Kayıp Oğul ve Diğer Kayıp Çocuklar

28.9.2000
Kayıp Oğul ve Diğer Kayıp Çocuklar

Yönetmen Chris Menges, Amerika’da ve Avrupa’da özellikle internet üzerinden büyüyen bir kara sektörün diğer bir değışle ışlenen en büyük günahın, daha dar bir alanda teknolojiyi karıştırmadan özetlendiği bir film yapmış.

Fransız özel detektif Lombard Londra’da kayıp bir adamı ararken, ara? tırması onu? ehrin en karanlık yanları ile tanıştırırken, kendi ruhu hakkında da bilmediği karanlık köşelere ula? tırır. Filmden önce aldığımız bu bilgi aslında yeni bir 8 mm filmi ile mi karşı karşıyayız sorusunu çağrıştırıyor. Burada telaffuz edilmeyen “? ehrin en karanlık yanları” ile kastedilenin çocuk pornosu olduğu. Aslında filmin afışi yeterince ipucu veriyor.

Konu çocuklarla ilgili olunca da Lombard karakterinin eşıni ve çocuğunu kaybetmış, eski bir polis olması ve adaleti kendisinin yerine getirmesi gerekiyor. Filmde de böyle oluyor.

Film katarsizmle seyirciyi mutlu ederek uğurluyor. Büyük acılar ve iç çatışmalarla Lombard kötüleri cezalandırıyor ve hepsini öldürüyor. Ancak varolan gerçekliğe bir çözüm ya da yapıcı bir yaklaşım sergilemiyor.

Daniel Auteuil (Xavier Lombard) , rolünün hakkını vermış. Nastassja Kinski (Deborah Spitz) ise kayıp adamın ablası olarak bir ara karaktere aracılık etmış. Ama ne yazık ki Nastassia Kinski bile bu karaktere can verememış.

Peki filmi önemli bir konuya dikkat çekmesi dışında izlemeye değer kılan? ey nedir diye sorarsak, cevap şu olabilir.

Kaybolan adam, kaybolmadan önce bu çocuklardan birini kurtarmıştır.Daha sonra dedektif, gerilim dozu gerçekten çok yüksek tutulduğu sahnelerle çocuk tacirlerinin yanına müşteri olarak gelir ve bir çocukla beraber bir odada bir süre birlikte kalırlar.
Bu sefer kurtarıcı Lombard’tır. Özellikle bu çocuklarla olan sahneler gerçekten izlenmeye değer. Hiç konu? muyorlar, Altıncı His’teki Haley Joel Osment gibi büyük lafları, onlar için hazırlanmış özel sahneleri yok. Ama sizi gerçekten kötü hissettiriyorlar.

Bu bir televizyon filmi değil. Sinema adına görsel bir şölen de değil. Ancak yinede sinemada izlenmesi gereken bir film.

En büyük günahlardan biri bu filmin orijinal dili ile sinemalarımıza gelmemesi. Film İngiltere ve Meksika’da geçmesine ve orijinal dilinin İngilizce olmasına rağmen Fransızca dublajı ile daha önce Duygu İmparatorluğu’nda ya? adığımız? okun bir benzerini yaşıyoruz. Dublajlı hali ile film oldukça kan kaybetmış. Çünkü filmin bazı sahneleri gerçekten Fransızca ve ancak o sahnelerde senkron tutuyor.

Yazıda adı geçen kişilerle ilgili bilgi için tıklayın:

Vizyondakiler