Pasta Dilimleri

13.7.2000
Pasta Dilimleri

Bundan yıllar önce büyük üstat Alfred Hitchcock; verdiği bir röportajda 'Herkes insanlara hayat dilimleri verir. Bense filmlerimde insanlara pasta dilimleri veriyorum.' demış. Bu sözü duymu? mudur bilemem ama, Hong Kong patentli yönetmen John Woo, son aksiyon yapıtı Mission: Impossible 2 de öyle bir dilim uzatıyor ki koltuğunda oturan seyirciye; insan bu pastadaki kremanın içinde boğuluyor sanki...

John Woo, Amerika’ da her ne kadar çok fazla film çevirmemış olsa da kotardığı bir kaç yapıtla aksiyon sinemasının yeni ilahı haline geldi. Hard Boiled gibi Hong Kong’ ta çektiği filmlerden sonra yeni kıtada, Hard Target, Broken Arrow ve Face/Off gibi üç film çekti. Özellikle bu üçlünün sonuncusu olan Face/Off bana göre tam manasıyla bir baş yapıttı. Üstelik sadece aksiyon sineması adına değil, tüm sinema tarihi açısından yeri doldurulamaz bir yapımdır, benim nacizane görüşümce. Bu referanslar, filmin kaynağını olu? turan orijinal diziye olan hayranlığım ve tabii ki bilinen Tom Cruise fanatizmim beni bu filme hiç bir önyargı olmaksızın götürdü doğal olarak. İlk filmi zaten beğenmemek mümkün değildi: Bir başka ilah Brian De Palma, dizinin ruhuna sadık lamış ve mükemmel kurduğu kadrosuyla psikolojik derinlikli bir yapıt çıkarmıştı. Ancak daha film vizyona girmeden ikincisinin yönetmeninin Woo olacağını duyduğumuzda ilk filmle pek de alakası olmayan bir film beklemeye başladık...

Patlayan bombalar, gürleyen makineli silahlar, teknolojik açıdan en üst düzeyde araçlar vs. Klasik bir 'görevimiz tehlike' özellik listesi. Ama Woo ışi o kadar abartmış ki, ortada ne bir 'Mission: Impossible' ruhu ne de sinemasal bir tat kalmış. Evet tamam adam o aksiyon sahnelerini nasıl çekiyor hala muamma ama güzel çekiyorsun diye de bu kadar abartılmaz ki be kardeşım. Filmde güzel sahneler yok değil: Örneğin Cruise ve Newton’ ın ilk karşıla? tıkları sahne. Ama bir, iki küçük örnek ne yazık ki bir filmi kurtarmaya yetmiyor.

Başka bahsetmek istediğim husus ta, seyircinin tutumu. Filmin adı üzerinde: Görevimiz Tehlike. İlkini görmüşsün, dizisini seyretmışsin, yıllarca geyiğini çevirmışsin. Üstelik bir de yönetmeninin Woo olduğunu okumu? sun. E o zaman ne diye bu ne saçma film dersin. Yok efendim adam bizimle dalga geçiyormu? . Bir kere bu bir 'film' diyerek klasik geyiğe gireyim. Gerçekçilik isteyen gider Vittorio Sica seyretsin. Fantezi nedir bilmeyenler, ya da her abartılı görüntüyü kendi ya? amlarıyla bütünle? tirenler de lütfen ne bu filme ne de sinemaya bir daha gitmesinler... Sinema; çünkü; rahmetli Onat Kutlar’ ın da dediği gibi, bir '? enlik'tir.

Velahasıl, sinemasal açıdan hiç bir? ey veremeyen, hatta kötü bile denilebilecek bir film; 'Mission: Impossible 2'. Ama Tv’ de ve sinemada rastladığımız o ucuz zırvalardan sonra en azından aksiyon açısından son derece doyurucu bir yapım. İyi vakit geçirmek için bire bir. Hatta bu açıdan beğendiğimi itiraf etmeliyim. Yukarıda bu filme olan onulmaz saplantımı yazmıştım. Sonuçta da tam beklediğim gibi, beni hayal kırıklığına uğratmayan bir film izledim. Ama siz de benim gibi gerçek anlamda sinemaya sarsılmaya gidiyorsanız, Fight Club’ ı takın videonuza onu 100 defa seyredin daha çok? ey elde edersiniz...

Yazıda adı geçen kişilerle ilgili bilgi için tıklayın: