Tom Cruise İle Dobra Dobra

30.6.2005
Tom Cruise İle Dobra Dobra


Değişimden çoğumuz korkarız. Tom Cruise’i korkutmuyor. Örnek ister misiniz? Babası ailesini terk etti, bu yüzden çocukluğu yoksulluk içinde geçti. Annesiyle kızkardeşlerine daha çok bağlandı. Dünyanın en büyük film yıldızına dönüşmek için kendisini geliştirdi. Çocukken okuma güçlüğü çekiyor, daha doğrusu okuduğunu anlamıyordu. Öğretmenleri onun disleksik olduğunu söylediler. Ancak Tom Cruise bunu kabullenmedi. Küçük yaşlarda karşılaştığı onca baskıya, zorluğa ve ağır sorumluluğa rağmen her sabah hayata daha sıkı sarılıp, bıkmadan usanmadan çalışarak bugünlere ulaşmasını bildi. Şimdi artık Tom Cruise denince akıllara Hollywood’un en yüksek ücretini alan aktörü geliyor. Oysa bundan 43 yıl önce Thomas Cruise Mapother IV adıyla dünyaya geldiğinde koşullar tamamen başkaydı. Parası, gücü ve ünlü arkadaşları yoktu. Hayattaki tek dayanak noktası, iyi niyetli bir kadın olan biricik annesi Mary Lee’ydi. Oğlunun sıradan bir insan olmaması için herşeyi yapmaya kesin kararlıydı. “Değişmelisin oğlum” diyordu sürekli olarak... Tom Cruise işte bu yüzden değişimden korkmuyor. Hatta değişmemekte inat edenleri anlamadığını şu sözlerle itiraf ediyor: “İnsanlar çok tuhaf. Karşıma geçip, ‘Aman sakın değişme’ diyorlar. Onları hiç anlamıyorum. Ben çocukken onca yoksulluk içinde annem her gün beni karşısına alır ve ‘Oğlum hayat daha iyi olacak. Umarım ben de değişirim’ diye telkinde bulunurdu” Cruise her zaman sıkı çalıştı. Önce New York’a taşındı. Sonra Los Angeles’ın yolunu tutarak oyunculuğa başladı. Ancak bugün ulaştığı başarının temelinde çalışmasının yanısıra Scientology Kilisesinin olduğunu belirtiyor.20’li yaşlarındayken bağlandığı bu muhalif din sayesinde kendi hayatının sürücü koltuğunu ele geçirdiğini açık yüreklilikle ifade ediyor. Kendi hayatının sürücü koltuğuna oturduktan sonra bunun avantajlarını yakalamaya başladı.2001 yılında boşandığı eski eşi Nicole Kidman’la ortak karar vererek Isabella ve Connor adlı iki çocuğu evlat edindiler. Bugün Isabella 12 yaşında, Connor ise 10 yaşında... Tom Cruise’un geleceğe yönelik değişim projeleri arasında medeni halini değiştirmek, bekarlığı geride bırakıp tekrar evlenmek başı çekiyor. Ancak bunun ne zaman olacağı konusunda kesin tarih vermiyor. Bugünlerde “War of the Worlds – Dünyalar Savaşı” ile tekrar zirveye çıkan ünlü aktörle Los Angeles’te yaptığımız söyleşiyi aşağıda bulabilirsiniz. “Yıllardan beri hep ‘vermek’ten söz ediyorsunuz. İnsanlara birşeyler vermenin şükran borcunuz olduğunu söylüyorsunuz. Felakete uğrayan insanlara yardım için çırpındığınız biliniyor. Başkalarına yardım etmek neden bu kadar önemli? ” “Çocukluğumdan beri böyle gördüm. Küçükken bakımevlerine gidip hasta bakıcılık yapardım. Sokakta insanların karşıdan karşıya geçmesine yardım ettim. Yardım edebilmeyi hep istedim. Bugün maddi gücüm var ve istediğim yardımı yapabiliyorum. İnsanları iyi ve mutlu görmek hoşuma gidiyor. Zaten hayat birbirimize yardım etmek değil midir? ” “Yoksullukla geçen çocukluk yıllarınızda birilerinin çıkıp size de yardım etmesini istemiş olmalısınız. Anne-babanız boşanmıştı, anneniz size bakabilmek için iş bulma mücadelesi veriyordu ve ailenizin çok parası yoktu...” “Birbirimize yardımcı olduk. Zorluklarla karşılaşınca iki seçeneğiniz vardır. Hayata ya negatif, ya da pozitif bakarsınız. İkincisi gelişmeyi getirir. Şahsen ben daima, ‘Nasıl daha iyi olabilirim? ’ şeklinde düşünmeyi tercih ettim.” “Kızkardeşlerinize her zaman yakın oldunuz mu? ” “Her zaman... Kadınlar ve kızlardan oluşan bir aile içinde büyüyünce hayatı onların bakış açısından görmeyi öğrendim. Kızkardeşlerimden birisi sevgilisiyle sorunlar yaşayınca onun nasıl kırıldığını, üzüldüğünü gördüm. Böylece kadınların bakış açısını anladım.” “Kadınlara karşı gerçekten saygılısınız. Kadınların en çok hangi özelliğini seviyorsunuz? ” “Güzel kokuyorlar (Kahkahalar) . Güzel görünüyorlar. Kadınları seviyorum.” “Anneniz katı bir kadın mıydı? Çalışmanız için size baskı yaptı mı? ” “Asla yapmadı. Hiç paramız yoktu ama öyle mutluyduk ki anlatamam. Parasız günlerimiz de güzeldi. Ben kendi isteğimle çalışır, para kazanırdım. Zaten çocuklarının çalışmasına izin vermeyen aileleri karşıyım. Çalışmayı her zaman sevdim. Kendi paramı kazanmak güzeldi. Anneme ve kızkardeşlerime birşeyler aldığımda büyük gurur duyardım.” “Babanızla ölümünden önce barıştınız. O gün neler hissettiniz? ” “Ölümünden hemen önce gördüm. Scientology sayesinde edindiğim bilgiler ışığında onu anlayabildim. Daha doğrusu Scientology babamı anlayabilmeme yardımcı oldu. Bunu neden yaptığını, bizleri neden terk ettiğini, nasıl bir insan olduğunu anlayabildim. Şu anda o öldü ve yıllarca onunla görüşmediğim için hiç pişmanlık hissetmiyorum.” “Babanızı affettiniz mi? ” “Onu anlayabildim diyorum. Bu onu affettiğim anlamına gelmez. Anlayabilmek affetmekten daha önemlidir.” “Bu adam ailesini terk etmişti. Son noktada özür diledi mi? ” “İnsanları bulunduğu pozisyona göre değerlendirmek gerekir. Bizim gibi bir aileyle beraber olamadığı için aslında o kaybetti. Aile olmanın güzelliğini kaçırdı. Bizi annem büyüttü. Bardağın her zaman dolu tarafını gördü. Bizden daha kötü durumda olan insanların da olduğunu söylerdi. Durumumuzdan hiç şikayet etmedik. Hep birlikte çalıştık. Sonuçta kazancımız birbirimize daha da yaklaşmak oldu. Bu güzelliği yaşayamayan tek kişi ise babam oldu. Bu yüzden babamdan bir özür bile beklemedim. Barışırken sadece anlamak istedim. Şimdi daha iyi anlıyorum.” “Köken olarak Katoliktiniz...” “Başlangıçta episkopalisttim. Sonra ateist oldum. Katolik oluşum daha sonradır.” “Peki, Scientology bu dinlerden farklı olarak ne öneriyor? ” “Öncelikle baptist scientologlar vardır, sonra hristiyan scientologlar gelir. Scintelogoy aslında din felsefesi üzerinde uygulanmıştır. Gündelik yaşamda kullanabileceğiniz çeşitli beceriler öğrenirsiniz. Örneğin bana kendimi daha anlayabilme becerisini verdi. İşime daha tutkuyla sarıldım. İnsanlara yardım edebilmeyi her zaman istemiştim, bunu en iyi şekilde yapabilmemi sağladı. Çocuklarımı büyütmeme, onları daha iyi anlayabilmeme yardımcı oldu. Çocukken iki satır yazıyı okumakta zorluk çekerken bugün uçak kullanabilecek düzeye erişmemi sağladı.” “Bugünlerde de uygulamasını yapıyor musunuz? ” “Elbette... Bir film şirketini yönetiyor, çeşitli filmler üretiyorum. Sonuçta kendi hayatımın sürücü koltuğunda oturmayı öğrendim. Scientology sayesinde edindiğim becerileri iş hayatım üzerinde uygulayınca bütün kapılar sonuna kadar açılıyor. Yeter ki öğrenmek isteyeyim...” “Çocukken size disleksia teşhisi konulmuş, doğru mu? ” “Evet ama üstüme alınmadım. Biraz büyüyünce hızlı okuma çalışması yaptım. Bu konudaki uzmanlarla çalışma yaptım. Sonuçta o duvarı aşmayı başardım. Bu konuyu fazla da dert etmedim. Sadece öfkelendiğim bir konu vardı. Bende okuma problemi olduğu belliydi. Onlardan sadece tanımlama duyuyordum. Bende disleksia olduğunu söylüyorlardı ama çözüm getiren yoktu. Oysa ben onlara ‘Bende niçin bu problem var? Çözmek için ne yapabilirim? ’ diye sormak istiyordum. Neden olduğunu söyleyen olmadığı gibi çözüm öneren de yoktu.” “Sizi tedavi etmek istediler mi? ” “Evet. Annem bunu duyunca onları öldürmek istedi. ‘Asla izin vermem’ diye bağırdı. O yıllarda şimdiye kıyasla daha baskılı bir ortam vardı. Bugünkü durum ise tamamen farklı. İstem dışı ilaç kullanımının günümüzde artık yasal yollardan yapılabilmesi gibi bir şey...” “Herşey ne zaman değişmeye başladı? ” “20’li yaşlarımdayken temel scientology kurslarına gitmeye başladım. O andan itibaren aradığım cevabı artık bulduğumu fark ettim. Artık okuyabiliyordum.” “Bu sizin için önemli bir ders olmalı... Peki, çocuklarınızın hayatta en çok neyi öğrenmesini istiyorsunuz? ” “Onlara mümkün olan herşeyi anlattım. Kendileri için gerekli olduğunu anlamadıkları sürece, onlara birşeyler verseniz de anlamı olmaz. Öncelikle bunların gerekli olduğunu anlamalılar. Küçük yaşlarından itibaren onlara önce yüzmeyi, sonra bisiklete ve ata binmeyi, dağcılığı öğrettim. Her gün yeni birşeyler öğrenerek kendilerine güven duymayı, bütünlük duygusuna ulaşmayı, tutkuyu ve anlayışlı olmayı öğretmek çok önemliydi.” “Nedense hep fiziksel şeylerin öğrenilmesini vurguluyorsunuz...” “Fiziksel veya beyinsel... Sonuçta ikisini birbirinden ayıramazsınız.” “Kendinizi güçlü ve başarılı bir ebeveyn olarak görüyor musunuz? ” “Elbette... Çok iyi bir babayım ben... Herşeyi çocuklarım için yapıyorum. Onlar gerçekten mutlu... Çocukken benim yapmayı isteyip de yapamadığım herşeyi yapıyorlar.” “Çocukların gözetimini Nicole Kidman ile birlikte paylaşıyorsunuz değil mi? ” “Bu konuyu tartışmak istemiyorum. Ama sorunuza cevap vermek gerekirse evet, çocukların bakımını beraber paylaşıyoruz.” “Tekrar evlenmek ve daha fazla çocuk sahibi olmak istiyor musunuz? ” “Evet. Çocukları çok seviyorum ve tekrar evlenmeyi de isterim. Kadınlarla ilişkilerimde tam olarak neden hoşlandığımı söyleyeyim mi? Ben bir ilişki içinde olmayı seviyorum. Bu ilişki içinde kendimi tam olarak ortaya koymak hoşuma gidiyor. Seks de elbette önemlidir ve belli bir anlamı vardır ama ben herşeyden önce ilişkinin kendisini seviyorum.” “Bekar bir erkek olarak Tom Cruise, yeni sevgili adaylarını nasıl bulur? ” “Onlar beni buluyorlar. (Kahkahalar) ” “Peki sonra ne olur? ” “Flört ediyorum ama sevgilim veya kız arkadaşım yok.” “Sonunda birisini bulacağınız konusunda kendinize güveniyor musunuz? ” “Güvenmek zorundayım. Aradığım kadın oralarda bir yerlerde olmalı... Çok ama çok neşeli ve eğlenceli bir kadınla beraber olmak istiyorum. Bol bol yolculuk yapmaktan bıkmamalı... Çocukları çok seven ve aktivitelerden hoşlanan bir kadın olmalı... Gerçek anlamda güvenebileceğim, gerçek anlamda iletişim kurabileceğim, hayattan keyif almayı seven bir kadın olmalı...” “Dünya üzerindeki en yakışıklı erkeklerden birisiniz. Aynı zamanda da çok başarılı bir film yıldızısınız. Böyle bir durumda egonuzu kontrol altında tutabiliyor musunuz? ” “Aslında kendimden çok, çocuklarımı düşünürüm. Yeterli bir baba mıyım? Onların daha iyi yaşaması için neler yapabilirim? Arkadaşlarıma ve aileme yardım etmek için daha fazla ne yapabilirim? Gece yatağıma yattığımda düşündüğüm şeyler bunlardır.” “Peki, şimdi konuyu değiştirip başka bir soru sorayım. ‘Risky Business’ filmindeki o sahneyi biliyorsunuz değil mi? ” “Hangisini? ” “Yapmayın. İç çamaşırlı sahneniz...” “Oh tamam anladım, iç çamaşırlı sahne...” “O sahnede iç çamaşırlarınızla gitar çalıyordunuz. Evde yalnızken sırf eğlence olsun diye böyle bir şey yaptığınız olur mu? ” “Evet, elbette yaparım. Hala müzik çalıyorum. Niye yapmayayım? ” “Başka bir derin soru: Tom Cruise’un bir e-mail adresi var mı? ” “Tanrım, yine o soru... E-mail adresim yok. ‘Mission: Impossible’ı çekerken setteki herkes e-mail adresi kullanıyordu. Bana da bir tane aldılar. Ertesi gün 50 tane mesaj geldi. Şimdi bakın, bana bir telefon geldiğinde onu mutlaka ben de aramalıyım. Karşılık olarak aramazsam kabalık olur. Tanrım, tam 50 tane e-mail vardı ve bazılarında sadece ‘Merhaba, nasılsınız? ’ diye yazıyordu. Bu kadar çok e-mail ile başa çıkmam imkansız. Ben bir babayım, film prodüksiyonu yapıyorum, çok çalışıyorum. Oturup da 50 tane e-mail yazacak zamanım yok.” “Birçokları e-mailleri ihmal ediyor ve cevap vermiyorlar...” “Ben bunu yapamam. Çözüm bulamayınca, ‘Tamam, e-mail adresini iptal edin’ dedim.” “Biraz yavaşlamayı, daha az çalışmayı düşünüyor musunuz? ” “İşimi çok seviyorum. İşler ve çocuklar hayatımın parçalarıdır. Kimi zaman gerginleştiğim anlar olur ama işimi hiçbir şeye değişmem. Herşeyden önce kendimden sorumlu olduğumun bilincindeyim. Bazı insanların, ‘Ben bunu yapamam çünkü...’ şeklinde cümleler kurup işleri yapmamak için bahane ürettiğini görüyorum. Böyle birşeye inanmıyorum. Eğer günün birinde onlarla aynı fikirde olursam ve bahaneler üretmeye başlarsam ölmüşüm demektir.” “Dinlenmeye fırsat bulabiliyor musunuz? ” “Evet, dinlenirim ama benim dinlenme anlayışım biraz farklıdır. Plaja gidip kumlara uzanmak ve saatlerce öyle kalmak benim ilgi alanıma girmez. Plaja gittiğimde sörf yapmak veya scuba denen dalış yapmak isterim. Hayatı dolu dolu yaşamayı seviyorum. Kendi uçağımı kendim kullanırım. Çocuklarla takılırım veya flörtlerimle çıkarım.” “Peki, ‘War of the Worlds’te oynadıktan sonra uzaylı varlıklara inanıyor musunuz? ” “Evet. Başımızı gökyüzüne kaldırınca kocaman bir evren görüyoruz. Bu kadar büyük bir evrende sadece bizlerin olduğunu, başka hiçbir canlının olmadığını düşünmek bence küstahlık olur.” “Korktuğunuz herhangi bir şey var mı? ” “Hayır.” •



Kaynak: Meg Grant, Reader’s Digest dergisi, Haziran 2005

En Son Haberler


>> >> Tom Cruise İle Dobra Dobra

Haberler


Vizyondaki Filmler