Sinemanın son ikonu

26.10.2000



İtalyan yönetmen Sergio Leone, Sam Packinpah'tan Quentin Tarantino'ya uzanan çizgide birçok yaratıcının ilham kaynağıydı. Onlara sinematografik gerçekliğin boyutları hakkında ders niteliği sayılan filmler sunarken, bağlı bulunduğu türün (yani western'in) yenilenmesine de ön ayak oldu. Ve bir başka ışi daha başardı Leone; Clint Eastwood'un kısık gözlü bir sinema ikonu olmasını... Aslında Leone için "modern western'in babası" olma fikri ütopik bir görüştü. Üstelik gönül verdiği bu tür ölmüş gibiydi. Bu ortamda imdada Akira Kurosawa'nın, eski Japonya'da iki ayrı çeteyi de dolandıran bir samurayın öyküsünü anlattığı "Yojimbo"su yetışti. Bu filmi izleyip etkilenen Leone daha salondayken karısına "Yojimbo"nun nasıl western'e dönüşebileceğini anlattı. Bu andan itibaren de kendi kahramanını aramaya başladı. İlk adres, tüm zamanların en sevilen western yıldızı olarak gösterilen Henry Fonda'ydı. Fakat sanatçının ajansı olaya sıcak bakmadı. Ardından Charles Bronson denendi ve "hayır" cevabı alındı. Üçüncü seçenek olan James Coburn de çok pahalı geldi. Ve araya yine bir tesadüf girdi. Leone, Roma'ya hâkim manzaralı evinin salonunda TV seyrederken, gözleri Amerikan CBS televizyonunun uzun soluklu dizisi "Rawhide"ın 91. bölümüne takıldı. Leone'nin deyimiyle, yüzünde bo? bir bakış olan bir adamla inekler hakkında berbat bir diziydi "Rawhide". Bu bo? bakışlı adamı buluyor ve teklif ettiği 15 bin doları kabul etmesi için anlaşıyordu Leone. Perdedeki adamın kendisi Gerçi Leone'nin önerdiği ahlâksız katil rolü, kadınlara karşı hep nazik bir inek bakıcısını canlandıran Eastwood'un "Rawhide"daki imajıyla çelışiyordu ama yine de rolü kabul etti. Bütün bunlar, çekimler nedeniyle İspanya'nın yolunu tutan Eastwood için, (ucuz bir TV yıldızı olsa da) tam bir kültür ?okuydu. Ama "A Fistfull Of Dollars-Bir Avuç Dolar İçin"le başlayan bu serüven, Clint Eastwood'u bugün geldiği noktaya kadar sürükledi. Avantajı da büyüktü aslında. Çünkü, "Unforgiven/ Affedilmeyen"deki rol arkadaşı Richard Harris'in deyimiyle o, "perdede gördüğünüz adamın ta kendisiydi". 70'lerin başında canlandırdığı "Dirty Harry/ Kirli Harry" karakterinin, dönemin ünlü ele?tirmeni Pauline Kael'den "faşıst" damgasını yemesi, tartışmalı bir kariyere neden oldu Eastwood için. Ama daha sonra ciddiye alındı, üzerine ara?tırmalar yapılarak bir tür iade-i itibara uğradı. Bu konuda Clint ?unları söylüyor: "Benim yaptıklarımda bir değışiklik yoktu. Değışen tek ?ey zamandı." Nitekim 1992 yılında çevirdiği "Affedilmeyen", Akademi tarafından Oscarlar'a boğuldu. Bu film sanki kendi hayatına da göndermelerde bulunuyordu: "İnzivaya çekilmış ve geçmışinden kaçan bir suçlu". Sonra "Perfect World/ Kusursuz Dünya", "The Bridges of Madison County/ Madison Köprüsü Aşıkları" gibi filmler geldi. Geçmışte onu yerin dibine sokan ele?tirmenler, bugün artık onun ne kadar büyük bir yaratıcı, ne denli bilge bir kışilik olduğu üzerine edebiyat yapıyorlar. Elbette her filmiyle büyük patırtılar koparmıyor ama her zaman belli bir düzeyi korumayı başarıyor. Bir önceki filmi "True Crime/ Gerçek Suç" ve halen gösterimde olan "Space Cowboys/ Uzay Kovboyları" onun hanesindeki başyapıtlardan değil ama olsun; 70 yaşındaki bir dede için çizgiüstü yapımlar ve o, ölene kadar içindekileri seyirciyle payla?acağa benziyor.



Kaynak: Yenibinyıl

Haberde Adı Geçenler

En Son Haberler


>> >> Sinemanın son ikonu

Haberler