Faye Dunaway

Faye Dunaway

Faye Dunaway
Oyuncu

Ölüm Tarihi: 14.1.1941

Doğum Yeri: Florida, ABD

Akademi Ödülü sahibi Amerikalı oyuncu. 

1965 yılından beri sinemada faal olan sanatçı aynı zamanda bazı filmlere yönetmen, yapımcı ve senarist olarak da imza atmıştı. Oscar, BAFTA, Altın Küre ve Emmy ödülleri dahil tam 17 ödül kazanan oyuncu 25 ayrı ödüle de aday gösterilmişti.

Çekici fiziği ile genelde evhamlı, sinirli, başarıya şartlanmış ve azimli kadınları canlandırmış olan Faye Dunaway 1965 yılında başladığı sinemada şöhreti 1967 yılında başrolünü Warren Beatty ile paylaştığı Arthur Penn filmi Bonnie and Clyde filmi ile yakalamıştı. Sinemadan önce de tiyatroda Elia Kazan'la çalışmıştı.

Babası orduda subay olan Faye Boston Üniversitesi'nde 'tiyatro sanatları' bölümünde okuduktan sonra Elia Kazan ve Robert Whitehead'in yönetimindeki 'Lincoln Merkez Repertuar Kumpanyası'na katıldı. Burada 1962 ve 1967 yılları arasında aralarında 'A Man for All Seasons' ve Arthur Miller'in 'After the Fall'unun da olduğu birçok önemli oyunda rol aldı. Arthur Miller'ın oyununda Marilyn Monroe'yu canlandırıyordu. Broadway dışı bir oyun olan 'Hogan's Goat'da gösterdiği olağandışı performans onun için bir çıkış oldu ve yönetmen Otto Preminger'le bir sözleşme yapmasını sağladı. 1967'de birlikte ilk filmi olan Hurry Sundown'ı çektiler, ancak Preminger'le araları çabuk bozuldu ve Dunaway yönetmenin 'Skidoo' adlı filminde oynamayı reddetti ancak ortada bir sözleşme vardı. Yasal mücadele sonunda gerekli ödemeyi yapan Dunaway sözleşmesini yırttı ve 1967'de bu kez Elliot Silverstein'ın yönettiği The Happening'de oynadı.

Ama hala kitleler tarafından tanınmıyordu. Ta ki aynı yıl başrolünü Warren Beatty ile paylaştığı, Arthur Penn'in yönettiği destansı suç filmi Bonnie and Clyde'da kötü şöhretli ganster Bonnie Parker'ı canlandırıncaya kadar. Bu film onun sanat hayatında bir dönüm noktası oldu. Dunaway bir gecede şöhret olmuştu. En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü'ne ve aynı dalda Altın Küre'ye aday gösterildi, BAFTA ödülünü aldı. Film mutlak bir başarı kazanmış ve devrinin en etkili filmlerinden biri olmuştu. Ertesi yıl 1968'de yine çok önemli bir film olan Kibar Soyguncu (The Thomas Crown Affair)'da Steve McQueen'le birlikte oynadı ve çok ses getirdi. Ancak bundan sonra yer alacağı birkaç proje tökezledi, bu filmler arasında Marcello Mastroianni'yle oynadığı Amanti ve Elia Kazan'ın yönettiği The Arrangement de vardı. 1970'te oynadığı Little Big Man büyük başarı kazandı ama nişanlısı Jerry Schatzberg'in yönettiği Puzzle of a Downfall Child bir felaketti. Durumu farkeden Dunaway hemen profil küçülttü ve 1971'de çok farkedilmemiş bir gerilim olan La Maison Sous Les Arbres ile bir western olan Çirkin Kahraman'da (Doc) rol aldı. Bunların da gişede başarısız olmaları üzerine bir süreliğine sinemadan uzaklaşarak tiyatroda Harold Pinter'ın 'Old Times' adlı oyununda rol aldı ve televizyon için çekilen 'The Woman I Love'ın başrolünde oynadı.

Los Angeles'da Arzu Tramvayı (A Streetcar Named Desire)'nın bir sahne uyarlamasında Blanche du Bois rolünde oynadıktan sonra Stanley Kramer'ın 1973 tarihli filmi Oklahoma Crude ile tekrar sinemaya döndü. Aynı yıl Richard Lester'in Üç Silahşörler'inde (The Three Musketeers) gözüktükten sonra Amerikalı rock müzisyeni Peter Wolf'la yaptığı evlilik manşetlere taşındı. Ertesi yıl 1974'te Roman Polanski'nin ünlü kara filmi Chinatown'da oynadı. Klasikler arasına giren bu filmdeki Evelyn Cross Mulwray rolü 'Bonnie ve Clyde' dan beri gösterdiği en iyi performanstı ve ona Oscar, Altın Küre ve BAFTA adaylıklarını getirdi. Aynı yıl oynadığı The Towering Inferno'nun çok iş yapması da Dunaway'in bir eksiksiz bir star olarak da sinemada var olduğunu ispatladı. 1975'te Akbabanın Üç Günü (Three Days of the Condor)'nde Robert Redford'la başrolü paylaştı, bu politik gerilim filmi çok iyi eleştiriler almıştı.

1976 yılında hırslı bir televizyon yapımcısını canlandırdığı Sidney Lumet'in iğneleyici kara komedisi Network geldi, ve ona üçüncü girişiminde nihayet Oscar'ı kazandırdı. Hemen akabinde bir İngiliz yapımı olan Voyage of the Damned'de oynadı. İki yıl sonra 1978'de bir gerilim filmi olan Eyes of Laura Mars'ta rol aldı.
1979'da çevirdiği Şampiyon (The Champ)'ten bir yl sonra sonra The First Deadly Sin'de Frank Sinatra ile başrolü paylaştı. 1981 yılında ise neredeyse bir çılgınlık yaparak Joan Crawford'un hayatını didik didik edip gizli yönlerini ortaya döken bir biyografik film olan Mommie Dearest'te oynadı, sonuç felaket oldu ve ona En Kötü Oyuncu Ahududu Ödülü şeklinde geri döndü. Hemen ardından televizyon için çekilen başka bir biyografik film Evita Peron'da oynadı. Kariyerinde tekrar bir düşüş başlamıştı.

1995 yılında otobiyografik kitabını yayınladı. Kitabın adı 'Gatsby'yi Aramak: Benim Hayatım' idi. Dunaway 1974'te Muhteşem Gatsby (The Great Gatsby) filminin seçmelerine katılmış ama filmdeki Daisy Buchanan rolünü Mia Farrow'a kaptırmıştı.

Faye Dunaway hem En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü'nü hem de En Kötü Oyuncu Ahududu Ödülü'nü birlikte kazanabilmiş 3 aktristten biridir. Diğer ikisi Halle Berry ve Liza Minnelli idi. (Dunaway Ahududu Ödülü'nü Bo Derek'le paylaşmıştı). Ahududu ödülü Joan Crawford'u canlandırdığı Mommie Dearest (1981) filmi için verilmişti (Tabii ki Dunaway bu ödülü almadı ama aralarında Halle Berry ve Ben Affleck'in de olduğu bazı oyuncular kendilerine verilen bu ödülleri gidip almışlardır)

Görev Aldığı Yapımlar

Faye Dunaway Fotoğrafları

Faye Dunaway Haberleri