İyi ama Etkileyici Değil.

19.2.2010
İyi ama Etkileyici Değil.

En iyi film, en iyi kadın oyuncu ve en iyi uyarlama senaryo olmak üzere toplam üç dalda Oscar'a aday olan Aşk Dersi, ülkemizde vizyona girdi.Or jinal adı 'An Education' olan bu filmi, Türkçe'ye 'Aşk Dersi' olarak çevirenlere filmi bir kez daha izlemelerini öneriyorum. Aşk, filmde işlenen konulardan biri ama filmin ana konusu değil.

İngiliz gazeteci Lynn Barber'in otobiyografik eserinden uyarlanan Aşk Dersi, 1961 yılının Londra'sında geçiyor. Orta sınıf bir ailenin kızı olan Jenny (Carey Mulligan) ailesini, yaşamını hatta ülkesini sıkıcı bulan; konsere, sinemaya, sanat galerilerine gitmek; Paris'ten Roma'ya Avrupa'yı gezmek isteyen yani bir nevi 'Bohem' hayatı yaşamak isteyen 16 yaşında bir kız. Jenny hayal ettiği özgür hayata kavuşmak için Oxford Üniversite'sini kazanmak ister. Jenny'in babası Jake de (Alfred Molina) kızının Oxford'u kazanması için sürekli onu motive eder. Jake aslında kızının eğitimli biri olmasını çok önemseyen birisi değildir, kızının biran önce okulunu bitirip maddi yönden iyi bir hayata kavuşmasını, en azından kendi ayaklarının üstünde durmasını isteyen biridir.

Jenny bir gün 30 yaşlarında David (Peter Sarsgaard) adında biriyle tanışır. Jenny derslerine çalışarak ulaşmak istediği hayata David sayesinde ulaşır. Beraber konsere, müzayedeye giderler, Jenny'in uzunca süredir hayalini süslediği Paris'e giderler. Jenny bir gün eve gelir ve David'in kendisine evlenme teklifi yaptığını ailesine söyler. Jenny'in ailesi memnuniyetle durumu karşılar. Burada insanların aklına 'Ee hani okul? ' sorusu gelebilir ama yukarda da bahsettiğim gibi hem Jenny hem de babası Jake okulu zaten bir araç olarak görüyorlardı. David ekonomik durumu iyi olan, nazik, kibar, sanata düşkün biri, hem Jenny hem de babasının istediği bu değil miydi?

Filmin bundan sonrası hem yanlış kurgulanmış hem de bizlere şaşırtıcı gelmiyor. Bu yüzden zaten başlıkta 'İyi ama etkileyici değil' dedim. Özenilen hayata kolay yoldan ulaşılmak istenmesi ve başarısızlıkla sonuçlanması gerek Türk gerekse dünya sinemasında çokça kullanılmış bir tema. Ben senarist Nick Hornby'den konuyu daha farklı şekilde işlemesini bekliyordum, benim için biraz hayal kırıklığı oldu.

Filmin neden 'etkileyici' olmadığını söyledim, şimdi ise neden 'iyi' olarak nitelendirdiğimi açıklayayım; oyunculuk. Özellikle Jenny karakterini canlandıran Carey Mulligan çok iyi iş çıkarmış, en iyi kadın oyuncu Oscar'ını alırsa neden diye sormam. Sadece Jenny değil, ailesi, okuldaki arkadaşları; David ve David'in arkadaşları Helen ve Danny iyi oynanmış. İyi oyunculuğun yanı sıra müzikler ve dönemi yansıtan kostümler de güzeldi.

Yazımdan anladığınızı düşünerek 'En iyi film' dalında Oscar'a aday olmasına girmiyorum, Oscar'a aday olduğunu görüp izlemeye giderseniz büyük ihtimalle hayal kırıklığı yaşarsınız.

Yazıda adı geçen kişilerle ilgili bilgi için tıklayın:

Vizyondakiler