Sonbahar sinemayla daha güzel

26.9.2006
Sonbahar sinemayla daha güzel


Film+/Ankara Güz Film Şenliği’nin üçüncüsü bu yıl 5 ile 15 Ekim tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşuyor. Etkinlik kapsamında başta Cannes, Sundance ve Berlin olmak üzere uluslararası festivallerde büyük ödüller alan ve ses getiren yeni filmler ile Avrupa ve Dünya sinemasının başyapıt niteliğindeki klasik filmleri gösterime girecek. Ustalardan Başyapıtlar Geçtiğimiz yıl dünya sinemasının usta yönetmenlerinden başyapıtları seyirciyle buluşturan şenlikte, bu yıl da sinemanın ustalarından bol ödüllü filmler sinemaseverleri bekliyor. Sinema Aşkım bölümünde gösterilecek filmler arasında dünyaca ünlü festivallerden önemli ödüllerle dönmüş usta yönetmenlerin unutulmaz filmleri yer alıyor… Szabo'dan bir başyapıt Macar sinemasının en önemli yönetmenlerinden Istvan Szabo’ya 1980 yılında Berlin Film Festivali’nde en iyi yönetmene verilen Gümüş Ayı’yı kazandıran, Güven (Bizalom) programda yer alan filmlerden. Yalın güzelliği ile dokunaklı bir aşk öyküsü anlatan bu olağanüstü film, 1981 yılında En İyi Yabancı Film dalında Akademi Ödülü’ne aday gösterildiği halde, Oscar’ı kıl payı kaçırmış, hak ettiği daha geniş seyirci kitlesinden de yoksun kalmıştı. Leyleğin geciken adımı sonunda Başkent'te Theo Angelopoulos'un Leyleğin Geciken Adımı (The Suspended Step Of The Stork) adlı filmi göç, göçmenlik, sınır çekişmeleri gibi çağımızın ve Balkanlar’ın temel sorunlarını ele alıyor. Başrollerinde Marcello Mastroianni ile Jeanne Moreau’yu 30 yıl sonra yeniden buluşturan film, eşsiz görüntüleri, ruhumuza işleyen müziği ve bugün bile güncelliğini koruyan öyküsü ile sinemada “göç, sürgün ve sığınma” temalarını işleyen evrensel bir başyapıt. Bunuel'den Samanyolu Sinemanın anarşist yönetmeni Luis Bunuel’in yine ülkesi dışında çektiği ve sinemaseverlerin bugüne kadar görme fırsatı bulamadığı unutulmuş başyapıtı Samanyolu (La Voie Lactée) bu bölümde yer alan bir diğer film. Hıristiyan dininin mezhep sapkınlıkları üzerine çok ciddi eleştiriler sunan film, İsa’yı tıpkı normal insanlar gibi gülen, koşan, yolunu şaşıran hatta tıraş olan biri olarak gösterdiği için dönemin din otoritelerinden çok ciddi tepkiler almıştı. Melville'in Kızıl Çember'i Fransız polisiye sinemasının en önemli temsilcisi Jean-Pierre Melville’in kariyerinin doruğundayken çektiği en başarılı filmlerinden Kızıl Çember/ Le Cercle Rouge, bu türün en iyi örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Başrollerinde Alain Delon, Yves Montand ve Gian Maria Volontè gibi dönemin en karizmatik üç oyuncusunu buluşturan film, Paris’in göbeğinde gerçekleştirilen akıl almaz bir soygunun öyküsünü anlatan heyecan dolu ve zekâ ürünü bir başyapıt. Ölümünün 10'uncu Yılında Kieslowski Anısına Şenlikte bu yıl, Avrupa’nın birçok ülkesinde olduğu gibi Polonyalı ünlü yönetmen Krzysztof Kieslowski aramızdan ayrılışının onuncu yılı nedeniyle anılıyor. 13 Mart 1996’da beklenmedik bir şekilde yaşama veda eden usta yönetmen, sinemaseverlerin yüreğinde taht kuran birbirinden güzel filmlere imza atmıştı. Filmleriyle bugün bile sinema sanatına gönül vermiş birçok genç yönetmene ilham veren Kieslowski, program kapsamında iki önemli filmiyle yer alıyor: Sonsuz/Bez Konca ve Veronique’in Çifte Yaşamı/La Double vie de Véronique.. Sinemanın Esrarengiz Şairi Bu yıl Venedik Film Festivali’nde “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” alan çağdaş sinemanın en çok ses getiren yönetmenlerinden David Lynch, iki filmi ile ilk kez ülkemizde bir festivale konuk oluyor. Tuhaf ve anlaşılması zor öyküleriyle, insan ruhunun derinliklerine seslenen ve sinemaseverlerin beynini bir hayli kurcalayan yönetmenin ülkemizde gösterime girmeyen iki önemli filmi ilk kez sinema perdesinde. Fil Adam (The Elephant Man) ve Straight’in Öyküsü (The Straight Story) . Bu iki filmin en belirgin özelliği, yönetmenin filmografisindeki en anlaşılır ve yalın filmler olması. 1980 yapımı Fil Adam, bugün bile çağdaş sinemanın başyapıtlarından biri olarak görülüyor. En İyi Film dâhil toplam sekiz dalda Oscar’a aday gösterilen film, olağanüstü mekân kullanımı, eşsiz siyah beyaz çekimleri, hüzünlü atmosferi, Anthony Hopkins’in mükemmel oyunculuğu ve müzikleriyle bugün bile akıllardan çıkmayacak bir sinema şöleni sunuyor. 1999 yapımı Straight’in Öyküsü ise diğerine göre çok daha sade ama daha iyimser bir öykü anlatıyor. Yine de hüznü elden bırakmıyor. Katıldığı birçok festivallerden önemli ödüllerle dönen filmin bir de Oscar adaylığı var. Efsanevi Bir Virtüoz Etkinlik kapsamında geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da, sinema ve müzik ilişkisi üzerine oldukça önemli bir bölüm var. Efsanevi trompetçi ve cazın dünyaca ünlü ustası Miles Davis, müzikleriyle sinema sanatına katkı sağladığı iki önemli filmle anılıyor. 1958 yapımı Ölüm Asansörü (Ascenseur pour l'échafaud) usta Fransız yönetmen Louis Malle’in ilk sinema filmi olduğu gibi, Miles Davis’in bir film için müzik yaptığı ilk film. Programda Miles Davis’in müzikleriyle ilham verdiği bir diğer film ise, İspanyol sinemasının en tanınmış yönetmeni Pedro Almodovar’ın 1991 yapımı Yüksek Topuklar (Tacones Lejanos) . Başrollerinde Marisa Paredes ve Victoria Abril’in olağanüstü oyunculuğu ile büyüyen film, kadınların duygusal dünyalarında gezinirken, yönetmenin kendine özgü mizah anlayışı, usta anlatımı ve eşsiz müzik kullanımıyla izleyicinin hafızasına ve yüreğine kazınacak bir başyapıt. Film +'nın Yenileri Şenlikte bu yıl ülkemizde gösterime girmemiş, ya da merakla beklenen son yılların en iyi filmlerinden bir seçki de yer alıyor. Sinema Şimdi! başlığı altında yer alan filmlere göz atmak gerekirse; Bu yıl son filmi ile Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan sinemanın proleter şairi Ken Loach’ın Özgürlük Rüzgarları (The Wind That Shakes Barley) , Kore sinemasının yükselen yıldızı Kim Ki-duk’un ilişkisini kurtarmak için estetik operasyona başvuran bir kadının öyküsünü anlattığı son filmi Zaman (Shi-gan) Cezayir asıllı Fransız yönetmen Tony Gatlif’in, köklerini bulmak için Paris’ten yola çıkıp Fransa’yı boydan boya geçerek İspanya ve Fas üzerinden Cezayir’e giden ve yıllar önce ailelerinin geçtikleri yolu bu kez tersten izleyen iki gencin öyküsünü anlattığı ve yönetmene 2004 yılında Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazandıran Sürgündekiler (Exils) , yetenekli Rus yönetmen Andrei Kravchuk’a bu yıl Berlin Çocuk Filmleri Festivali’nde En İyi Film Ödülü kazandıran ve Rusya’nın bu yılki Oscar adayı oldukça etkileyici filmi İtalyan (Italianetz) , genç Macar yönetmen Attila Mispal’in geçtiğimiz yıl Macar Film Haftası’nda 5 ödül kazanan, kaderlerine razı olmak zorunda kalan güzel bir model ve bir kuyumcunun eş zamanlı gelişen hayat hikâyelerini anlattığı çarpıcı bir aşk öyküsü ve ilk sinema filmi Kesişen Yazgılar (Paths of Light) , Los Angeles’in Latin mahallesindeki ergenlik, ırk ve sınıf çatışmalarını işleyen ve bu yıl Sundance Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü ve İzleyici Ödülü alan Bakire ve Hamile (Quinceañera) ve günümüz sinemasının yaşayan üç usta yönetmeni, İtalyan Ermanno Olmi, İranlı Abbas Kiarostami ve İngiliz Ken Loach’un birlikte çektiği, Orta Avrupa’dan Roma’ya giden şehirlerarası bir trende geçen üç ayrı öyküyü bir seyahatte birleştiren çarpıcı yapım Biletler/Tickets bu bölümde yer alan filmler. Festivalle ilgili ayrıntılı bilgi için: www.askfest.org info@askfest.org



Kaynak: e-kolay.net/Sinema

En Son Haberler


>> >> Sonbahar sinemayla daha güzel

Haberler


Vizyondaki Filmler