“SineTek Avrupa”da Eylül fırtınası...

29.8.2005
“SineTek Avrupa”da Eylül fırtınası...


Ankara Sinema Kültürü Derneği tarafından, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Tüze Grup, Aras Kargo ve Radyo ODTܒnün katkılarıyla gerçekleştirilen, üç yıldır aralıksız olarak devam eden “SineTek Avrupa” film gösterimleri Eylül ayında yine birbirinden güzel filmlerle devam ediyor. Avrupa’nın farklı ülkelerinden genç ve usta yönetmenlerin filmlerinin yer aldığı etkinlikte yıl boyunca 52 uzun film sinemaseverlerle buluşuyor. Etkinlik, bugüne kadar gösterilen 150’ye yakın filmle birlikte ülkemizin düzenli ve yıla yayılmış tek film festivali olma özelliğini sürdürüyor. Etkinlik kapsamında her Perşembe Saat: 19.30’da Ankara Ankapol Sineması’nda nitelikli bir Avrupa filmi sinemaseverlerle buluşuyor. Bütün filmlerin 35mm ve Türkçe altyazılı olarak gösterildiği etkinlikte bu ay da birbirinden ilginç ve iddialı filmler sinefilleri bekliyor. “Aşk Yazım” önce SineTek Avrupa’da sonra da sinemalarda… Eylül ayının ilk filmi, Aşk Yazım, bol ödüllü Son Sığınak filminden hatırladığımız Rus asıllı İngiliz yönetmen Pawel Pawlikowski’nin saplantı ve aldatma üzerine alışılmışın dışında, gizemli bir ergenlik öyküsü anlattığı yeni filmi. Aşk ve sadakatin imkânsız olduğu bir dünyada geçen bu olağanüstü film, ihtiraslı, gizemli, bazen de rahatsız edici ve alaycı. Senaryosu ve oyunculuklarıyla da dikkati çeken film, eleştirmenler ve seyirciler tarafından geçtiğimiz yılın en iyi İngiliz filmi seçilmişti. İki Fransız Usta bir arada… Jacques Doillon ve Jean-Luc Godard Eylül ayında iki usta Fransız yönetmenin filmografisinde önemli yer tutan filmleri yer alıyor. İlki, bir dönemin en yetenekli Fransız yönetmenleri arasında yer alan ve çektiği her filmle de özgünlüğünü kanıtlayan, çağdaş Fransız sinemasının alçakgönüllü ustası Jacques Doillon’un kadın-erkek ilişkileri üzerine gerçekçi filmi Âşık Kadın. Ülkesi dışında pek gösterilmeyen film, içlerinden birinin doğum gününü kutlamak üzere bir araya gelen yirmili yaşlardaki dokuz kadının duygusal ve hassas dünyalarındaki boşlukları ve saplantıları dengeli bir üslupla anlatmayı başarıyor. Bu dengeyi de, insan ilişkilerini yalın üslubuyla anlatan Rohmer ile derin ve karmaşık anlatan Bergman arasında bir yerde kuruyor. Ayın diğer filmi ise, Jean-Luc Godard’ın filmografisinde görsel zenginliği bakımından çok önemli bir yer tutan Tutku. Aşk, iş ve sinema hayatının iç içe geçtiği, ses ve görüntülerin olağanüstü bileşiminden doğan film, usta yönetmen Godard’ın Weekend’den 15 yıl sonra tekrar çalıştığı usta görüntü yönetmeni Raoul Coutard’ın kamerasıyla da görsel doyuma ulaşıyor. Resim, heykel ve edebiyatın, sinemayla bütünleştiği filmde Rembrandt, Delacroix, Goya ve birçok ressamın tablolarından örnekler de görüyoruz. Başrollerinde Isabelle Huppert, Hanna Schygulla, Michel Piccoli gibi usta oyuncuların rol aldığı film, yönetmenin deyimiyle “kargaşanın estetiğini yakalamaya çalışan bir arayış filmi”. İki müthiş İspanyol Filmi daha … Eylül ayının son iki haftasında ise biri yeni diğeri de klasik olmak üzere İspanyol Sineması’ndan iki müthiş film yer alıyor. Geçtiğimiz aydan itibaren mercek altına aldığımız usta İspanyol yönetmen Luis Garcia Berlanga’dan başyapıt niteliğinde bir kara mizah daha: Placido. Birçoğu başyapıt niteliğinde yirmiden fazla filme imza atan yönetmen, Buñuel ve Saura ile birlikte Franco’ya karşı çıkan ve filmleri sürekli sansüre uğrayan yönetmenlerin başında geliyordu. Sinemanın yaşayan abidesi ve sinema tarihine Bienvenido Mister Marshall, El Verdugo ve Plácido gibi başyapıtlarıyla geçen yönetmen, İspanyol sinemasının gelişimine de büyük katkılar sağladı. Eylül ayının son filmi ise 2002 yapımı ve bol ödüllü bir komedi filmi: Annem Kadınlardan Hoşlanıyor. Yönetmenliğini İspanyol sinemasının genç yeteneklerinden Daniela Fejerman’ın yaptığı film, yeni sevgilisini üç kızıyla tanıştıran bir annenin öyküsünü anlatıyor. Annenin sevgilisi de bir kadın olunca bütün işler karışıyor. Ankara Sinema Kültürü Derneği tarafından, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Tüze Grup, Aras Kargo ve Radyo ODTܒnün katkılarıyla gerçekleştirilen, üç yıldır aralıksız olarak devam eden “SineTek Avrupa” film gösterimleri Eylül ayında yine birbirinden güzel filmlerle devam ediyor. Avrupa’nın farklı ülkelerinden genç ve usta yönetmenlerin filmlerinin yer aldığı etkinlikte yıl boyunca 52 uzun film sinemaseverlerle buluşuyor. Etkinlik, bugüne kadar gösterilen 150’ye yakın filmle birlikte ülkemizin düzenli ve yıla yayılmış tek film festivali olma özelliğini sürdürüyor. Etkinlik kapsamında her Perşembe Saat: 19.30’da Ankara Ankapol Sineması’nda nitelikli bir Avrupa filmi sinemaseverlerle buluşuyor. Bütün filmlerin 35mm ve Türkçe altyazılı olarak gösterildiği etkinlikte bu ay da birbirinden ilginç ve iddialı filmler sinefilleri bekliyor. “Aşk Yazım” önce SineTek Avrupa’da sonra da sinemalarda… Eylül ayının ilk filmi, Aşk Yazım, bol ödüllü Son Sığınak filminden hatırladığımız Rus asıllı İngiliz yönetmen Pawel Pawlikowski’nin saplantı ve aldatma üzerine alışılmışın dışında, gizemli bir ergenlik öyküsü anlattığı yeni filmi. Aşk ve sadakatin imkânsız olduğu bir dünyada geçen bu olağanüstü film, ihtiraslı, gizemli, bazen de rahatsız edici ve alaycı. Senaryosu ve oyunculuklarıyla da dikkati çeken film, eleştirmenler ve seyirciler tarafından geçtiğimiz yılın en iyi İngiliz filmi seçilmişti. İki Fransız Usta bir arada… Jacques Doillon ve Jean-Luc Godard Eylül ayında iki usta Fransız yönetmenin filmografisinde önemli yer tutan filmleri yer alıyor. İlki, bir dönemin en yetenekli Fransız yönetmenleri arasında yer alan ve çektiği her filmle de özgünlüğünü kanıtlayan, çağdaş Fransız sinemasının alçakgönüllü ustası Jacques Doillon’un kadın-erkek ilişkileri üzerine gerçekçi filmi Âşık Kadın. Ülkesi dışında pek gösterilmeyen film, içlerinden birinin doğum gününü kutlamak üzere bir araya gelen yirmili yaşlardaki dokuz kadının duygusal ve hassas dünyalarındaki boşlukları ve saplantıları dengeli bir üslupla anlatmayı başarıyor. Bu dengeyi de, insan ilişkilerini yalın üslubuyla anlatan Rohmer ile derin ve karmaşık anlatan Bergman arasında bir yerde kuruyor. Ayın diğer filmi ise, Jean-Luc Godard’ın filmografisinde görsel zenginliği bakımından çok önemli bir yer tutan Tutku. Aşk, iş ve sinema hayatının iç içe geçtiği, ses ve görüntülerin olağanüstü bileşiminden doğan film, usta yönetmen Godard’ın Weekend’den 15 yıl sonra tekrar çalıştığı usta görüntü yönetmeni Raoul Coutard’ın kamerasıyla da görsel doyuma ulaşıyor. Resim, heykel ve edebiyatın, sinemayla bütünleştiği filmde Rembrandt, Delacroix, Goya ve birçok ressamın tablolarından örnekler de görüyoruz. Başrollerinde Isabelle Huppert, Hanna Schygulla, Michel Piccoli gibi usta oyuncuların rol aldığı film, yönetmenin deyimiyle “kargaşanın estetiğini yakalamaya çalışan bir arayış filmi”. İki müthiş İspanyol Filmi daha … Eylül ayının son iki haftasında ise biri yeni diğeri de klasik olmak üzere İspanyol Sineması’ndan iki müthiş film yer alıyor. Geçtiğimiz aydan itibaren mercek altına aldığımız usta İspanyol yönetmen Luis Garcia Berlanga’dan başyapıt niteliğinde bir kara mizah daha: Placido. Birçoğu başyapıt niteliğinde yirmiden fazla filme imza atan yönetmen, Buñuel ve Saura ile birlikte Franco’ya karşı çıkan ve filmleri sürekli sansüre uğrayan yönetmenlerin başında geliyordu. Sinemanın yaşayan abidesi ve sinema tarihine Bienvenido Mister Marshall, El Verdugo ve Plácido gibi başyapıtlarıyla geçen yönetmen, İspanyol sinemasının gelişimine de büyük katkılar sağladı. Eylül ayının son filmi ise 2002 yapımı ve bol ödüllü bir komedi filmi: Annem Kadınlardan Hoşlanıyor. Yönetmenliğini İspanyol sinemasının genç yeteneklerinden Daniela Fejerman’ın yaptığı film, yeni sevgilisini üç kızıyla tanıştıran bir annenin öyküsünü anlatıyor. Annenin sevgilisi de bir kadın olunca bütün işler karışıyor.


En Son Haberler


>> >> “SineTek Avrupa”da Eylül fırtınası...

Haberler


Vizyondaki Filmler