Rebecca hâlâ burada

12.4.2010
Alfred Hitchcock'un klasik gerilim filmi Rebecca, 70 yıl önce ilk defa bugün gösterime girmişti


'Dün gece bir rüya gördüm. Yeniden Manderlay'e gitmiştim' sözleriyle başlıyor Rebecca ve bizi kâbusların tekinsiz labirentine çekiveriyor. Belli ki Manderlay adlı bu malikâne kimselere 'yuva' olamamış ve şimdi virane olan kalıntıları daha bir korkutucu. Nasıl ki kamera sinsi ve temkinli manevralarla kalıntılara yaklaşıyor, bizi de yumuşak ama tedirgin kadın sesinin düşlerine/anılarına öyle yaklaştırıyor. Bir 'büyülü ev' misali gotik malikânede hane halkının çözülmesine kilit oluyor. İngiliz üstad Alfred Hitchcock'un ABD'de, Hollywood sermayesiyle çektiği ilk film olarak anılan Rebecca, bir atmosfer filmi olarak sürüklüyor. Siyah beyaz görüntüler arasındaki gölge oyunları, tipik Hitchcock imzası. Fakir ve naif genç kızın (Joan Fontaine) zengin ve yakışıklı İngiliz 'asilzadesiyle' (Laurence Olivier) alelacele yaptığı aşk izdivacı, malikâneye taşınmalarıyla bir kâbusa dönüşüyor. Bu şatomsu ev, ikisi arasındaki yaş ve sınıf farkını iyice büyüten, ezici bir sembol. Üstelik Rebecca adlı bir 'hayaleti' de var. BİLİNÇALTI UYUMAZ Yapımcısı, ünlü David O. Selznick'in (Rüzgar Gibi Geçti) yine en iyi film Oscar'ıyla ödüllendirildiği ve eli boş kalan Hitchcock'un daha sonraları filmle ilgili kendi katkısını azımsayan açıklamalar yaptığı biliniyor. Oysa yine Freudyen göndermeler her yerde! Ölen hanımına histeri biçiminde tutkulu kadın hizmetkârın onun seksi çamaşırlarına, kıyafetlerine ve adının baş harfiyle işli yatak takımına olan ihtirasını, fiziksel ürkütücülüğünün ötesine taşınmış. Finalde işlemeli yastık kılıfları ve 'şeytanlarıyla' birlikte ev yanıp yıkılsa da filmin başını hatırlıyoruz; yani su uyur, bilinçaltı uyumaz.



Kaynak: Sabah

Haberde Adı Geçenler

En Son Haberler


>> >> Rebecca hâlâ burada

Haberler