Sevgi ne ister Hasan hoca?

18.10.2006
Nurgül Yeşilçay'ı 'Adem'in Trenleri'nde Anadolu'nun küçük bir kasabasında yaşayan ve sevgilisi tarafından terk edilince tek çocuğuyla birlikte ortada kalan Hacer rolünde izleyeceğiz.


Barış Pirhasan yeni filmi 'Adem'in Trenleri'ni Manisa'da çekiyor. Cem Özer, Nurgül Yeşilçay, Derya Alabora'nın rol aldığı filmde Pirhasan üçlü bir aşk öyküsü anlatıyor Türk sinemasının önemli senaristleri arasında gösterilen, 'Usta Beni Öldürsene'yle kamera arkasına geçip yönetmenliğe başlayan Barış Pirhasan 'O da Beni Seviyor'dan beş yıl sonra tekrar setlerde. Pirhasan şu sıralar Manisa'da yeni filmi 'Adem'in Trenleri'ni çekiyor. Nurgül Yeşilçay, Cem Özer, Ümit Çırak, Derya Alabora, Atıf Emir Benderlioğlu, Asuman Dabak, Hakan Bilgin, Fıratcan Aydın, Zeynep Özbay, Turan Özdemir, Ezel Akay, Güner Özkul ve Veysel Diker'in rol aldığı filmde Pirhasan üçlü bir aşk öyküsü anlatacak. Sevdiği ve çocuğunun babası Bekir'in (Atıf Emir Benderlioğlu) kendisini terk etmesi sonrasında ortada kalan, Anadolu'nun küçük bir kasabasında yaşayan Hacer'e (Nurgül Yeşilçay) Hasan Hoca (Cem Özer) sahip çıkar. Onu nikâhına alır, çocuğu Fatmacık'a kendi evladı gibi bakar. Fakat Hacer'e elini bile sürmez. Çünkü Hasan Hoca (Cem Özer) yaşanan bu durumu Allah'ın bir sınavı olarak kabul etmektedir ve birgün Hacer'in Bekir'e döneceğini düşünmektedir. Hacer içten içe Hasan Hoca'ya ilgi duysa da onun kendisinden hoşlanmadığını düşünerek var olan durumu kabul eder. İki tarafın kabullendiği bu yaşam, bir ramazan günü Manisa'nın uzağındaki küçük bir tren istasyonuna Hasan Hoca'nın imam olarak çağrılmasıyla değişir. Çünkü burada Bekir'le karşılaşırlar. Manisa'da, filmdeki o küçük tren istasyonundayız. Prodüksiyon sağlam, TCDD'den izin alarak tren getirilmiş. Yönetmen olarak Pirhasan oldukça sakin gözüküyor sesini hiç yükseltmeden ekibe yapmaları gerekenleri rica ediyor. Oyuncu cephesinde ise kostümler giyilmiş ve bekleniyor. Biz onların çekimler için beklediklerini düşünüyoruz ama onlar meğer bizi bekliyormuş. Bir süre bizimle ilgilenecekler sorularımızı cevaplandıracaklar. Sonrasında yani biz gidince çekime geçecekler. Derya Alabora'yı görüyoruz ilk. 'Salkım Hanım'ın Taneleri'nde sonra beyazperdede izlemediğimiz Alabora, filmde İstasyon şefinin eşini oynuyor. Barış Pirhasan'ın sakinliğinden bahsediyoruz, o da 'Aman allahım inanılmaz derecede sakin. Ben böyle bir şeye tanık olmadım şimdiye kadar. 10 gün oldu hepimizin sesi bir kere yükselmiştir, set ortamı işte. Ama Barış'ın hiç sesi yükselmedi' diyor gülerek. Ama bu durumun çalışmalara çok olumlu yansıdığını da söylüyor. Gerçi bu duruma Cem Özer katılmıyor. Yönetmenin biraz sert olmasından yana o. Aslında biz Cem Özer'i Ahmet Ümit'in 'Sis ve Gece'sini aynı adla sinemaya uyarlayacak olan Turgut Yasalar'ın setinde göreceğimizi düşünüyorduk. Çünkü Özer uzun zamandır bu film üzerinde çalışıyordu. Fakat 'Adem'in Trenleri' için teklif gelince 'Nurgül'le bir daha kaç defa karşılıklı oynayacağız' deyip kadroya dahil olmuş. Peki insanın çok yakından tanıdığı birisiyle karşılıklı oynamanın ne gibi faydası var? Özer 'İyi oyuncunun karşısında iyi oyuncu olursa oyun köpürür' diyerek cevap veriyor sorumuza. Nurgül Yeşilçay ise ailecek sette bulunmaktan çok memnun. 'Aklım Nejat'ta kalıyordu. Ama burada şimdi rahatım' diyor. Yeşilçay, aslında filmde 'Selvi Boylum Al Yazmalım'a benzer bir durum olduğunu söylüyor ve ekliyor: 'Filmde, benim oynadığım Hacer sevginin bir tutku olduğuna mı yoksa emek istediğine mi karar vermeye çalışıyor.' Ama Hacer'in tercihinin ne olacağını öğrenemiyoruz. 'O kadar meraklı olmayın canım, bazı şeyler vizyona kalsın. 2 Mart'ta film vizyona girince öğrenirsiniz' diyor Yeşilçay... İlk kez başkasının senaryosunu çekiyor Daha önce kendi senaryolarını filme alan Barış Pirhasan bu sefer İsmail Doruk'un yazdığı bir senaryoyu çekiyor. Film üçlü bir aşk öyküsü anlatsa da karakterlerinin birinin imam olması nedeniyle de İslami kültürle de ilgileniyor. Pirhasan'la 'Adem'in Trenleri'ni konuştuk: Türkiye'de genelde yönetmenler kendi senaryolarını çekmeye çalışır. Şimdiye kadar siz de öyle yaptınız. Neden bu filmde bir başkasının senaryosunu çekiyorsunuz? Sinemanın gerçek anlamda kolektif bir iş olduğunu düşünüyorum. Açıkçası ben çalışma sürecini seviyorum. Bu süreci paylaşmak istiyorum. Bunun için ben de içime sinen bir senaryoyu çekmek istedim bu sefer. 'O da Beni Seviyor'da da inanç konusuna eğiliyordunuz. Bu film de yine inanç temelli. Bu konuyu işlemenizin sebebi nedir? İnsanın kendi ruhuyla hesaplaşması, inanç-inaçsızlık, dünyaya gelme nedeni üzerine kafa yorması... Benim için daha önemli bir mesele yok. Geçen yıl 'The İmam' vardı bu yıl 'Takva'... İnanç meselesini ele alan filmlerin artmasını nasıl yorumluyorsunuz? Bu Türkiye'de genel sosyo-ekonomik, kültürel, politik iklimin bir sonucu. Bu çok doğal. Din ve İslamiyet Türkiye'de siyasi iktidar, islami grupların verdiği mücadeleler sonucunda çok güçlü bir şekilde gündeme geldi. Sinema ülkede olup bitenleri barometre gibi yakalar ve o meseleleri tartışmaya başlar. Birçok ahlaki, etik, politik meseleler filmler gündeme geldikçe konuşuluyor. Bize düşen bunu bir moda, seyirci tuzağı olarak algılamamak. Ama tam olarak bu bir din filmi değil. Film ramazanda başlıyor ve bayramda bitiyor. Karakterlerden biri hoca. Ama siz bir din filmi değil diyorsunuz. Biliyorsunuz 'O da Beni Seviyor'da da inançla ilgilenmiştim. İlgimi çekiyor bu konu. Benim anladığım anlamda inanç, insanı sahiden kendine ve çevresine daha az zarar verir, daha çok yarar verir hale getiriyorsa bir anlam taşıyor. Hasan hoca dindar bir insan. Ama belirteyim en karmaşık ahlaki hesaplaşmalar basit insanların günlük hayatı içerisinde yaşanır.



Kaynak: Radikal

En Son Haberler


>> >> Sevgi ne ister Hasan hoca?

Haberler


Vizyondaki Filmler