptın, devam et, bol bol çek, dedi. Ben de çekeceğim, dedim. Cahil Periler deyince, şaşırdı, harika bir isim dedi. Sonra konuyu anlattım, yerlere yatıyor gülmekten... Çok hoş bir karşılaşmamız oldu. Şimdi İspanya’da çıkacak 2 Kasım’da. Gani Müjde: Bu film bir tay kazandırdı sana, doğru mu? Ferzan Özpetek: Gerçek bir tay... Tayı orada bıraktım. Çok iyi bakıcıların olduğu bir yerde. Çok seven insanlar... Orada bir sürü taylar, atlar var, koşuyorlar. Orada kaldı. Tayın ismi Alfonso... Fakat iki yıl boyunca onun bütün masraflarını karşılıyorlar. İki yıl sonra sen karar veriyorsun, ya tayı oradan alıp, başka bir yere götüreceksin, verildiği gün de götürebilirdim, ama şimdi orada kalsın istiyorum. Ben onlara hediye edeceğim sonunda. Kalkıp da tayla ne yapacağım. İtalyan sinemasının at yarışları diye. O da yarış atı... Gani Müjde: Filmde Ajda Pekkan posteri varmış, bariz bir şekilde. Bir nedeni var mı? Ferzan Özpetek: İtalya’da bir CD çıkacak yakınlarda. Özpetek’in Cahil Periler’e koyamadığı şarkılar, şarkıcılar diye... Bunlar arasında Ajda Pekkan var, Sezen Aksu var, koymak istediğim koyamadığım şarkılar var filmin içine. Roma’da Ajda Pekkan’ın hayranı bir arkadaşım vardı. Ajda Pekkan ile ilgili bütün herşeyi toplar. Delisidir.. Oradan geldi o fikir aklıma... Gani Müjde: Bir de İtalyan çocuğun parmağında ay yıldızlı bir yüzük görmüş arkadaşlar. Ferzan Özpetek: O bana Serra’nın (Yılmaz) hediye ettiği yüzüktür. Ben dedim ki, Serra, sen bana onu hediye ettin, şimdi öyle bir yapalım ki, filmde de, alt katında oturduğun o çocuğa o yüzüğü hediye etmiş gibi ol. Gani Müjde: Ramazotti’yle film çekecek diye haberler çıktı. Ferzan Özpetek: Çok konuşuldu onun üzerine, çok görüştüm. Buraya gelmeden üç gün önce görüştük. Onun boş olduğu günlerle benimkiler birbirine uymadı. İkimiz de çok yoğunuz. Benim iki tane reklam filmim var gidip yapacağım. Ben içimden dedim ki, bir ara, konuşurken... ‘Niye sıkıntıya gireyim. Çok daha hoş bir şey yapabilirim sonra.’ Böyle kaldı.. Ama her zaman olabilir... Gani Müjde: Yaptığın tüm filmler için eline sağlık. İnşallah senden daha uzun yıllar çok güzel filmler seyredeceğiz. Bu arada yarın vizyona girecek olan Cahil Periler’in de umarım çok iyi bir izleyici sayısı yakalar. Krizdeki Türkiye’nin de yüzünü güldürür, senin ve bütün sinemacıların. Bugünkü konuğum Ferzan Özpetek, İtalyanca adıyla Ferzan Oğuzpetek’ti...



Kaynak: NTV

En Son Haberler


>> >> Ödül avcısı Ferzan Özpetek

Haberler


Vizyondaki Filmler