Yönetmenden hayata dair öğütler

1.10.2000



Bu hafta gösterime giren "Dokuzuncu Kapı"nın, geçmışte olaylar yaratan "Rosemary'nin Bebeği" ve daha birçok önemli filmin yönetmeni Roman Polanski'nin hayatı acılar içinde. En büyük acısı şüphesiz seri-katil Charlie Manson'ın yönetmenin karısı Sharon Tate'i öldürmesiydi... Me?hur yönetmen, Tate'i, acıyı, mutluluğu ve yeniden başlamayı anlatıyor... Gölgeleri filmlerde severim, gerçek hayatta değil. Anılar sonsuza dek hatırlanmıyor. Kosova başladığında bırakın İkinci Dünya Savaşı'nı Bosna bile unutuldu. Sava? bittiğinde babamın toplama kampından dönüşünü hatırlıyorum. Demışti ki, "Göreceksin, 50 yıl sonra insanlar bunu tamamen unutacaklar." Sharon'ın ölümünden sonra her ?eyi bırakmak için içimde büyük bir istek duydum. Peki beni engelleyen neydi? Bunu bilmiyorum ama yalnızca ya?amaya devam ettim. Belki bunun için doğmu?tum. Babam da toplama kampından kurtulmu?tu. Neden kurtuldu? Bilmiyorum, belki yalnızca kurtulmayı diğerlerinden daha çok istedi. Her ?ey olabilir. Hatta, belki intikam alma isteği bile. Sevdiklerini yeniden görme isteği de olabilir. Gerçekten bilmiyorum ve aslında daha önce kendime bu soruyu hiç sormadım. Bence insan kendine fazla soru sormamalı. Bu "Centipede sendromu." Centipede, sürekli kendine önce hangi adımı attığını sordu ve bir süre sonra artık yürüyemiyordu. ış beni her zaman toparlamıştır. Seks zaman geçirmek için yapılacak bir ?ey değil. O itici bir güç. Düşünme biçiminizi değıştiriyor. Uzun bir süre çocuk istemedim. Olaydan sonra artık evlenmek istemiyordum ve hayatınızın gerisini birlikte geçireceğiniz bir eşıniz olmadan çocuk anlamsız olurdu. Böyle bir olaydan sonra bir adamın kendini nasıl hissettiğini anlayabiliyor musunuz? Sizin için her ?ey olan birini kaybettikten sonra... Terslikle uğra?mak arabadaki fren pedalı gibi. İçgüdüsel bir biçimde olur. Onunla başa çıkarsın veya yok olursun. Çocuklar gerçeği olduğu gibi algılıyorlar çünkü onu başka bir ?eyle karşıla?tırma imkânları yok. şımdi bütün bunlara daha duyarlıyım, benim geçtiğim evrelerin tamamından geçen bir çocuğa sahibim. şu an 6 yaşında. Ben altı yaşındayken Almanlar, Polonya'ya girmışti. Be? yaşındaydı, ailemin beni ülkemde son kez tatile götürdükleri ya?ta. Yedi yaşında: Benim gettoda bir içeri bir dışarı ko?turduğum ya?... Bunu onun gözlerinde görebiliyorum ve ancak o zaman o dönemde ne kadar zarar gördüğümü anlayabiliyorum, o çocuk gözlerimle anlayamadıklarımı anlıyorum şimdi. Tek trajik olay ailemden ayrılmamdı. Ne yemeğin kötü olu?u ne başka bir ?ey; beni ağlatan tek ?ey bu olmu?tu. Ve kızım da bunları ya?amak zorunda kalsaydı ne kötü olurdu diye düşünüyorum. Filmler her zaman tahmin ettiğinizden daha fazlaya mal olurlar. Bence doğum kontrol hapları kadın düşünüşünü değıştirdi. Milyonlarca kadının her gün bu hormonları aldığı düşünülürse karakterlerini değıştirdiği söylenebilir. Eğer doğum kontrol hapları olmasaydı feminizmin bu kadar absürd noktalara varabileceğini sanmıyorum. Kesin etkisi olmu?tur. Hollywood'daki insanların film yapmaktan ho?landıklarını sanmıyorum. Onlar anla?ma yapmaktan ho?lanıyorlar. Bir partiden sonra evi temizleyebilirsiniz de taşınabilirsiniz de. Ben evi temizlemeyi tercih ediyorum genelde. Halkın tanıdığı insanlar için geçerli olan farklı bir adalet anlayışı var. Bana kurulmu? bir komplo da yoktu, hazırlanmış bir düzen de. Her ?ey benim hatamdı. Sanırım benim hatalarım Bill Clinton'ınkilerden bile daha fazlaydı. Zevk bir havuç. Ve bir çubuk. Amerika'da insanlar gün geçtikçe şışmanlıyorlar. Film filmdir, hayat da hayattır. Asla Faye Dunaway'in kafasından saç çekmeyin. Başkasının kafasından çekin. Ben bir mazoşıstim ve her sabah soğuk du? alıyorum. Bu, güne müşış bir başlangıç oluyor çünkü gün içinde bundan daha kötü hiçbir ?ey olamaz.



Kaynak: ESQUIRE

Haberde Adı Geçenler

En Son Haberler


>> >> Yönetmenden hayata dair öğütler

Haberler