Yönetmen: Curtis Hanson
Oyuncular
Tür: Drama, Müzikal
Yapım Yılı: 2002 (110 dk)
Vizyon Tarihi: 14 Şubat 2003 Cuma
Senaryo: Scott Silver
Yapımcı Firma: Imagine Entertainment [us]
Yapım Ülkesi: ABD
Orijinal Dil: İngilizce
Orijinal Adı: 8 Mile
Resmi Site: www.8-mile.com/
Dağıtıcı Firma: UIP Filmcilik

8 Mil Filminin Özeti

Yaşadığımız yer önemli değil. Kim olduğumuzun da önemi yok. Hepimizi kuşatan sınırlar var. Kimisi gerçek, kimisi sanal… Bazılarımız bu sınırların içinde gönüllü olarak yaşarız. Bir kısmımız ise sınırlarla çevrili yaşamak zorunda kalır. Ancak bazı insanlar vardır ki, sınırları parçalayıp yok etme ihtiyacı duyar. O sınırların ne kadar korkutucu veya bilinmez olmasının önemi yoktur onlar için…

Universal Pictures ile Imagine Entertainment’ın birlikte sunduğu “8 Mil”de (8 Mile) hepimizin yaşam biçimini belirleyen sınırların portresi çizilirken genç bir insanın bu sınırları parçalayıp yok etme cesareti ve gücünü kendisinde bulmasının öyküsü anlatılır.

Açıklar

PRODÜKSİYON NOTLARI
Detroit, 1995. Motown. Büyük D. Cinayetler Kenti. Çökmüş bir imparatorluk. Bir zamanlar hızla gelişen bu ...
Devamı için tıklayın...
PRODÜKSİYON NOTLARI
Detroit, 1995. Motown. Büyük D. Cinayetler Kenti. Çökmüş bir imparatorluk. Bir zamanlar hızla gelişen bu kentteki fırsatlarla dolu iyiniyet ortamının adeta buharlaşıp yok olmasıyla birlikte zengin çevreler de gerileye gerileye yolun sonuna geldi. Detroit’in gelecek vaat eden endüstriyel ihtişamı, Amerikan tarihinin en kötü ayaklanmalarından birisinin ardından gelen ekonomik ve ırksal kutuplaşma ortamında bozuma uğrayarak çöktü. Kentin tam ortasından geçen ve 8 Mile Road adı verilen cadde ise o tarihten itibaren, siyahlarla beyazları, kentsel merkez ile varoşları birbirinden ayıran çizgi işlevini gördü.
Ancak Detroit’in görünen yüzünün altında fokur fokur kaynayan birşeyler de vardır. Baskılarla yoğurulmuş yaratıcılığın uzun tarihidir bu. Yüzeye çıkması ise çoğu zaman müzik ile gerçekleşir. 60’lı yılların popüler müzik tarihine egemen olan Motown soundunun Aretha Franklin gibi bir gospel yıldızını ortaya çıkardığı görüldü. Mitch Ryder, Bob Seger and MC5 gibi rock yıldızları da Detroit soundunun bir parçası oldular. Detroit kentinin müziğinin kaynağı daima mavi yakalılardan geldi ve yaşamın gerçeklerinin filtre edilmemiş otantik ifadesi biçiminde gerçekleşti.
Detroit kaynaklı hip hop müziği de bu olgudan nasibini aldı. Detroit’in yoksul kitlelerin yaşadığı derinliklerinde ‘hayatta kalabilme’ anahtar sözcüktür. Birçok insan için ise yaşam coşkusunu sürdürebilmenin hayat kurtarıcısı hip hop müziğidir. Bir sanat formatı olarak doğaçlama, hızlı tempolu, güncel ve sezgiseldir. Keskin gözlem gücünün yanısıra dil ve nüans becerisi gerektirir.
Jimmy Smith Jr (Eminem) gibi gençler için hip hop’un anlamı, kendi kimliği ile boşluk arasında duran tek şey olmasıdır. Özlemini çektikleri aile hayatını bulamayan Jimmy ve arkadaşları, kendi ailelerini


kendileri yaratmışlardır. Jimmy’nin “Üçte Bir” adını verdiği “çetesinde” cool ve karizmatik bir genç olan Future (Mekhi Phifer); iyiniyetli bir hayalci olan Sol (Omar Benson Miller); gözüpek bir aktivist olan DJ Iz (De’Angela Wilson); ağırkanlı ama kararlı bir genç olan Cheddar Bob (Evan Jones) vardır.
Hepsi de “büyük işi çok yakında yapacakları” umuduyla yaşarlar. Bir yandan hiçbir gelecek vaat etmeyen işlerinde ömür tüketirken bir yandan da adeta mayın tarlasına benzeyen girdaplı kişisel ilişkilerinde yön bulmaya çalışırlar. Jimmy’nin kısa ve net biçimde vurguladığı gibi, “Bu gidişe elbet bir son verip sıcak ev ortamında anneleriyle oturabileceklerdir”.
Gece olunca da Detroit’in hip hop kulüplerinde düşlerini doyurmaya çalışırlar. Bu kulüpler kentin en iyi rapper’larının coşkulu argo yüklü kafiyeli şarkılar aracılığıyla adeta birbirleriyle savaştığı mekanlardır. Ancak rakipleriyle mücadeleyi kendilerine özgü saygı kalıpları içinde sürdürürler. “Üçte Bir Çetesi”nin hiç de şiirsel olmayan dünyasında kafiye, sözcüklerin incitici ve kalp kırıcı anlamlar taşıdığı bir silah işlevini görür. Ve zafer her zaman daha zeki olanındır.
HIP HOP KULÜPLERİNİN DÜNYASI
Detroit’in hip hop kulüplerinin dünyası her zaman “8 Mile”ın starı Eminem’in çok iyi bildiği yerler oldu. Eminem bu mekanlardaki dünyayı şu sözlerle anlatıyor:
“Mücadeleyi kaybettiğim zamanlarda dünyamın nasıl altüst oluverdiğini anımsıyorum. Oysa birçokları ‘Büyük işe ne oldu ki? Bunu da aşarsın. Kaybettin ama tekrar denersin’ deyip toparlanmaya çalışırdı. Ben ise hayatımın sona erdiği hissine kapılırdım. Evet bu bir yarışmaydı ama sanki insan hayatının ortaya konulduğu bir spor olayı gibiydi benim için. Birçoklarına aptalca gelebilirdi ama bizim için çok önemliydi. O bizim dünyamızdı çünkü…”
“8 Mile”ın Jimmy’sinde kazanmak için gereken beceriler vardır. Ancak kendi ses rengini bulup tüm öfkesini müziğine kanalize etmesi gerekmektedir. Filmde Jimmy rolünü üstlenen Eminem, bu karakterin özelliklerini şu sözlerle anlatıyor:
“Jimmy gerçekten öfkeli bir genç. Aslında bu benim alışık olduğum bir durum. Kendimi hala zaman zaman öfke dolu hissedebiliyorum. Ancak Jimmy’nin kendi sesini bulmasıyla birlikte çizgisini de bulmaya başladığını, yepyeni yollar izlediğini, bunun sonucunda o güne dek hiç yaşamadığı sınırların ötesine geçmeyi başardığını görürüz.”
POTANSİYELİ KEŞFETTİ
Hip hop dünyasından her zaman etkilenmiş olan yapımcı Brian Grazer, film dünyasında bugüne kadar tam olarak keşfedilememiş olağanüstü bir potansiyel olduğunun farkındaydı. Bu yüzden de hip hop müziğinin gücünü, enerjisini ve gerçeğini ekrana taşıyacak bir öykü geliştirmeye kararlıydı.
Hip hop ile 20 yıldan daha fazla süredir ilgilendiğini belirten ünlü yapımcı, “8 Mile” projesinin çıkış noktasını şöyle açıklıyor: “Slick Rick’in şarkıları sayesinde bu müzikle tanıştım. Slik Rick mizah ile gerçeği karıştırmak suretiyle hayat kurtarıcı öyküler anlatan absürd bir hip hop sanatçısıydı. Hip hop müziğinin kökenlerini, nasıl işlediğini, şarkı sözlerinin neyle ilişkili olduğunu keşfetme isteğim bundan kaynaklanır. Mülti-milyar dolarlık bir endüstri haline gelmeden önce de ilgiliydim.”
Grazer bu dünyayı anlatan bir filmin ilgi göreceğini biliyordu ama doğru rap sanatçısını bulmak çok önemliydi. Grazer’in ilgisinin son ayların aykırı rap yıldızı Eminem üzerinde yoğunlaştığı günlerde kaderin bir cilvesi olarak Eminem de ilk sinema filmi için doğru proje arayışı içindeydi. Yapımcısı Jimmy Iovine ile çeşitli girişimlerde bulunarak ortak çalışma yapabilecekleri bir film yapımcısı bulmaya çalışıyorlardı. Görüşlerine en uygun düşen yapımcı ise Brian Grazer oldu.
Eminem ile birkaç yıl önce ilgilenmeye başladığını ve hip hop dünyasındaki çıkışını dikkatle izlediğini belirten Brian Grazer, sanatçıyla ilk tanışmasında edindiği izlenimi şöyle anlatıyor: “O zamanlar bir star değildi. Ancak olağanüstü bir karizmasının olduğunu hissediyordum. Aynı zamanda bir film yıldızı olabilecek niteliklere de sahipti. Tanışmak için ofisime çağırdığımda hiç konuşmadı. Hatta başını kaldırıp yüzüme bile bakmadı. 15 dakika sonra projeyle ilgilendiğini belli etti. Sonunda konuşmaya başladığında tane tane konuştuğunu, her cümlesinin anlam yüklü olduğunu fark ettim. Bu projeyi hayata geçirdiğimiz takdirde sıkı sıkı sarılacağı belliydi.”



Grazer’in Eminem ile anlaşma sağlamasından sonra sıra senaryo yazarının belirlenmesine geldi. Gündemde Scott Silver’ın ismi vardı. Bugüne dek genellikle bağımsız filmler için çalışmalar yapan Scott Silver, sokak yaşamına ilişkin gerçekleri yansıtma biçimiyle Grazer’i büyülemeyi başarmıştı. Benzer bir çalışmayı da “8 Mile” için yapacağı kuşkusuzdu.
Scott Silver’ın “8 Mile” için yazdığı senaryoyla ilgili olarak Brian Grazer’ın görüşleri şöyle: “Nasıl ki ‘Rocky’ ve ‘Raging Bull’ filmlerini izleyenlerin boks sporunu mutlaka sevmesi gerekmiyorsa, ‘8 Mile’ı izleyecek olanların da hip hop hayranı olması gerekmez. Çünkü bu film insan dayanıklılığı, azim, sabır ve her türlü zorluğa rağmen ayakta kalabilme üzerine bir çalışmadır.”
Yönetmen Curtis Hanson açısından bakıldığında “8 Mile”ın özelliği, Amerikan kültürünün kendine özgü toplumsal tabakalarını keşfetme, çizgisini bulmaya çalışan insanların mücadelesini izleme fırsatını sunacak olmasıydı. Hanson bu konuda şunları söylüyor:
“Detroit halkı, 8 Mile caddesini kent içinde bir sınır olarak bilir. Ancak Jimmy karakteri için bu caddenin çok farklı bir anlamı vardır. Bu caddeyi ayırıcı çizgi olarak görür. Olmak istediği kimlik ile gerçek kimliğini ayıran bir çizgi gibidir o cadde… Aslına bakacak olursanız hepimizin iç dünyasında bir 8 Mile caddesi mutlaka vardır.”
Eminem’in ilk sinema filmi deneyimi altı hafta süren bir prova dönemiyle başladı. Ünlü şarkıcı o dönemi şu sözlerle anlatıyor: “Curtis bize oldukça özgün bir prova dönemi yaşattı. Aslında buna ‘özgün’ demek yanlış olur. Belki ‘tüketici bir süreç’ demek daha doğru. Bir aydan uzun süre boyunca prova yaptık. Bu sürenin tamamı repliklerimizi tekrarlayıp daha farklı şekillerde söyleme çalışmasıyla geçti. Bu da hepimiz için birbirimizi daha iyi tanıma şansını getirdi.”
Curtis Hanson da ünlü rapper’a övgüler yağdırarak şunları söylüyor: “Eminem bir yönetmenin bir aktörden bekleyebileceği herşeyi bana verdi diyebilirim. İnanılmaz bir yetenek, yoğunlaşma, kararlılık ve anlatmaya çalıştığımız öyküye tam bir bağlılık. İşine her gün tam bir alçakgönüllülük, saygı ve öz disiplin ile geldi. Koşullar ne kadar zorlu olursa olsun, daima elinden gelenin en iyisini vermeye ve her an gerçeği bulmaya kararlıydı.”
ANNE ROLÜNDE KIM BASINGER
“8 Mile”ın önemli karakterlerinden birisi de Jimmy’nin annesi Stephanie karakteriydi. Yönetmen Curtis Hanson’ın bu rol için tercihi Kim Basinger’dan yana oldu. Daha önce Curtis Hanson’ın bir başka çalışması olan “L.A. Confidential”de onunla çalışan ve o filmdeki performansıyla Oscar, Altın küre ve Aktörler Birliği ödüllerini kazanan Kim Basinger, yönetmenden gelen daveti hemen kabul ettiğini belirterek düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor:
“Curtis ile yeniden çalışabilmek ikinci bir armağan almak gibiydi. O filmdeki çalışmamız, şimdiye dek yaşadığım en samimi işbirliği olmuştu. Curtis Hanson’ı çok yetenekli ve güvenilir bir yönetmen olarak tanıdım. Son derece destekleyici bir insandır. Çocuk heyecanıyla işine sarılır. Aynı zamanda da biraz esrarengiz nitelikler taşıyan çok iyi bir arkadaştır. Bunlar bir araya geldiğinde harika bir kombinasyon oluşur. Onun gibi bir yönetmeni tanıma fırsatını bulduğum için şükran duyuyorum.”
Curtis Hanson diğer roller için çok sayıda genç oyuncu ile anlaşma sağladı. Bunların başında filmde Jimmy karakterinin kız arkadaşı rolünü üstlenen genç oyuncu Brittany Murphy geliyordu. Geçtiğimiz sezon Michael Douglas’a karşı oynadığı “Don’t Say a Word – Sakın Konuşma” adlı gerilim filmindeki performansıyla eleştirmenlerin beğenisini kazanan, ayrıca “Riding in Cars with Boys”ta da Drew Barrymore ile başrolü paylaşan Brittany Murphy’nin “8 Mile” ile ilgili görüşleri şöyle:
“Filmin öyküsünü çok sevdim. Ulusumuzun filmlerde bugüne kadar gösterilmeyen bir parçasını temsil ediyordu. Ayrıca kendisi için en iyi çıkış noktasını bulmaya çalışan olağanüstü enerji dolu bir genç adamı anlatan harika bir öyküsü vardı. Sanatın herhangi bir dalında çalışan herkesin bu ihtiyacı anlayabileceğini sanıyorum. Enerjinizi kullanmanın bir yolunu bulmak zorundasınızdır. Aksi takdirde o enerji sizi yeyip bitirecektir. Bence öyküdeki Jimmy Smith’in mücadelesi buydu.”
“8 Mile”ın oyuncu kadrosunda yer alan genç aktörlerden birisi de Mekhi Phifer oldu. Richard Price’ın “Clockers” adlı yapıtından yapılan sinema uyarlamasında yönetmen Spike Lee ve yapımcı Martin Scorsese tarafından başrol şansı verilen ve başarısıyla ikisini de mahçup etmeyen Mekhi Phifer, “8 Mile” projesine neden katıldığını şu sözlerle anlatıyor:


“Bu projeden ilk söz ettiklerinde açıkçası fazla heyecan duymadım. Hatta senaryosunu bile okumadım. Sıradan bir rapper filmi olacağını sandığım için bu tip bir filmde oynamak hiç de ilginç gelmemişti. Ancak Curtis ile tanıştıktan sonra ‘8 Mile’ın komedi, drama, aksiyon unsurlarını buluşturan çok katmanlı bir film olduğunu öğrendim. İnsanın kendi çizgisini bulması, kendisini mutlu edecek şeyleri keşfetmesi, hayallerinin izini sürmesi ve yeteneğinin çarçur olmasına izin vermemesi üzerine bir film olacağını öğrendiğim anda düşüncelerim değişti.”
Filmin arka plan ve prova aşamalarındaki yoğun çalışma ortamı sayesinde aktörlerin sanat ile yaşamı buluşturan daha gerçekçi bir yaklaşımın peşinde koşmaları hedeflendi. Mekhi Phifer bu süreçte neler yaşandığını şu sözlerle anlatıyor:
“Bu projeye gelirken yanlış yapma şansımız yoktu. Tutkularımızla geldik. Çalışmaya hazırdık. Amacımız projeye en iyiyi getirirken her aşamasına sahip çıkabilmekti. Prova aşaması sayesinde aramızdaki ilişkiler belirlendi. Karakterler arasındaki dinamikleri değiştirip zenginleştirdik. Bu da onların motivasyonlarının daha güçlü ve anlaşılır olmasını sağladı.”
Prodüksiyon boyunca Hanson’ın öncelikli hedefi, filmin olabildiğince otantik hava taşımasıydı. Bu konuda nasıl bir yol izlediğini şöyle açıklıyor: “Filmin gerçekçi hava taşımasını istedim. Doğal olmalıydı. Hatta neredeyse belgesel nitelikler bulunmalıydı. Öykünün geçtiği dünyayı keşfetmeyi çok severim. İzleyicinin de bu dünyayı hissetmesini istedim.”
KAMERA ARKASI EKİBİ
Curtis Hanson çekim ekibini belirlerken de bu öncelikli misyonu ön planda tuttu. Detroit’in otantik dokusunu film karelerine yansıtmak amacıyla bağımsız sinema ile geniş kitlelere yönelik sinemayı ayıran ince çizgide çalışmalar yapmış bir ekibi bir araya getirme yoluna gitti.
“Amores Perros” ve “Frida”dan tanıdığımız Meksika kökenli görüntü yönetmeni Rodrigo Prieto’nun başını çektiği bu ekipte prodüksiyon tasarımlarını Philip Messina (Ocean’s Eleven, Traffic, Erin Brockovich); kostüm tasarımlarını Mark Bridges (Boogie Nights, Punch-Drunk Love); kurguyu ise Jay Rabinowitz (Requiem for a Dream, Affliction) ve Craig Kitson (Wonder Boys) üstlendi.
Curtis Hanson’ın görüntü yönetmeni olarak Rodrigo Prieto’yu seçmesinin en önemli nedeni, “Amores Perros” adlı filmdeki gerçekçi çalışmasıydı. O filmde dünyanın en zorlu koşullarına sahip kentsel çevresi olarak bilinen Mexico City sokaklarındaki yaşamın gerçekçi tanımlamasını yapan Rodrigo Prietro, “8 Mile” projesiyle ilgili olarak şunları söylüyor:
“Son dönemde ‘Frida’ ve ‘Original Sin’ gibi dönem filmleri yaptıktan sonra ‘Amores Perros’ stilinde bir kent filmi yapma fikrinden heyecan duydum. Curtis Hanson ile yaptığımız konuşmada ‘8 Mile’ın nasıl bir film olmasını istediğini açıklarken ‘Kaldırımdan fışkıran yabani ot gibi bir havası olmasını istiyorum’ şeklinde bir tanımlama yapmıştı. O imajı gerçekten çok sevdim.”
“8 Mile”ın prodüksiyon tasarımlarını gerçekleştiren Philip Messina ise, senaryoyu okuduğu gün hissettiklerini ve sonrasında nelerin değiştiğini şu sözlerle anlatıyor:
“Senaryoyu ilk okuduğumda benim için yabancı bir dünya kurmam gerekeceği duygusuna kapılmıştım. Ancak Curtis bunun bir ‘rap filmi’ olmayacağını açıkça ortaya koydu. Yolculuk üzerine bir film yapacaktık. Bugüne kadar yeterince açığa çıkarılmamış bir dünyanın derinliklerine ineceğimi biliyordum. Tasarım açısından bakacak olursak en önemli görevim herşeyi gerçekçi kılmaktı.”
Filmle ilgili ilk tartışmalarda çekimlerin Detroit dışında bir yerde yapılması görüşü ağırlık kazandığı halde bu planlar kabul görmedi. Yapımcı Brian Grazer bunun gerekçesini şöyle açıklıyor: “Bu filmi Detroit’te çekmek özellikle de Curtis için çok önemliydi. Filmin olabildiğince otantik görünümlü olmasını istiyordu. Filmi izledikten sonra başka bir yerde çekilmesi halinde bundan daha iyisinin yapılamayacağını herkes görmüş olacak.”
Ancak Detroit’te film çekmek hiç de kolay değildi. Kış ortasında Detroit’te film çekmek ise başlıbaşına bir zorluk anlamına geliyordu. Neyse ki “8 Mile”ın geri planında görev yapan sanatçılar bu kente alışmakta zorluk çekmediler. “Detroit’i bilmek insanın ufkunu genişletir, yepyeni ilham kaynakları açar” diyen Hanson sözlerine şöyle devam ediyor: “Ne tarafa baksanız bu kentin bir zamanlar çok farklı olduğunun kanıtlarını görebilirsiniz. Orası bir zamanlar gelecek vaat eden bir kentmiş. İnsanlar


büyük umutlarla gelmişler ama bu sözlerin hiçbirisinin tutulmadığını görmüşler. Öykümüzün görsel ve tematik açılardan anlatılması için Detroit’ten daha iyisi bulunamazdı.”
“8 Mile”da istenilen drama unsurunu yakalamayı hedefleyen Hanson ve Prieto’nun ortak tavrı, disiplinli ama aynı zamanda da serbest bir format kullanmaktan yana oldu. Görüntü yönetmeni Rodrigo Prietro nasıl bir çalışma yaptığını şu sözlerle açıklıyor:
“Kusursuzluğun olmadığı yerde spontane olgusu ağırlık kazanır. Görüntülemede benimsediğimiz yöntem tam olarak buydu. Curtis ile kafa kafaya vererek bu çocukların nasıl yaşadığı, serbest stilde nasıl rap yaptığı gibi konularda konuştuk. Tüm bunlar çekimlere yansıyınca ortaya serbest stilde ve doğaçlamaya dayalı görüntüler çıktı. Filmin hemen hemen tamamını el kameraları kullanarak çektik. Bu yöntem kameraya özgürlük sağladı. Meydana gelen olayların çevresinde kamerayı dolaştırırken olay üzerinde odaklanma ve aktörlerin hareketlerinin organik bir parçası olma şansına kavuştuk. Kamera taşıyıcıları ve vinçlerle çekim yapmamaya özen gösterdik. Böylelikle Detroit kentini karakterler aracılığıyla keşfettik.”
Prodüksiyon tasarımcısı Philip Messina da, Detroit kentinin sunduğu görüntü çeşitlemesi karşısında şaşkınlığa düştü. Detroit’inr ışıltılı geçmişinden bugünlere kalan mimari yapıların bir bölümü sahipsiz bir şekilde dururken bir bölümü de başka amaçlarla kullanıma açılmıştı. Örneğin yüzyılın başında ofis binası olarak kullanılan yapıların bazıları boş duruyordu. Bazıları ise farklı amaçlara tahsis edilmişti. Kiliseler restorana dönüşürken yüzyılın başındaki görkemli malikanelerin bir bölümü bakımevi veya cemaat tiyatrosu işlevini görüyordu.
Eski tarihi binaların yepyeni amaçlarla kullanılmaya başlanması sadece Detroit kentine özgü bir durum değildir. Bu olgu aynı zamanda hip hop müziğinin de ana konseptini oluşturur. Hip hop’un temellerinde geçmişin müziğinden alınan ritm ve kısa örneklerin önemli yeri vardır.
Nelson George, “Hip Hop America” adını verdiği kitabında bu olguyu şu cümleyle tanımlar: “Hip hop müziği aslında pop kültürünün eski formlarına utanmazca yapılan saldırıların postmodern sanatıdır.” Nelson George’un not düştüğü bu tanımlamanın kapsamına eski Kung Fu filmleri, kentler arası dolaşan tiyatro kumpanyaları, 70’li yılların funk müziği ve buna benzer kaynaklar yer alır. Sözü edilen tüm bu unsurlar, günümüze özgü müzik anlayışının ve hip hop sanatçısının kişisel tercihlerine uygun düşecek biçimde yeniden biçimlendirilir.
Bu görüşten yola çıkan yönetmen Hanson ile prodüksiyon tasarımcısı Messina, Detroit’teki tarihi binaların görüntülerini bir tür vitrin gibi kullanmaya karar verdiler. Geçmişin görkemli yaşamını yansıtacak olan bu vitrinde ayrıca Detroit gibi bir sanayi kentinin hayatta kalabilme savaşımı ve yıllar içinde kendisini yeniden yapılandırması yansıtılacaktı.
Bu fenomenin örneklerinden birisi de açılışı 1926 yılında yapılan ve yıllar içinde çeşitli dönüşümler geçiren Michigan Tiyatrosu’ydu. Bir ara gece kulübüne dönüştürülen bu tiyatro binası günümüzde katlı otopark olarak kullanılıyordu.
Film yapımcıları ayrıca yıllar önce kapanmış olan Chin Tiki’ye de adeta yeniden hayat verdiler. Bir dönemin eğlence hayatına damgasını vuran Chin Tiki’nin çekimler için yeniden açılışında mekan sahibi de hazır bulundu ve olan bitenleri gözyaşları içinde izledi.

Yorum Yaz




"Yorumlar küfür hakaret ve müstehcenlik içeremez. Bu kurallara uymayan yorumlar silinecektir."
Toplam 76 Yorum
  • Film Notu 10/10
    onurcanerdal 9.1.2010 21:32:00
    bıraz olsun alısılagelmiş filmlerin dısında film izlemek isteyenlere tavsiye edrim.....cidden sasırtıcı bır yasam öyküsü....ayrıca filmin soundtrack ını dinlemeyi unutmayın (lose yourself)...emınemın bu harıka sarkısı oskar heykelciğini kapmış...merak edenlere..:)
  • Film Notu 10/10
    rapp 12.9.2007 17:41:00
    50 cent nede olsa eminemin arkadaşı ama onu eminem keşfetmiş filmi izleyin gercek rapçi kimmiş görün
  • Film Notu 10/10
    okan asi 26.5.2007 22:39:00
    bütün rapcılar eminem bizim sesimizdie bunu bilin sıfırdan neler yapılacağını kanıtlamıştır sevişmek yerine dakikalarca adam gibi nasıl yaşanılacağını bu film sayesinde göstermiştir artık ezilenlerin çalışınca nasıl bir saygı kaznacağını göstermiş gerisini siz düşünün undergrund repçi okan
  • Film Notu 10/10
    seref çakır 26.5.2007 22:35:00
    diyecek birşey yok kendini yüksekte görenlere ders olsun bu filmi izleyenler izlesin evli olupta mutsuz olanlar ayrılsın eminem adamımsın kısaca bu film izlemeye değer
  • Film Notu 10/10
    onur karaçam 18.12.2006 14:48:00
    ben britney murphy ve eminem hayranıyım.ben bu filmi adeta yaşadım.ben britney murphy ye aşığım
  • Film Notu 10/10
    ayça fame 28.11.2006 11:45:00
    eminem benim adamımsın film müthiş bu arada senden yakışıklı birisi daha var ELİJAH WOOD ama sende yakışık lısın tatlım eminemcilereselam rap
  • Film Notu -/10
    canver toraman 11.8.2006 13:14:00
    ayrıca böle saçma şeylerle uğraşacağınıza bi emınem fanatiğine yakışır davranışlar sergileyin emınem olsa kusardı:) bi emınem şarkısı dinleyin rap nasılmış görün 50 cent miş yavrummmmmm 50 cent i kim meşhur etti( bu sözüm 50 cent hayranlarına) sadece rap aşkına diil rap tarihindfe beyaz bi sayfanın açılışlına tanık 9olmak için emınem i dinleyin emınem inm de dediği gibi %%1% WILL SMITH DOESN T HAVE A CUSS TO SELL HIS RECORDS BUT I DO FUCK YOU FUCK YOU TOO%%1%:) ANLAMI WILL SMITH KASTLERİNİ SATMAK İÇİN KÜFÜR ETMEZ AMA BEN EDERİM İŞTE ceza sagopa 50 cent hayranları sesim size: işte rap böle olur
  • Film Notu 10/10
    canver toraman 11.8.2006 13:10:00
    emınem bi hayat felsefesi ben sadece bunu diyorum..
  • Film Notu 10/10
    ShaDy_UğUr 4.8.2006 18:26:00
    hayatımda izleddim en güzel film di diyebirim zaten sıkı bir M&M hayranıyım film de duygusallık vegenclık atesını yakalamıslar tabiM&M oyunculugu tartısılmaz %%1%perfect%%1% ama atısmalardakı satasmalar ben ı buyuledı my man MARSHALL
  • Film Notu 8/10
    5 - I2 4 22.7.2006 23:11:00
    yaa aslında bn emınemı sewmm onuda bı rapper olarak gormuyorm ama fılmı superdı yane o fılmde hakkaten hayatını anlatmıs yane basarılı yane eger ızlemeyen warsa ne dıebılırım kı yane mutlaka ızleyn kacırmayın bu fılmı :):):)

8 Mil Filminin Oyuncuları


Vizyondaki Filmler

Hangi Film Nerede Oynuyor