'Oyunculuğun sonu yok'

19.10.2000



Demet Akbağ, okuldan yeni mezun genç bir oyuncuyken komediyi seçmış. Uzun zaman da bu yolda devam etmış. Siz Akbağ’ı bir komedi oyuncusu olarak tanıyor olabilirsiniz, ama aslında siz gülerken, o bir yandan da canlandırdığı rolle ya?amın hüzünlü yanını nasıl yansıtacağını düşünüyor. Bir Demet Tiyatro’da canlandırdığı tiplemelerle, Beşıkta? Kültür Merkezi’nde perde açan ve ona Afife Jale En İyi Komedi Kadın Oyuncusu Ödülü'nü kazandıran "Sen Hiç Ate? Böceği Gördün mü?" isimli tiyatro oyununda, ya?amın komik yanlarının yanına hüzünlerini de sıkıştırmayı amaçlayan Akbağ, ?ubat ayında gösterime girecek "Vizontele" adlı sinema filminde bugüne kadar hiç görmediğimiz kadar ciddi, huysuz bir büyükanne olarak çıkacak karşımıza. Konu?mamızdan bir gece önce sinema filminin kabaca montajlanmış halini de izlemış Akbağ, yerinde duramıyor “?ubata kadar nasıl bekleyeceğim bilmiyorum” diyor. Filmden söz ederken gözlerinin içi gülüyor, birkaç dakika sonrasında hüzünleri anlatırken ise ıslanıyor bir anda... "Tersine Dünya"dan sonra hiç sinema teklifi almadınız mı? Sinema konusunda benim çok büyük bir deneyimim yok. 1987 yılından beri kamerayla ilışkim televizyonla bağlantılı. "Vizontele" benim üçüncü sinema filmim. Bu zaman içinde bana onlarca teklif geldiğini de söyleyemem. Zaten benim gibi bir oyuncu için yazılmış pek fazla senaryo yok Türk sinemasında. Türk sinemasındaki kadın oyuncu figürü ya seksi kadın ya da kutsal annedir. Siz kendinizi hangi türe yakın hissediyorsunuz? Güldüren, ağlatan, inandırıcı, doğal ve her yönüyle çizilmış karakterleri canlandırmak benim tercihim. Sinemada da, televizyonda da, tiyatroda da bu böyle. Ama kadının anne ya da e? olarak kullanılması, sinemanın bir gereksinimi. Türk toplumunda kadının yeri belli; ya çileke? anne ya güzel kadın... Türkiye’de "çoklar" iş yapar Bizim sinemamız, oyuncularını görünüşüne göre mi sınıflandırıyor? Görünüş önemli tabii. Sürmeli gözler, kalın dudaklar imajı Türk sinemasında devam ediyor. Kamera önünde insanın nasıl durduğu önemli tabii. Ama dünya sinemasına bakacak olursanız durum daha farklı. Örneğin Türk sineması mantığına göre Whoopi Goldberg'in bizim sinemamızda yeri yok. Türkiye’de "çoklar" her zaman iş yapmıştır. Çok güzel, çok çirkin, çok komik gibi... Orta ya da vasat görünümlü oyuncunun sinemamızda pek ?ansı yok. "Aptallar ve çirkinler komik olur" mantığı değışmedi. Beşıkta? Kültür Merkezi Oyuncuları’nda ya da Bir Demet Tiyatro’da görünüş bu kadar önemli mi? Biz bu durumu televizyon dizisiyle değıştirmeye çalışıyoruz. Doğru yazılmış bir metin ve oyuncularla, görünüşün hiç de o kadar önemli olmadığını anlatıyoruz. Bence Türk sinemasında ve tiyatrosunda en önemli sorun hâlâ senaryo. Ben kendimi ?anslı hissediyorum. Çünkü Yılmaz gibi biriyle çalışıyorum. Yılmaz’ın yazdığı en basit rolün bile sağlam bir karakteri vardır. Bu oyuncu için bir konfor ve kendisini göstermek için iyi bir fırsat. Siz kendinizi nereye koyuyorsunuz; çok güzel, çok çirkin ya da çok komik... Bende fizyolojik olarak komik bir kadın tipi yoktur. "Suratına bak gül" türünden bir oyuncu değilim. Bana bakanlar "şimdi ne komiklik yapacak" diye değil, "şimdi hangi karakteri canlandıracak" diye bakıyor. Canlandırdığım karakterin farkına bakınca gülüyor izleyici. Ben de her ak?am sahnede ya da dizi setinde farklı oyunculuklar deniyorum. Yeryüzünde milyarlarca insan ve bir o kadar da tip var. Bir karakteri, binlerce farklı ?ekilde yorumlayabilirsiniz. Oyunculuğun sonu yok. İnsanı insana anlatıyoruz. Kolay mı? Tiyatroda ve televizyonda canlandırdığınız roller hep gülümsetiyor. Komik kadın imajı üzerinize sindi mi? Ben komediyi doğru yerde ve doğru biçimde oynamaktan yanayım. Bir Demet Tiyatro bir komedi dizisi diye, söylemem gereken her cümle komik olmak zorundaymış gibi hissetmiyorum. Züleyha’nın hüzünlendiği sahnelerde de komiklik yapamam ki. Komedinin hayata dair yapıldığı zaman komik ve güzel olduğuna inanıyorum. Hayatın içinde hüzün ve mizah nasıl iç içeyse, yaptığımız ışin içinde de öyle olmalı. Her ne kadar yaptığımız dizi ve tiyatro oyunu "komedi" diye anılsa da, aslında içinde birçok hüznü de barındırıyor. "Vizontele"de canlandırdığınız karakter, sizin sağlam bir karakterden beklentilerinizi karşılıyor mu? Senaryoyu okuduğumda biraz ?aşırdım doğrusunu isterseniz. Bu filmde, ka?ları epeyce çatık bir büyükanne rolündeyim. Senaryoyu Yılmaz değil başka birisi getirseydi, canlandırmak istediğim rol yine bu olurdu. Beni, oyunculuk kariyerimde farklı bir yere oturtacağı için bu rolü seçerdim. Eğer izleyiciler karşılarında gördükleri karakteri benimserlerse başarılı oldum demektir



Kaynak: Yenibinyıl

Haberde Adı Geçenler

En Son Haberler


>> >> 'Oyunculuğun sonu yok'

Haberler


Vizyondaki Filmler