Oscar'a Doğru

22.2.2010
Oscar'a Doğru

82. Oscar Ödül Töreni bu yıl 7 Mart'ta düzenlenecek. Oscar adayları açıklanırken bizleri bir süpriz bekliyordu: En İyi Film dalına ilk kez on tane aday gösterildi. Yetkililer, sanırım 'Talep yüksek olursa rekabet artar' gibi kapitalist bir mantıkla bu kararı aldılar ama ortada rekabet falan yok. Zira diğer yapımlar 'Avatar' ve 'Inglourious Basterds'in yanında biraz sönük kalıyorlar. Aklıma ister istemez 'Neşeli Günler' filmindeki 'Annem göster ama elletme dedi' repliği geliyor. Yetkililer bu diğer sekiz aday filme Oscar heykelciğini gösterdiler ama kesinlikle elletmeyi düşünmüyorlardır. Bu arada 'Neşeli Günler' ve 'Canım Kardeşim' gibi sayısız kült esere senaristlik yapan ve hiçbir zaman onore edilmediğini düşündüğüm senarist Sadık Şendil'i rahmetle anıyorum.

Cameron,Bigelow ve Tarantino..

En iyi yönetmen dalında farklı bir rekabet yaşanıyor; J.Cameron ile eski eşi Kathryn Bigelow karşı karşıya. Bilindiği gibi bu zamana kadar hiç bir kadın yönetmen Oscar'ı alamadı, Kathryn Bigelow bir ilk olacak mı? Veya daha doğru şekilde sormak gerekirse Kathryn Bigelow bu ödülü almalı mı? Pek sanmıyorum..Bigelow, Tarantino gibi iyi aday ama 'Avatar'ı çekmek için senelerce uğraşan, büyük risk alan ve bana göre sonunda ortaya iyi bir iş çıkaran J.Cameron bu ödülü daha fazla hakediyor. Ne sonuç çıkacağı belli olmaz tabi, ödül verilirken 'başarının' tek ve yeterli bir kıstas olmadığını biliyoruz. Bigelow ödülü kapar biz de tarihe tanıklık etmiş oluruz; kim bilir?

Morgan Freeman, Jeff Bridges..

George Clooney'in de hakkını teslim ederek, en iyi erkek oyuncu dalında asıl rekabet Freeman ile Bridges arasında geçecek. 'İnvictus' filminde Mandela'yı canlandıran Morgan Freeman kusursuz bir oyunculuk gösteriyor. Filmde ara ara Mandela'nın kendisi gösteriliyor ve siz filmi dikkatli izlemezseniz hangisinin Mandela hangisinin Freeman olduğunu anlamayabilirsiniz. Her ne kadar Altın Küre'de ödülü Bridges alsa da benim favorim Morgan Freeman.

Yine Meryl Streep..

Gerçek iki hikayeden esinlenerek çekilen Julie&Julia filminde Meryl Streep'e hayran kalmamak elde değil. Gerçek Julia Child'i internetten araştırın, sonra filmi izleyin ve Meryl Streep'in canlandırmasına bakın; aynı hal ve hareketler, aynı ses tonu, aynı mimik ve jestler. On altıncı kez Oscar'a aday gösterilen Merly Streep, Sandra Bullock'tan ve Carey Mulligan'tan ödüle daha yakın gözüküyor.

Yardımcılarda süpriz zor.

En iyi yardımcı erkek ve kadın oyuncu dallarında süpriz zor gözüküyor. 'Inglourious Basterds' filminde 'Hans Landa' karakterini canlandıran Christoph Waltz'ın yardımcı erkek oyuncu oscarını almasına kesin gözüyle bakıyorum. Filmde Waltz'ın oyunculuğu Brad Pitt'ten bile daha büyüleyiciydi. En iyi yardımcı kadın oyuncu oskarı ise büyük ihtimalle 'Precious' filmiyle Mo'Nique'ye gidecek.

En iyi orjinal senaryo

Senarist olduğum için bu dalda aday olan filmleri en az iki defa izledim ve senaryolarını dikkatli şekilde analiz etmeye çalıştım. Eksik yerleri olsa da diğer adayları anlayabiliyorum ama 'The Hurt Locker'ın bu dalda aday olmasını kesinlikle anlayamıyorum. Konusunda uzman, özel hayatı problemli, pervasız, 'çılgın' karakterleri daha ne kadar izleyeceği z? Sadece karakterler değil, filmin kurgusu da şaşırtıcı değildi. Örnek vermek gerekirse; teskere için gün sayan ve hayatı için tedirgin olan Owen Eldridge'nin (Brian Geraghty) başına birşey geleceği daha en başından belliydi. Diğer adaylarda çok beğendiğim bir senaryo yok ama klişe karakter ve klişe kurgusuyla ödülü 'The Hurt Locker' alırsa kafayı yiyebilirim.

Asıl rekabet burada

En büyük rekabet en iyi yabancı film kategorisinde olacak. İsrail yapımı 'Ajami' hariç dört filmi de izledim ve her biri beni etkilemeyi başardı. Cannes ve Altın Küre'de ödülleri toplayan Alman yapımı 'The White Ribbon' kuşkusuz Oscar'ın da en büyük favorisi. 'Un prophete' ve 'The Milk of Sorrow' dahil hepsi iyi filmler ama benim favorim Arjantin yapımı 'El Secreto De Sus Ojos' filmi. Bu filmi diğerlerine nazaran gözümde farklı kılan iki nokta var. Birincisi, 'Aşk', 'Gerilim' ve 'Politika' unsurlarını çok iyi işlemiş olması. İkinci nokta ise filmin finali... Senaryo ile ilgili herhangi bir kitap alırsanız öğreneceğiniz temel bilgilerden biri, senaryoda final sahnesinin diğer sahnelerden çok daha önemli olduğudur. Eğer bu film Oscar'a aday olmuşsa ve izleyicilerden genel olarak iyi yorumlar alıyorsa bunun en büyük sebebi final sahnesinin etkileyici olmasındandır. Film aslında yer yer klişelerle ilerliyor; bir adalet görevlisi bir suç olayını aydınlatmak ister, üst amirinin engeliyle karşılaşır ama kahramanımız yine de olayı çözümlemeye çalışır. Hollywood yapımlarından tanıdık gelmiyor mu? Ciddi kahramanımızın 'çatlak' bir yardımcısı olması yine yabancı olmadığımız bir durum. Film işte böyle ilerlerken, final sahnesindeki gerçekle karşılaştığımızda şok geçiriyoruz. Bahsettiğim bu iki nokta sayesinde film, diğer yapımlardan bir adım öne geçiyor. Ayrıca değinmem gereken bir konu var ki; şu ana kadar, içinde stadyum çekimleri olan onlarca film izlemişimdir, en son örnerklerden Clint Eastwood'un çektiği 'İnvictus' filmini söylebilirim ama, herhangi bir filmde geçen stadyum sahnesi 'El Secreto De Sus Ojos' filmindeki kadar beni etkilemedi, gerçekten çok iyiydi.

Vizyondakiler