Katil Kim?

4.2.2010
Katil Kim?

KATİL KİM?
Uğur Yücel ve Kenan İmirzalıoğlu ikilisi biraya gelince ne olur? Muhteşem bir performans sergilenir... Değil mi? .... Değil ne yazık ki... 'Ejder Kapanı' henüz filmin daha çok başındayken dahi bize bu cümleyi söyletiyor ve filmin son sahnesine kadar düşüncemizi değiştiremiyor... Ancak şunu hemen berlirtmem gerekir ki; Uğur Yücel'in başarılı oyuncu kimliğinin 'Ejder Kapanı'nda gölgede kalmasına neden olan unsur, senaryo gereği tasarlanan diyaloglar. Kimi zaman 'Die Hard'ın sevimli karakteri John McClane(Bruce Willes) 'i, kimi zaman da karşımıza sıkça çıkan sert polisi olan Uğur Yücel, filmin başından sonuna aynı performansı sergiliyor. Kenan İmirzalıoğlu'nun canlandırdığı Cinayet Büro Amiri, Başkomiser karakteri ise filme imzasını atabilen bir karakterden oldukça uzak. Kenan İmirzalıoğlu'nu bu filmde diğer oyunculuklarından ayıran tek özelliği ise şivesi. Stajyer polis Berrak Tüzünataç ise şanslı karakterlerden. Çünkü ne yazık ki hikayede dikkat çeken bir yere sahip değil. Ancak tabii unutmamak gerekir ki, Çerkez Abbas'a 'Size baba diyebilir miyim? ' diyen stajyerimiz sadece bu cümlesiyle filme damgasını vuracaktır. 'Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır' gerçeği adına Pavyon kadını Ceyda Düvenci rolünün hakkını veriyor. Ancak yine sormak gerekir ki, filmin başında Çerkez Abbas'ın en büyük desteğiyken, filmin sonlarına doğru nerde? Seri katil mi acaba denilen gazi komando Nejat İşler ise kısacık rolüne büyük başarılar sığdırmış. Sırrı Süreyya Önder ise tam bir emniyet müdürü tiplemesiyle çıkıyor karşımıza. Peki ya 'Ozan Güven nerede? , filmin hemen başında Başkomiserin yakın adamı olarak gördüğümüz karakterimiz, akabinde filmde hiç yer almıyor. Son olarak, filmdeki oyunculuklar adına çok minik bir detayı belirtmeden geçemeyeceğim. Biz uzun bir süre önce filmlerimizin içinde nefes alan cesetlere yer vermeyi bırakmalıydık.(!)

Sıkı hikayeler, insanın tüylerini ürperten seri katiller... İyi adamın aslında kim olduğu, kötü adamın neden kötü olduğu, hangi adama güvenmemiz gerektiği sürekli sorgulanır polisiye filmlerde. Hele bir de işin içinde katil katili bir karakter varsa, sürekli düşünürüz acaba hangi iyi adam sevmiyor kötü adamları da, seri cinayetler işleyerek kendince adalete yardım ediyor. İşte bu noktada devreye senarist giriyor ve bizi katili bulmak adına ters köşeye yatırmak için hedefi sürekli yan karakterlere yönlendiriyor. Bunu başarmak kolay değildir, gerçekten hedeften uzaklaşmak için yan karakterlerden şüphelendiğimiz kişileride tanımamız gerekir. 'Ejder Kapanı' daha ilk dakikasında bize seri katilimizi veriyor? mu acaba? Yani eğer inanıyorsak daha filmin başında 'ben aftan yararlanmış bütün pedofili(sübyancılık) suçlularını öldürcem' diyen birinin seri katil olduğuna, o zaman seyretmeyin filmin sonuna kadar derim ben.

Ve film başlar... 'Ejder Kapanı'nı oluşturan seri katilimiz 20 kadar suçluyu 'yaşamayı hak etmiyor' diye karanlık odalarda tam da tıpkı 'Seven' gibi öldürmeye başlar ve onlara yaptığı işkencelerle seyirciye mesaj vermeye çalışır ve tam da emekliliğine çok az bir zaman kalmış olan polis Çerkes Abbas (Uğur Yücel) ile alay edercesine onun daha önce yakaladığı ve yine aftan yararlanmış bir suçluyu öldürerek intikamını almaya başlar. Ve film bu noktadan sonra, seri katili yakalamaya çalışan polisin, yağışlı havadaki takiplerine ve ardı ardına cesetlerin bulunmasıyla devam eder...

Kurguda 'Ejder Kapanı' oldukça başarılı. Özellikle filmdeki gerilimi yükselten ve temponun düştüğü bölümlerdeki müzikler ve efektler, filme heyecan ve anlam katıyor. Gerek takip sahneleri gerekse yaşanılan mekanların seçimi her ne kadar bize -tekrar altını çizeceğim- 'Seven'ı anımsatsa da Türk Sineması adına bir gelişme adımı olarak değerlendirilmeli.

Kıcası; Çerkes Abbas der ki yerde yatan cesede bakarak, 'bana pek affedilmiş gibi görünmüyor' Yani kısacası, 'Ejder Kapanı' ile suş işleyip hapis yatan ancak sonrasında affedilip cezaevinden çıkan birini sorgulamıyoruz, sadece seyrediyoruz...

Vizyondakiler