Riefenstahl'ın sıradışı ya?amı

24.10.2000



Günümüzde dahi kullanılan belgesel tekniklerinin yaratıcısı olan Leni Riefenstahl bir kadındı. Ama hayatı boyunca kadınlığından çok "erkek gibi" ışleriyle anıldı. 20. yüzyılın en sıradışı kadınlarından biri olan 22 Ağustos 1902 Berlin doğumlu yönetmen, sakatlanıp "sahnelerden çekilmesi gerekene" kadar Almanya ve Avrupa’da turneler düzenleyen bir dansçıydı. Dansçılık kariyerinin sona eren Riefenstahl, sinemaya adım atmaya karar verdi ve 1920 ve 30’lu yıllarda güzelliğini ve atletikliğini sergileyen Alman macera ve aşk filmlerinde yeralmaya başladı. O dönemde erkek oyuncuların bile yönetmenliğe el atması duyulmamış bir ?eyken Riefenstahl, büyük bir cesaret örneği göstererek oyunculuktan yönetmenliğe geçti. Sinema dünyasındaki ilk büyük başarısı ise, Alman politik hayatında yükselen bir yıldız olan Adolf Hitler’in de hayran olduğu "The Blue Light" adındaki filmiydi. Tarihe tanıklık etti O zamanlar Alman ordusunda henüz bir SS çavu?u olan Hitler, Riefenstahl'dan o kadar etkilenmışti ki, 1932 baharında genç yönetmeni kendisiyle birlikte geçireceği bir tatile davet etti. Geleceğin Führer'inin genç sinemacıya ikinci teklifi hem tarih hem de Riefenstahl açısından ilginçti: Almanya’nın başına geçtiğinde sinemacılık kariyerinde yükselmesi adına Riefenstahl için elinden gelen her ?eyi yapacaktı. Riefensthal ve Hitler arasında, aşk ya da arkada?lık ilışkisi olarak hiçbir ?ey geçmemesine rağmen yönetmen Hitler’den çok etkilendiğini saklamıyor. "Ben de o zamanlar Hitler’e inanan milyonlarca Alman’dan biriydim. Hepimiz onun her ?eyin iyisini bildiğini düşünüyorduk. Biz yalnızca iyi ?eyleri gördük, arkasından gelecek kötülükleri bilmemize imkan yoktu." Nazi Partisi üyesi değildi Riefenstahl, Hitler'in cesaretlendirmesinden sonra, kendini bir belgesel film dahisi olarak kanıtlama yoluna gitti. "1934 Nazi Partisi Toplantısı: İradenin Zaferi" adlı belgeseli ne kadar yetenekli olduğunun belirtisiydi. Film, Hitler'in uçağının bulutlar arasında belirmesiyle başlıyor ve uçağın gölgesinin şehirr üzerinde gezinmesiyle devam ediyordu. Arka planda ise Hitler'in kendi sözleriyle Üçüncü Reich'ı yücele?tiren bir konu?ma duyulmaktaydı. Buna rağmen Leni Riefenstahl her zaman Nazi Partisi üyesi olduğunu inkar etti. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra iki kere mahkemeye çıkarıldı, ama ikisinde de suçsuz bulundu. Bugün bile politikaya hiç ilgi duymadığını söylüyor. "Ben yalnızca, kuru bir haber bülteni gibi olmayan ilginç filmler çekmek isteyen biriydim." Belgeselin annesi Riefenstahl 1936 yılına gelindiğinde Riefenstahl, Hitler'in isteğiyle Berlin Olimpiyatları ile ilgili dökümanter bir film hazırladı. Yönetmen belgesel için 40 kamera ve metrelerce film kullandı, ayrıca kurgu odasında 18 ay geçirdi. Bu uzun çalışmanın sonucu olarak ortaya çıkan "Olympia", görsel olarak mükemmel bir sinemacılık örneğiydi. Üstelik Riefenstahl filminde tarafsız davrandı ve oyunlarda üstün başarı göstererek Hitler'in Ari ırkın üstünlüğü teorisini yerle bir eden Amerikalı siyah atlet Jesse Owens’ın performansına da yer verdi. Riefenstahl'ın "Olympia"da kullandığı çekim teknikleri bugün bile televizyon ve sinema dünyasındaki spor karşıla?maları çekimlerinde kullanılıyor. Amerikalılar sevmedi Riefenstahl 1938’de, "Olympia"yı tanıtmak amacıyla Amerika'ya gitti. Ama, yönetmenin Amerika turu, 20 bin Yahudi'nin çalışma kampına götürülüp öldürüldüğü "Kristallnacht" olayıyla çakışınca, Amerikalılar Riefenstahl'ı pek sıcak karşılamadı. Hitler'e olan hayranlığı nedeniyle gerçekleri görmezden gelen Riefenstahl, katliam raporlarını yalanladı ve turunu yarıda keserek Almanya’ya döndü. Nazi suçlamalarından temize çıkmasına rağmen bu davranışı yönetmene çok pahalıya maloldu. Sava? sonrası ülkesi Almanya’da günah keçisi haline geldi ve film kariyeri de sona erdi. Her tarakta bezi var 1960'lara kadar sessiz kalan Riefenstahl, Sudan’daki Nuba kabilesinin doğal hayatını fotoğraflayarak yeni bir kariyere başlangıç yaptı. Ama dur durak bilmeyen yönetmen bununla da yetinmedi ve 70'li ya?larından sonra dalmayı öğrenerek sualtı fotoğrafçılığına merak sardı. Bu kadar yoğun ve hareketli bir hayat süren yönetmenin hayatı da Hollywood'un gözünden kaçmadı elbette. Birkaç hafta önce Amerikalı oyuncu Jodie Foster, Riefensthal'ın hayatını filme almak istediğini açıkladı. Ama Hollywood'un Yahudi topluluğu tarafından yoğun protestoya uğradı. Foster'ı ele?tirenler, ünlü oyuncunun, yeteneklerini barbar ve baskıcı bir rejimin hizmetinde kullanmayı tercih eden bir kadın hakkında film yapması fikrini kabul edemeyeceklerini söylüyorlardı. "Hitler’le yattı derlerse, ölürüm" Aslında Amerikalı Yahudiler filmin çekilmesiyle ilgili düşüncelerinde yalnız değiller. Leni Riefenstahl'ın kendisi de Foster'ın projesine farklı sebeplerle de olsa karşı çıkıyor. Hatıralarının filmde kullanılması amacıyla kendisine getirilen bir anla?mayı imzalamayı reddeden Riefenstahl, bunun sebebini filmde gerçekte hiç ya?anmamış ?eyler kullanılmasından korkması olarak açıklıyor. "Eğer Hitler'in sevgilisi olduğum ya da Hitler'le yattığımı söylenirse, ışte o zaman ölürüm."


Haberde Adı Geçenler

En Son Haberler


>> >> Riefenstahl'ın sıradışı ya?amı

Haberler


Vizyondaki Filmler