Yönetmen: Özer Kızıltan
Oyuncular
Tür: Drama
Yapım Yılı: 2006 (96 dk)
Vizyon Tarihi: 1 Aralık 2006 Cuma
Senaryo: Önder Çakar
Yapımcı Firma: Yeni Sinemacılar-Corazon International
Yapım Ülkesi: Almanya, Türkiye
Orijinal Dil: Türkçe
Resmi Site: www.takva.com.tr/

Takva Filminin Özeti

Kendi halinde mütevazi biri olan Muharrem, dini inanaçları çok kuvvetli bir insandır. Gece gündüz ibadet ederek nefsi arzulardan uzak, manevi bir yaşam sürmektedir.

Bu özellikleri çevresinde güvenilir bir insan olarak tanınmasına neden olmuştur. Bu durum varlıklı bir tarikat şeyhinin dikkatini çeker. Sayısız mülkünün kiralarını toplamak üzere Muharrem'i yanına alır. Birdenbire bambaşka bir dünyanın içine giren Muharrem için sahip olduğu değerler yavaş yavaş sarsılmaya başlar. Bir yandan modern dünyaya ayak uydurmaya çalışırken bir yandanda bu çarkın dişlileri arasında ezilmeye başlamıştır.

Yorum Yaz




"Yorumlar küfür hakaret ve müstehcenlik içeremez. Bu kurallara uymayan yorumlar silinecektir."
Toplam 382 Yorum
  • Film Notu 10/10
    tayfun altun 28.8.2008 09:44:00
    gerçekten süper bi film zaten aldığı ödüllerden belli!! filmde anlatılmak istenen aslında kısaca günahsız kul olmaz!! kul ne kadar isterse istesin bi şekilde günah işliyo!! önemli olan tövbe etmek o günahı birdaha yapmamak!! bu arada erkan can süper rolünün hakkını vermiş!!
  • Film Notu 5/10
    olgun özdemir 8.6.2008 01:16:00
    takva ; Allahtan korkan sakinan kimse.Kendini günahlardan koruyan kimse.Bu fani dünyada nefsine zikkeyi cakan kimse…Takva filmine gelince,basarilari kesinlikle tescillenmis yönetmenimiz fatih akin`a ve son yillarda kalem olarak türkiyenin en iyi senaristi saydigim ve ayni zamanda kendisi idolümdür önder cakar`a ragmen hayal kirikligina ugradim.Günümüzde sinema artik gercegi esas alir.Mademki sinema artik realiteyse kusursuza yakin filmler cekmemiz lazim.Heleki konu,öykü islam dini ve tassavvuf gibi hassas ise terazinin kefeleri milim sapmamali.Filme senaryo,oyunculuk,cekim ve kurgu olarak deginmeden önce kutlamak istedigim sadece görüntü ve sanat yönetmenidir.Dogalki ekipleriyle…Filmin henüz jeneriginde her müslüman icin farz olan namazdan önce alinan abdest devinimi dogru degilse ilerleyen dakikalari da düsündürücüdür.Nitekim hatalar zinciri birbirini takip etmistir.O ne bicim seyhtir ki bu kadar ari bir türkce konussun,o ne bicim seyhtir ki yoksul bir aile ile bir tekke ögrencisini ayni kefelere koysun,o ne bicim cuma namazidirki hosgörü dini olan müslümanlikta saflar yarilarak gecilsin ve cuma namazinin farzi imam tarafindan dua icinden okunarak kilinsin.Senaryoda ayrica zorlama planlar ve sahneler mevcut(bunlari sizlerle daha sonraki günlerde detayli olarak paylasacagim).Bu arada sayin önder cakar`a iletmek istedigim birsey var.Biz zikirlerin böyle yapildigini düsünüyoruz düsüncesiyle yola cikarak bir zikir sahnesi cekilmez.Düsünceniz ya dogru degilse ya gercegi yansitmiyorsa, ki kesinlikle yansitmiyor.Nedense 20 yildan beri hicbir zikri ve namazi tekkede kacirmayan muharrem efendi seyhin kizini tanimiyor:Kizcagizda muharrem efendiye dogrudan ismiyle hitap ediyor….ve cok basit bir iltiham akabinde bir kücük ticaret yada hesap hatasindan dolayi islamda yüksek bir mertebe olan TAKVA yikiliyor.Sizin cekeceginiz filmin adi Kus Imanli olabilirdi ama asla Takva degil.Gelelim filmin sonuna….degerli arkadaslarim filmin sonu yok diyenlere bir cevabim var.Arkadaslar filmin sonunda seyh efendi kizini muharrem efendi ile evlendiriyor.Lakin bunu anlamakta cagan irmak`in,aydin bulut`un yada mustafa altioklar`in isi.Yada iyi kötü sinemanin bizzat kalbinde calisanlarin bazende cok dikkatli izleyicilerin isi.Hatta siz belkide filmin sonunda benimde yasadigim almanyada tasarlanan afislerde Ayet-i Kerimenin suyla nasil yikandigina da dikkat cekmemissinizdir.Lütfen filmin sonunu tekrar izleyiniz.Kurguya gelince ; filmin arkasinda fatih akinin oldugunu görmek kahinlik degil….esma-ül hüsna dan(zikir) sonra yani maneviyattan maddeye gecis bu kadar sert olmamaliydi.Zikrin ardindan baglanilan plan seyirciyi hemen filmin etkisine ve sokuna girecek sekilde sokulmus lakin seyircide ters tepkiye yol acmistir.Kurgu ve senaryoyla ilgili bircok düsüncemide ilerleyen günlerde sizlerle paylasacagim…..Firsat buldukca lütfen yeni türk filmlerine gitmek dilegiyle !
  • Film Notu 10/10
    diren aydin 25.2.2008 12:49:00
    erkan can sen süper bir oyuncusun her rölün hakkını veriyorsun gerçektnede profesyonel bir oyuncusun senin gibilerine çok ama çok ihtiyaç var başarılarının devamını temenni ederim takva filmi harika izlenmesi gereken bir yapıt
  • Film Notu 6/10
    cell_in 14.2.2008 16:58:00
    flmn niye aday olduunu merktan dolayı isledm ve malesef anldm:(( dinimzn sömrü olmadığını düşünmek istiorm ama yazkki takva gibi flmler bize gerçeği göstrio,,yine de flm fena diil..
  • Film Notu 5/10
    nur 30.11.2007 00:56:00
    İslami kesimden filmi güzel bulanların 'sonunda vurun kahpeye'den bir nokta daha ileriye gittik' sevinciyle filmi olumlu bulduklarını ; beğenmeyenlerin saydıkları hataların dışında arandığında rahatlıkla bulunabilecek art niyetten rahatsız olduklarını; islami kesimden olmayıp da filmi beğenenlerin birazda bu dünyaya yabancı olmanın bilgisizliğiyle filmi oldukça gerçekçi ve tarafsız bulduğunu düşünüyorum. Keşke samimiyetlerine inanabilseydim ama propaganda içinde karşı propagandayı hissettim. Bu yüzden yurtdışında da ödül alabileceğini düşünüyorum. (bkz. Orhan Pamuk maddesi) Erkan Can ın oyunculuğu güzeldi, hafif abartılar olsa da, Meray Ülgen daha çok çalışmalıydı, bilhassa oturuşuyla vermeye çalıştığı 'olumsuz şeyh imajı' göze batıyordu, cümleleri ve kullandığı bazı kelimeler bir şeyh için fazlaca günceldi. Güven Kıraç, okul müsamerelerine çıkmış sahte sakalıyla gülmemek için kendini zor tutan haylaz oğlanlar gibiydi.Burhan Altıntop un orda ne işi vardı İnsan biraz farklı jest mimik ve ağız kullanır ,Avrupa yakasının setinden çıkıp oraya uğramış gibiydi. Hatuna gelince, o ne şeyh kızıydı öyle, yürüyüşü, edası hele mum söndürüşü... Elbette yaşanılabilir bir olay, elbette filmler gerçek hayattan daha abartılıdır ve neden yapılan işleri takdir etmek yerine eleştirmeyi severiz diyenlerde kendilerince haklıdır. Ama önce gerçekten dervişi, müridi doğru dürüst anlatan filmler çekilseydi biz bu filmleri izlemekten bıkmış olsaydık da bi de böyle örnekler var diyen alternatif filmlere sıra gelseydi. Temennim samimiyetsizlikleri ve art niyetleri bilinçaltından kaynaklanmış olmasıdır.
  • Film Notu 10/10
    bilal altundal 28.10.2007 17:38:00
    bu fılm turkıyedekı tarıkatların gercek yuzunu gozler onune serıyor brawo brawo brawo. özer kızıltanın bu gıbı gerceklerı halkın gozlerı onune sermesını canı gonulden bekler basarılarınızın devamını dılerım.
  • Film Notu 9/10
    kürşat 28.10.2007 11:27:00
    Bazı arkadaşların söylediği gibi filmde gerçekten tarikat erbabı ile bağdaşmayan tutum ve davranışlar var.Ancak bu arkadaşlar filmde anlatılmak istenen tarikat ticaret bağlantısını gö ardı ediyorlar.Onların içine bir girebilseler kendileri muharremi sollar bile.fim benden 9 puan aldı
  • Film Notu 8/10
    sothysz 27.10.2007 16:25:00
    'De ki: Değişmeyen gerçek geldi, sahte ve tutarsız olan yıkılıp gitti. Zaten sahte ve tutarsız olan er ya da geç yıkılıp gitmek zorundadır.' Film Kur'an-daki bu ayet ile başlıyor... Muharrem kendi haline yaşayan bir Dindar'dır. Kendi dünyasında mutlu ve mesuttur. Günleri hemen aynı ritimde atmaktadır. Dininin gereklerini yerine getirmektedir, o kadar. Geçimini sağlayacak kadar para kazanmaktadır ve fazlasında gözü yoktur... İşte bu sırada içinde bulunduğu tarikatin şeyhi ona tarikatin mallarının kirasını toplama görevi verir. Çünkü Muharrem'in dünya malında gözünün olmaması, onıu güvenilir kılmaktadır. Ancak bu Muharrem için iyi olacak mıdır Kendi dünyasında; teknolojiye, şehvete, yalana, riyakarlığa kapalı bir hayat süren Muharrem'in hayatında cep telefonu, diz üstü bilgisayarı, özel otomobili, her gün gördüğü güzel ve çekici kadınlar ve dahi yalanlar dolanlar vardır... Dış Dünyaya açılan Muharrem 'Yalan'larla tanışmış ve yalan söylemeye başlamıştır. Bunun iç hesaplaşmasını yaşamaktan kurtulamamakta ve vicdani suçluluğunu duymaktadır. Hesabını verememektedir. Bu bir yana artık haram'da yemiştir ve ardı arkası kesilecek gibi görünmemektedir. Bunun hesabını vermek bir yana kendisine itiraf etmek bile onu incitecektir. Her günah işleyişinde daha da agresifleşmekte, kendisini kaybetmekte, elinde titremeler belirmektedir. Kısaca Muharrem, bulaşmaktan korktuğu tüm günahlara yavaş yavaş bulaşmakta ve bu korkusu yüzünden kendisi ile büyük bir çelişkiye düşmektedir. Rüyasında 'Cinselliği' yaşadığı kızı gerçek hayatta görmesi ise onu büsbütün bitirir... Film; Bir dini ya da inancı kötülememektedir. Beyinlere kazınan 'Tanrı Korkusu' ve 'Günah İşleme' kavramlarının ve bunlar temelinde 'Hesap Verme/Verememe' iç duygusunun 'Bastırılmışlık' karşısında ne gibi travmalara neden olabileceğini açıkça göstermektedir. 'Değişim'den haklı olarak belki de, korkmanın manidarlığını anlatır. Çünkü değişim gerçekten zordur... 'İnanç' açısından değişimin sancısını çekmemiş olan kimselerin, filmde anlatılmak isteneni, anlatıldığı haliyle anlayabileceklerini sanmıyorum açıkçası. Lakin bu sancıyı hakkıyla çeken insanların, filmin her karesinden önemli anlamlar çıkaracağını adım gibi biliyorum... Film başladığından öte Nazım Hikmet Ran'ın şu dizeleri ile biter: 'Çok alametler belirdi, vakit tamamdır. Haram, helal oldu, Helal haramdır. Kendi kendimizle yarışmaktayız gülüm, Ya ölü yıldızlara götüreceğiz hayatı, Ya da dünyamıza inecek ölüm...' Bence bu filmi izlememek eksikliktir. Oyunculuğa tek bir kelime dahi edemiyorum zaten; Muhteşem... Saygılarımla... alıntıdır...
  • Film Notu -/10
    murat gör 27.10.2007 15:15:00
    benden önce yazanlardan öğrendiğim kadarı ile yönetmen atais, senaris'din babasının yaşamını anlatan bir film bu.. ya hu islamın bir çok güzeliklerini anlatdıkda istisna olan bu tür bocalayanların hayatını anlatmaya mı kaldı iş..........çağ açıp çağ kapayan istanbulun fethini bile bir filim yapamadık
  • Film Notu -/10
    serkan can 27.10.2007 00:40:00
    Samimiyetten uzak maksatlı bir film Dinimizi yaşanmaz göstermeyi amaçlıyor [Ahsen Irmak/18-Aralık-2006] Takva hakkında yazdığınız iki yorumu da beğeniyle okudum. Yalnız ben takvanın iyi niyetli bir çalışma olduğuna kesinlikle inanmıyorum. Bence film dinimizi (özellikle takva boyutunu) yaşanmaz göstermeyi amaçlıyor. “Takvalı olmaya çalışırsanız sonunuz bu adam gibi delirmek olacaktır, yol yakınken gelin vazgeçin.” demek istiyor. Filmdeki en saçma iki bölüme (çünkü saçma olan daha başka şeyler de var.) dikkatinizi çekmek istiyorum: 1. Takvalı(!) Muharrem’ in Kosovalı çırak Muhitin’le olan tartışması: Çırak (Allah katında belki de Muharrem’in yaptığı duadan daha makbul olan) fiili bir dua yaparak ülkesi için yadım topluyor, fakat Muharrem “Ben sizin için kaç gece Allah’a dua ettim!” diyerek onu azarlayıp tartaklıyor. Şimdi bu takvalı(!) insanın fiili bir duaya neden engel olmaya çalıştığını bir düşünelim. Olayın devamı bize nedeni açıklıyor aslında. Bence neden, senaristin kendi düşüncesini çırağın ağzından söylemek istemesi: “ Çocuklar ölürken Allah neredeydi“ 2. Filmin sonlarına doğruysa bu ilk yazdığımdan çok daha saçma hatta sapıkça bir şey oluyor: Takvalı(!) Muharrem işlediği bir günah yüzünden (defalarca ağlayarak tövbe etmesine rağmen) “…Kafirler güruhu dışında hiç kimse Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.” (Yusuf Suresi- 87) ayetini unutarak deliriyor. İşte ikinci büyük saçmalık! Saçma bulup garipsediğim başka şeyler de var tabii: - Film neden (sure ve ayet numarası yazılmamış bir) Kur’an ayetiyle başlayıp Nazım Hikmet’in sözleriyle son buluyor - Ankara’dan gelen misafirler için normal zamanın dışında zikir yapılması ayrıntısıyla anlatılmak istenen dergahın siyaset gibi dünyevi işlerle alakalı olduğu mu - Şeyhin kızının kuyumcudan altın alırken gösterilmesinin nedeni dergah için toplanan paraların bu yollara kullanıldığını göstermek mi - Sonra Muharrem’in şehvet içerikli rüyalarındaki kadın neden şeyhin kızı çıkıyor - Ayrıca şeyh müridinin kafasını kendisininkine dayayarak şüphesini nasıl alıyor Senarist acaba bunu nerde görmüş - Efendimiz’in (s.a.v.) onu görmeye gelenlerin Hz. Ebu Bekir’i peygamber sanmalarına neden olacak kadar mahviyet insanı olmasına rağmen bu şeyhe ne oluyor da diğer insanlardan yüksekte oturuyor, etek öptürüyor, müridleri yanında sıkıla sıkıla konuşuyor ve kimse şeyhe arkasını dönemiyor - Bir de Muharrem o kadar takvalıysa neden müteahhide hesapta hata yaptığını söylemekten çekiniyor ve haram olduğu halde o parayı alıyor - Son olarak belki önemsiz bir ayrıntı ama dikkatinizi çekti mi bilmiyorum filmin başında bizim takvalı(!) Muharrem abdest sırasını karıştırıyor. Namazını kılar kılmaz da “ mü’minin üzerine güneş doğmamalı” sözünü unutarak yatağına dönüyor. Tüm bu saçmalıklardan sonra görülüyor ki film takvalı insanı değil İslam diniyle uzaktan yakından alakası olmayan (ki bunu filmden anlayabiliyoruz) senaristin takvaya bakış açısını yansıtıyor. İşin kötüsü İslam’ ı fazlaca bilmeyen insanlar da dinimizi gerçekten filmde anlatıldığı gibi zannediyor. Aradan yıllar geçmesine rağmen Çağrı filmini büyük beğeniyle izlediğimizi düşününce yabancılar takva isimli bir film çekselerdi bizimkilerden daha insaflı olurlardı diye düşünmekten kendimi alamıyorum. ¬ Bence kötü [Cumali Esen/14-Aralık-2006] Takva fimini beğenmedim.Nedeni de bir kere filmin Takva kavramıyla uzakdan yakından alakasız olması.Ben şahsen İslami bir mevzunun hakkıyla anlatılabilmesi için, onu bilmek ve tanımak gerektiğine inanıyorum. Barlarda sigara içerek yazılan senaryolardan daha fazlasını beklemek elbette manasız ama yine de bu tür hassas mevzuların işin ehlileri tarafından yapılmasını istemek hakkımızdır. Filmdeki bazı bel altı sahneler ve finaldeki Nazım Hikmet şiiri tüm samimiyeti alaşağı etmeye yetmiş.

Takva Filminin Oyuncuları


Vizyondaki Filmler

Hangi Film Nerede Oynuyor