'The Cut' / 'Kesik' 5 Aralık'ta Vizyonda

4.12.2014
'The Cut' / 'Kesik' 5 Aralık'ta Vizyonda
Sinema eleştirmenleri filmi değerlendirdi.

31 Ağustos'ta Venedik Film Festivali'ndeki prömiyerinin ardından Avrupa'da izleyiciyle buluşan ve dünya üzerinde dokuz ülkede vizyona girmesi planlanan, 'The Cut/ Kesik', 5 Aralık'ta vizyona giriyor.

Mardin'li bir demirci olan Nazarat'ın ailesini aramasını konu edinen filmin basın gösterimi dün gerçekleşti. Filmi izleyen film eleştirmenleri The Cut /Kesik hakkında şöyle konuştu:

Fatih Akın'ın yeni filmi The Cut / Kesik'in basın gösterimi bu Sabah Kanyon Cinemaximum sinemasında gerçekleşti. 5 Aralık'ta vizyona girecek olan film hakkında sinema eleştirmenlerinin yorumları ise şöyle oldu:

Serdar Akbıyık: Bu filmi iki yönlü değerlendirmem gerek, bir sinemasal olarak bir de politik… Öncelikle filmi çok tek yanlı buldum. Filmin özellikle Türkiye'de geçen kısımlar, Ortadoğu'da geçen kısımları bu anlamda bana çok sert geldi. Daha sonra bir yolculuk filmine döndüğünde Fatih Akın'ın zekası ve sineması kendini belli etti.

Şenay Aydemir: Çok çalışılmış, emek harcanmış ama yönetmenlik açısından ciddi sıkıntılar olduğunu düşünüyorum. Bir tempo ve inandırıcılık problemi yaşıyor. Kötü bir film değil ama olmamış da.

Atilla Dorsay: Bir Fatih Akın filminden beklendiği gibi iyi çekilmiş, baştan son iyi izlenen bir film ama Ermeni olaylarını çözümleyici ve ikna edici, öğretici biçimde ele alan bir film değil. Bir kere 1915 Ermeni olayları'nın perde arkası, alt yapısı yok. Daha çok uzun süren ve coğrafi açıdan da Mardin'de başlayıp, Halep'ten ve Küba'dan geçerek Amerika'ya uzanan çok uzun bir macera olmuş. O konuya yoğunlaşamamış bir film gibi geldi bana. Bu konuda çok büyük bir beklenti içinde olan, 1915 olaylarına nasıl açıdan bakacak diye bekleyen insanları daha çok düş kırıklığına uğratacak. Ama her şeye rağmen Ermeni olayları Türk tarihin bir parçasıdır, benim kişisel görüşüm bu olaya daha kapsamlı bir şekilde eğilinmesi. Kendi adıma soykırım olduğunu düşünmüyorum ama bunun deşilmesi, ortaya çıkarılması gerekir. Benim beklediğim bu soruna noktayı koyacak bir film değil.

Uğur Vardan: Daha önce bilindiği gibi Venedik'te ilk kez sinema dünyasıyla buluşmuştu. Ben eleştirildiği gibi çok kötü bulmadım. Kuşkusuz Fatih Akın'ın en iyi işi değil. Bence en iyi işi Duvara Karşı'ydı.Bazen yönetmenlerin hayatlarında bir tane başyapıtları olur o çizgiye ulaşamayabilirler. Derdini iyi anlatmış bir film. Ulusların ne yazık ki tarihlerinde günah sayfaları var bütün dünya devletlerinde böyle. Fatih Akın, bu günahlardan birinden yola çıkarak bir ailenin parçalanma ve tekrar buluşma hikayesini anlatmış.

Olkan Özyurt: Film Venedik'te gösterildikten bu yana bir takım olumsuz fikirler var. Açıkcası ilk şaşkınlığım nereden çıktı bu eleştiriler? Çünkü yazılan çizilen anlatılan kadar yerin dibine sokulacak bir film değil. Fatih Akın, bir meseleyi eli yüzü düzgün bir şekilde anlatıyor. Hassas bir konu, 1915 Ermeni olayları, bunun üzerinden yola çıkıyor. Mardin'li bir demircinin ve ailesinin, Ermeni olayları sonrası dağılan hayatı. Yer yer sert noktaları var, yer yer sinemasal olarak itiraz edebileceğim sahneler var. Ama bunları bir western dizaynı içinde göstermeye çalışıyor, bu mesele western kalıbına sığmayacak kadar dallı budaklı bir mesele. Babanın özellikle Küba'dan sonraki kısmında bambaşka bir hikaye çıkıyor. O kadar büyük bir sorunu derli toplu anlatması yönünden iyi bir filmi olduğunu düşünüyorum. Bence Fatih Akın'ın Duvara Karşı'dan sonraki en iyi filmi diyebilirim. Özellikle bir noktada en çok hoşuma giden bir şey var sinema sahnesi, Charlie Chaplin sahnesi… Blki de o acının bütün mağdurlarını orada bir kere güldürdü, o anlamlı bir mesajdı. Belki de onu yapmak istiyor, bir film üzerinden bir acıyı hatırlatıyor.

Kerem Akça: Film aslında çok fazla ele alınmayan bir konuya cesaret etmesiyle, Fatih Akın, en büyük bütçeli ve riskli filmine imza atmış. Bu açıdan da aslında bir çok ülkede geçmesiyle büyük bir prodüksiyona dönüştürmüş. Filmin büyük orada Hollywood prodüksiyonlarına kafa tutması seziliyor, bu sebeple de bana kalırsa Cannes ve Venedik'i denemektense daha Amerik'da şansını deneseymiş çok daha ilgi odağı haline gelebilirmiş. Film olarak ele alırsak Hollywood prodüksiyonlarıyla yarışmaya çalıştığı,için eksikleri olan bir film. Özellikle Tahar Rahim'in başrol performansı tartışılacaktır. Hem dili hem de yaşlandırmada makyaj sebebiyle eleştirilecektir. Genel anlamıyla Mardin'den başlayan ve Amerika'ya uzanan yol hikayesinde Ermeni bir karakterin yaşadığı çıkışsızlık meselesini dönem dönem iyi yansıtmayı başarıyor. Özellikle Alexander Hacke'nin besteleri fimde yöresel ezgilerle zaman zaman İngilizce şarkılarla da bir araya gelip bir bütün oluşturarak etki yaratmayı başarıyor.


Alper Turgut: Filmi ikiye bölebilirim, ilk ve ikinci yarısı diye. İkinci yarısı daha sinematografik daha umuda dair, ilk yarısı acıya dair. İlk yarıdaki bölümü biraz taraf gibi. Mükemmel İngilizce konuşan Ermeniler ve birden gaddar sesleriyle gelen Türkler. Ama sinema olarak bakarsak yönetmen bir öykü anlatmış, fena da anlatmamış, iyi anlatmış.

Cüneyt Cebenoyan: Çok önemli bir konuya değiniyor, tarihimizde yüzleşmekten hoşlanmadığımız kaçındığımız bir konuya.. Bu cesaretini taktir ediyoruz. Film yumuşak bir film aslında, çok dengeli tutulmuş şiddet sahneleri.

Duvara Karşı filmiyle başlattığı, Aşk, Ölüm ve Şeytan' üçlemesini Yaşamın Kıyısında filmiyle devam ettiren Fatih Akın, sekiz yıl süren uzun çalışmasının ardından 'The Cut/Kesik' ile bu üçlemeyi tamamlıyor.


Oscarlı yönetmen Martin Scorsese'nin de övgü dolu sözlerle bahsettiği ve 'Özgün, samimi ve epik bir film olarak nitelediği, 'The Cut   / Kesik'in oyuncu kadrosunda Tahar Rahim, Simon Abkarian, Makram J. Khoury, Hindi Zahra, Kevork Malikyan, Bartu Küçükçağlayan, Trine Dyrholm, Moritz Bleibtreu, Arsinée Khanjian, Akin Gazi ve Arévik Martirossian'ın yer alıyor.

20 Milyon Dolarlık bütçesiyle de adından söz ettiren ve çekimleri Almanya, Küba, Kanada, Ürdün ve Malta'da gerçekleşen 'The Cut  / Kesik''in konusu ise şöyle:

1915, Mardin, Bir gece, Osmanlı askeri şehirdeki tüm Ermeni erkekleri toplar, demirci Nazarat Manukyan'ı da ailesinden koparırlar. Yıllar sonra, iki kızının hala hayatta olduğunu duyan Nazarat, kızlarını bulmayı kafasına koyar. Bu yolculuk onu Mezopotamya çöllerinden Havana'ya, oradan da Kuzey Dakota eyaletinin ıssız ve çorak arazilerine sürüklemiştir. Bu serüven, Nazarat'ı iyi kalpli insanlarla karşılaştırdığı gibi aynı zamanda kötü ve adeta şeytanın vücut bulduğu insanlarla da buluşturur.




En Son Haberler


>> >> 'The Cut' / 'Kesik' 5 Aralık'ta Vizyonda

Haberler


Vizyondaki Filmler