Gerçekten Doğaüstü Güçlerimiz Olsa Ne Yapardık?

26.4.2012
Gerçekten Doğaüstü Güçlerimiz Olsa Ne Yapardık?

Doğaüstü güçlere sahip olmak küçük büyük, kadın erkek herkesin hayalidir. Bu sebeple birçok diziye ve filme konu olmuştur. Doğaüstü güçlere sahip film kahramanları bunları kimi zaman iyi kimi zaman kötü yönde kullanmıştır.

Josh Trank'ın yazıp yönettiği 'Doğaüstü' filmi de bu türden bir konuyu ele alıyor. Liseli üç öğrenci bir gece tesadüfen bir yer altı tüneline giriyorlar ve daha sonra gittikçe güçlenen bir çeşit manyetik güç sahibi oluyorlar. Bu güç sayesinde önce ufak nesneleri hareket ettirebilirken daha sonra arabaları parçalayıp binaları yıkmaya kadar gidiyorlar. Asıl sorun ise bu güçlerini nerede ve nasıl kullanacakları. Tabiki burada kahramanlarımızın aileleri, sosyal çevreleri ve psikolojik durumları işin içine giriyor.

Filmin ilk yarısı kahramanların güçleriyle yaptıkları ufak tefek şaklabanlıklarla geçtiğinden biraz sıkıcı, fakat ikinci yarısından itibaren işler ciddileşiyor. Yine de senaryoyu çok kuvvetli bulduğumu söyleyemem. Çünkü filmde bu doğaüstü güce tam olarak neyin sebep olduğu, kahramanların birtakım güç gösterilerinden sonra neden burunlarının kanadığı vb. birçok sorunun cevabı verilmiyor.

Filmin özellikle ikinci yarısında yer alan kaos sahneleri oldukça etkileyici. Fakat filmin büyük bölümü kahramanların bir tanesinin elinde bulunan kamerayla çekilmiş gibi gösterildiğinden, bir süre sonra amatör kemara çekimi hissi sıkıcı olmaya başlıyor.

Filmin senaryosunu güçlü yapan yönlerinden bir tanesi de üç ana karakterin oturmuş olması. Üç liseli genç, ailevi sorunlarını kapatmak amacıyla her gördüğünü kamerasına kaydeden Andrew (Dane DeHaan) , kuzeni Matt (Alex Russell) ve popüler fubolcu Steve (Michael B. Jordan) karakterleri oldukça güçlü. Ayrıca filmdeki liseli genç davranışları, tam olarak Amerikan lise öğrencileri davranışlarını yansıtıyor. Diğer açıdan kahramanların üçünün de erkek olması ve senaryoda 'aşk' olmaması filmi bence farklı kılıyor. Doğrusu ben filmi izlerken hep kahramanlardan birisinin bir kıza aşık olacağını, daha sona bu kıza herşeyi itiraf edeceğini ve böylece sırlarının ortaya çıkacağını düşündüm, çünkü filmlerin genelinde böyle olur. Fakat bu filmde beklediğim tarzda bir şey olmadı. Bu yönüyle film beni şaşırttı ve beğenimi topladı.

Filmin ilk yarısında işlerin nereye gideceğini tam olarak tahmin edemiyorsunuz. Macera severler için izlenebilecek bir film diyebilirim.

Yazıda adı geçen kişilerle ilgili bilgi için tıklayın:

Sümeyra Teymur tarafından yazılan diğer yazılar:

Vizyondakiler