'Sıradan insanların dertleri daha çok ilgimi çekiyor'

26.7.2006
'Sıradan insanların dertleri daha çok ilgimi çekiyor'


Tayfun Pirselimoğlu 'Hiçbiryerde'den beş yıl sonra sessiz sedasız çekimlerine başladığı 'Huzur Palas'ta yine kenarda kalmış insan öyküleriyle karşımıza çıkacak. İstanbul'un orta yerine sinmişler ve bir gölge gibi gözden ırak yaşamlarını sürdürüyorlar. Ne İstanbul onları, ne de onlar İstanbul'u içlerine sindirmiş. Bundandır herhalde 'gurbetçi' olarak anılmaları. Uzun, çok uzun zamandır Eminönü'ndeki Küçükpazar semtini mesken tutuyor onlar. Sadece umuda bel bağlayarak, üçüncü sınıf otellerin hapisaneyi andıran ranzalı odalarına doluşup yaşayıp gidiyorlar. Gözden ırak süren bu yaşamların bir kısmı Tayfun Pirselimoğlu'nun yeni filmi 'Huzur Palas'ın misafirleri olacak. Birçok uluslararası festivale katılan kısa metrajlı filmi 'Dayım'dan sonra 2001 yılında çektiği 'Hiçbiryerde'de oğlunu arayan bir annenin hikâyesi üzerinden kayıp sorunlarını ele alan Pirsemoğlu, 'Huzur Palas'ta Adanalı kamyon şoförü Rıza'nın İstanbul'da yaşadıklarını anlatacak. Rıza, kamyonunun arızalanması sonucu Küçükpazar'da bir otelde kısa süreliğine yaşamaya başlar. Burada bir cinayet işleyen Rıza, sonra da büyük bir vicdani hesaplaşmaya girişir. Tanınmamış yüzler Pirselimoğlu, sessiz sedasız filmin çekimlerine başladı. Rıza Akın, Nurcan Eren, Turgay Tanülkü, Melih Düzenli, Fatih Sevildi, Abdülkadir Fıçıcı, Menderes Samancılar, İsrafil Köse, Bülent Polat, İstar Gökseven'in rol aldığı film için ekip Küçükpazar'da bir oteli mesken tutmuş. Şimdilerde her ne kadar, 'gurbetçilerin' mekânı olsa da İMÇ bloklarının arka tarafında kalan Küçükpazar bir zamanlar siyasi tarihimizin önemli figürlerinin mesken tuttuğu bir semtmiş. Otelin karşısında Damat Ferit'in yaşadığı köşk var çünkü. Kısa bir süre önce restore edildiği için dikkat çekiyor. Fakat Atatürk'ün zaman zaman kaldığı otelin hali ise içler acısı. Çatısı çökmüş, duvarlarının bır kısmı yıkılmış. Yani tam bir virane. Çekimlerin yapıldığı otel ise hâlâ kullanılıyor. Ekip otelin bir katını kiralamış. Tayfun Pirselimoğlu birkaç gün önce başlayan çekimlerin çok verimli geçtiğini söylüyor ve gülerek 'Aman tahtaya vuralım' diyor. Zaten iş programının iki gün önüne geçmişler. Bunun sebeplerinden birinin ekiple birbirlerini çok iyi tanımaları olduğunu düşünüyor. Tıpkı 'Hiçbiryerde' de olduğu gibi filmin görüntü yönetmenliğini Colin Mounier, sanat yönetmenliği de Natali Yeres yapıyor. Müzik de yine Cengiz Onural'a ait olacakmış. Montreal Film Festivali'nde Jüri Özel Büyük Ödülü kazanan 'Hiçbiryerde'den sonra 'Felluce' başlıklı bir sergi açan ve 'Şehrin Kuleleri' adlı romanı yayımlanan Pirselimoğlu, genel olarak 'kenarda kalanların' öyküleriyle karşımıza çıkıyor. Yeni filminde olduğu gibi. 'Basit olanın daha karmaşık olduğu artık herkesin bildiği bir gerçek' diyerek bu tercihinin sebebini açıklayıp devam ediyor: 'Dert denen şey çok demokratik, herkese eşit olarak dağıtılmış. Dolayısıyla hiç göze çarpmayan, derdi dışarıdan pek anlaşılmayan en sıradan insanın bile bir sıkıntısı var. O da benim ilgimi daha çok çekiyor. Çünkü kendini göstermiyor. İşaret edilmeyen her şey dikkat çekicidir.' Pirselimoğlu, aslında hep bir hikâyeyle yaşıyor: 'Bu hikâye ya romana ya da senaryoya dönüşüyor.' Pirsemiloğlu 'Hayal Palas'da bilinen ama pek yüzleri tanınmayan oyuncularla çalışmayı tercih etmiş. Bunun filmin ruhundan kaynaklandığını söylüyor. 'Aslında' diyor 'ben çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Çünkü bugüne kadar hep tanınmış ve iyi oyuncularla çalıştım. Ama bu sefer yine iyi ama yüzü pek tanınmamış oyuncularla çalışmayı tercih ettim. Bu, biraz filmin ve hikâyenin ruhundan kaynaklanıyor.' Filmi bir-iki hafta içinde bitirecek Pirselimoğlu.2007'de bir festivalde prömiyer yapacak. Sonra da tabii vizyona girecek. Anlaşılan Pirselimoğlu bir vicdan muhasebesi üzerinden, bizi vicdanımızla baş başa bırakacak!



Kaynak: e-kolay.net

En Son Haberler


>> >> 'Sıradan insanların dertleri daha çok ilgimi çekiyor'

Haberler


Vizyondaki Filmler