Yeni Bir Yaşam

Yeni Bir Yaşam (Life As a House)

Puan : 8/10 4 oy
Yönetmen: Irwin Winkler
Oyuncular
Slogan: “Herşeye Evde Başlanır”
Tür: Drama, Komedi
Yapım Yılı: 2001 (124 dk)
Vizyon Tarihi: 31 Mayıs 2002 Cuma
Senaryo: Mark Andrus
Yapımcı Firma: New Line Cinema [us]
Yapım Ülkesi: ABD
Orijinal Dil: İngilizce
Orijinal Adı: Life As a House
Resmi Site: www.lifeasahouse.com
Dağıtıcı Firma: Umut Sanat

Yeni Bir Yaşam Filminin Konusu

Yeni Bir Yaşam, bir erkeğin evini yerle bir ederek kendine yeni bir dünya kurmak için yaptığı dokunaklı olduğu kadar komik bir serüveni anlatmaktadır. George Monroe, balyozu eline aldığı gün büyük bir maceraya girişir. Bu arada da ailesiyle komşularının pek çok farklı düşünü de paramparça eder. Akademi ödüllü aktör Kevin Kline’ın canlandırdığı mimar George Monroe’un yaşamı boyunca tek tutkusu, bir Amerikalının en büyük düşünü gerçekleştirmek, kendi evini inşa etmektir. Denize doğru uzanan o yamaçta kendisine bir sığınak yapabilmeyi düşlemiştir hep... Ama bu düşü ta boşandığı döneme kadar erteleyip durmuş, aşırı çalışarak yalnızca ailesine dostlarına değil kendine bile yabancılaşmıştır. Sonunda George dibe vurur .Artık gidebileceği o uç noktadan başka yer kalmamıştır.Yaptığı plan önceleri çok çılgınca ve uçuk görünür. İçten pazarlıklı komşuları yaptığı derme çatma kulübeyi küçümserler. Yeni yetme oğlu (Hayden Christensen) da ona yardım etmek yerine boşluğa bakıp durmayı yeğler. Bir zamanlar evini, hayallerini paylaştığı eski karısı (Kristin Scott Thomas) duygusal olarak ondan uzaklaşır.Yörede ki yetkililer planlarını sabote etmek ister. Çevresinde ona güven duyan tek kişi bile kalmamıştır. Ama George tüm yaşantısını yenilemek zorunda kalmış olmasına karşın evini yapmakta kararlıdır. Projesini yalnız başına uygulamaya başlar ama bitişik komşusunun seksi genç kızından, eski karısının yeni evliliğinden olma çocuklarına kadar farklı grupların ilgisini çeker. Sonunda George kendine verdiği sözü tutmakla kalmaz,yaralı hayallerinden çok daha büyük bir şeye kavuşur ve bu bir sığınaktan çok daha güçlü birşeydir.

Çekim Bilgileri

YAPIM HAKKINDA

“Biz Oturduğumuz Yeri Biçimlendiririz Sonra da Oturduğumuz Yer Bizi Biçimlendirir”
Winsto...
Devamı için tıklayın...
YAPIM HAKKINDA

“Biz Oturduğumuz Yeri Biçimlendiririz Sonra da Oturduğumuz Yer Bizi Biçimlendirir”
Winston Churchill
Yönetmen Irwın Winkler, uzun zamandan beri, 21.yüzyılın bilinen tuzaklarına düşmüş, yüreğinin derinliklerinde bunlardan kurtulmaya ve kendine yeni bir yaşam kurmaya karar vermiş bir erkeğin öyküsünü filme aktarmayı düşlemiş. Bu son derece soyut düşüncesini Oscar ödüllü senarist Mark Andrus’a açınca, As Good as it Gets‘in bu ünlü senaristi de, “Yuvasını yeniden kurmaya çalışan bir adamın yaşadığı sıkıntılara ne dersin?” diye bir öneri getirmiş. Pek çok kişinin yaşadığı yeri yıkıp, kendi evini inşa ettiği günümüzde bu yaklaşım harika görünmüş Winkler‘e. Irwin Winkler‘in öykünün içinde tıpkı anlamlı bir yaşam gibi bir ev inşa etme fikri de Mark‘ı son derece heyecanlandırmış. “Mark, konunun merkezine, sabrı taşan ve sonunda o güne kadar gerçekleştirme şansı bulamadığı hayalini büyük bir cesaretle gerçekleştirmek üzere yola çıkan; bu davranışıyla da çevresindeki herkesin değişimine neden olan bir kahraman koydu. Senaryoyu yalnızca somut inşaat teknikleri ile doldurmakla yetinmeyip sıradan, doğru ve insancıl şeyleri tehdit eden bir dünyada aynı şeylerin peşine düşmüş çeşitli karakterleri de işledi. Bunların hepsi George Monroe’nun çekimine kendine özgü nedenlerle kapılmıştı” diyor Winkler. “Bu senaryo’da bir dolu sevgi öyküsü de var; pek çok kişiye öfkelerini korkusuzca yenerek sevgiyle bir şey üretebileceklerini anlatıyor. Andrus, senaryosunda çok önemli bir ayrıcalık yakalamış: yürek burkan ama aynı zamanda neşeli günlük yaşamın, fevkalade saçmalıklarıyla birlikte gerçekçi ögeleri de yansıtmış. Senaryo son derece zekice, komik, hazin ve şaşırtıcı unsurları bir arada taşıyor. Mark’ın insanın ilginç ve karmaşık davranışlarını yakalayıp onları son derece gerçekçi bir dille yansıtma yeteneği var. Senaryo mizahî ögelerle dolu. Bu tür mizah sizi güldürüyor çünkü çok doğru ve gerçekçi” diye de ekliyor.
Winkler, senaryonun olağanüstü ayrıntılarla dolu olduğunu biliyordu. Başroldeki kahraman George Monroe’nun Kevin Kline olacağına işin başında karar verdi.Yönetmen, “Kevin rol için mükemmeldi. Çünkü o kişilikleri aktarmada son derece usta. Kişiliğin en uç noktasına kadar gitmesi bazen ürkütücü bile olabiliyor. Başlangıçta o kişilik için ne hissederseniz edin, Kevin sonunda George Monroe’ya aşık olmanızı sağlıyor” diyor.
Yapımcı Rob Cowan ise “ En başından beri Kevin’in bu gergin, sert kişilikten ortaya son derece ilgi çekici bir karakter yaratacağını biliyorduk” diye ekliyor.
Kline, senaryoyu çok sevmişti. Çünkü öykü sürprizler ve iniş çıkışlarla dolu olduğu kadar insan karakterleriyle de doluydu. “Çok güzel yazılmış bir senaryo. George Monroe, yaşamını anlamlı kılmaya çalışırken aynı zamanda çevresindekilerin de aynı mücadeleye girmesi konusunda bir katalizör görevi yapıyor. Diğer şeylerin dışında, hayatı boyunca korku ile yaşamış bir adamın sonunda cesareti bulmasını anlatıyor” diyor.
Kline, George Monroe’nun eski karısı (Kristin Scott Thomas) ile olan ilişkisine dikkat çekiyor.“Çağdaş bir aşk macerası. Çok gerçekçi bir ilişki. Birbirini bir kez bulmuş son derece yaralı iki kişi, daha sonra yeniden birbirlerini keşfediyorlar” diye de ekliyor.
Rolü kabul ettikten sonra kendini birden zımpara yaparken, beton çivisi çakarken ya da tesisat döşerken bulur Kline. Duvarların balyozla nasıl yıkıldığını, marangozluk, hatta çok tehlikeli bir alet olan elektrikli el testeresi (zincirli testere) kullanmayı bile öğrenir. Rolünün en çok fiziksel güç gerektirmesi hoşuna gider ama aynı zamanda mimari model yapımcısı Nick Dorr’dan öğrendiği model yapımı da çok ilgisini çeker. “Model yapımı son derece uğraştıran bir şey ama sonunda ödülü yüksek oluyor” diyen Kline, karavanında birkaç model yapmayı da başarmış.
George’un yeniden keşfettiği şeyler arasında, yıllar önce kendisini terketmiş olan ve mutluluk dışında para, çocuk, güzellik gibi yaşamın tüm nimetlerinden yararlanmaya çalışan eski karısı Robin (Kristin Scott Thomas) de vardır. Robin, eski kocasını ummadığı şekilde farklı bulur. Ondan duygusuz, can sıkıcı ve ihtirassız olduğu için ayrılmıştır ama şimdi yepyeni yönlerini keşfedecektir.
Scott Thomas, “Bu filmi, gerçek yaşamda insanların yapmayı hep erteledikleri şeylerin yapıldığını gösterdiği için seviyorum. Filmde ortaya çıkıp, yapmayı hep istediğiniz şeyleri yapıyor; söylemek istediğiniz tüm şeyleri söylüyorsunuz” diyor.
Aslına bakılırsa bu filmde Kristin Scott Thomas’ın gerçekten hep yapmak istediği bir şey gerçekleşti: Kevin Kline’la birlikte çalıştı. “Onunla çalışmaya can atıyordum ve arzum bu filmle gerçekleşti. O işini son derece ciddiye alıyor; oynadığı kişinin ruhunun derinliklerini inceleyip ortaya çıkarıyor ve bundan zevk alıyor.”
Dost kalmayı başarmış boşanmış çiftler arasında o her an parlamaya hazır olan ilişki de dikkatini çekmiş. “George, Robin’den koptuğunu, onun lüks hayat sürmek gibi anlamsız takıntıları olduğunu ve hiçbir idealinin kalmadığını düşünürken Robin’de George’un yalnızca hayalci olduğunu, hayallerini gerçekleştirmek için cesaretinin olmadığını düşünmektedir.George gerçekten evi yapmaya karar verdiği zaman o devre dışı kalır. Eski kocası bir zamanlar ikisinin hayal ettiği yaşamı tek başına yaşamaktadır.

Mark Andrus’un senaryoda çizdiği tipleme onu çok etkilemiş olsa da Kristin Scott Thomas, rolüne Amerikan anne portresini ustalıkla katmayı da ihmal etmemiş. “Bu film’de inanılmaz boyutta Amerikanvari birşey var. Öte yandan herkesi ilgilendiren, “Yaşamı nasıl yönlendirmeli? sorusunun yanıtı da filmde mevcut” diye ekliyor. Yapımcılar, Kristin Scott Thomas ile çalışmanın son derece verimli olduğu görüşündeler. Yapımcı Rob Cowan, “Kristin’deki cazibe ve sıcaklık filmin düzeyini yükseltti” diyor..
George ve Robin’in arasında oğulları Sam vardır. Sam, gözlerini annesinden daha fazla boyayan, öfkeli ve bunalımlı bir çocuktur. Kristin Scott Thomas’a göre “Önceleri yalnızca aile bireylerinin birbirine güvenmediğine ve birbirlerini hor gördüğüne tanık olduğundan ya da ona öyle geldiğinden Sam‘in böyle davranması da doğaldır.”
Sam rolünü yeni parlayan bir yıldız olan Hayden Christensen üstlenmiş. Adını, George Lucas’ın Yıldız Savaşları II: Attack of the Clones adlı filmde, Genç Darth Vader rolü ile manşetlere taşıyan Christensen, Sam rolü için pek çok gençle birlikte seçmelere katılmış.Yapımcılar, onun James Dean tarzı ifadesinden, ergenlik çağında ki öfkeli telaşından etkilenmişler. “Kevin’le birlikte senaryoyu okuduğunda Kevin sürekli olarak yüzüme bu çocuk yetenekli dercesine baktı, o hepimizi fethetti, Kevin’in öngörüsü doğru çıktı, fevkalade bir oyun çıkardı, yapamadığı çok az şey oldu” diye anlatıyor Irwin Winkler.
Kompleksler içinde birini oynama fikri Christensen’i son derece heyecanlandırmış: “Sam’i ilk görüşünüzde o güne kadar kimseden en ufak bir sevgi görmediğini hemen farkediyordunuz. Son derece karmaşık ve çok kızgın biri. Ancak babasının eski anılarla dolu evi yıktığını gördüğünde o güne kadar sürdürdüğü yaşam tarzını yıkmaya hazır duruma geliyor.”
George Monroe’nun evini inşası, Sam’in babasının genç komşusu Alyssa ile yakınlaşmasına yol açar. “Sam ile Alyssa’nın normal bir erkek - kız arkadaş ilişkilerinin olmayışı çok hoşuma gitti. Bu gerçekten çok tuhaf ve farklı. Filmin gerçekten en sevdiğim yönü de bu. Duygular son derece olağandışı ama bir o kadar da gerçek. Bazen komik bazen hazin ama gerçek. Bu nedenle sizi hep can evinizden vuruyor.” diyor Christensen.
Sam’i karanlık kabuğundan çıkaran Alyssa’yı başarılı genç aktrist Jena Malone oynuyor. Hiç çekinmeden senaryonun bir kara komedi olduğu söylüyor: “Ben kara mizahla gerçekçiliğin harman edildiği öyküleri severim.Bu filmde ilişkiler benzersiz ve farklı. O semti ve birbirlerini o zamana kadar hiç tanımamış, sırları ortaya dökülen o komşuları çok sevdim.”
Malone bir yandan masumiyetin simgesi gibi görünen öte yandan vaktinden önce gelişmiş bir genç kız gibi davranan Alyssa tiplemesi ile herkesi büyüledi. “Alyssa, bu çizginin üzerinde hem erişkini hem çocuğu oynuyor. Sınırları zorlamayı seviyor. Sam’le de Gegorge’la da aynı şeyi yapıyor. Ama aslında içgüdülerini izlemeyi öğreniyor. Zaten film de izleyciye bunu aktarıyor.” diye açıklıyor Alyssa ilgili görüşlerini Malone.
Kevin Kline, hem Christensen hem de Malone’un performanslarındaki doğallıktan etkilenmiş. “Her ikisinin de son derece yetenekli birer oyuncu olduğunu düşünüyorum.”diyor.
Bu uyumlu ekibe Oscar ödüllü Mary Steenburgen, George’un en yakın komşusu ve bir zamanlar beraber olup terkettiği bekar anne Coleen rolü ile katılmış. Steenburgen, canlandırdığı renkli kişiliğe ve öyküye aşık olmuş. “Bu öykü bende çetin ama dolu dolu yaşamak ve çok sevmek gibi duygular uyandırdı. Gerçekten de var oluşun ne denli kayda değer olduğunu yansıtan çok güzel bir öykü.”
Coleen, George’un evini yıkmaya karar vermesiyle birlikte altüst oluyor.Çok somut olmamakla birlikte Coleen’in aşkı aradığını ama hep yanlış yerlere baktığını anlıyoruz. Steenburgen, Coleen için “Biraz çatlak ama insanlığı çok hoşuma gitti” diyor.

Steenburgen’in Coleen ve Yeni Bir Yaşam’daki diğer karakterlerden hoşlanmasının bir nedeni de “İdeal Amerikan Ailesi” kavramını sorgulamaları olmuş. “Bence pek çoğumuz ailenin nasıl olması gerektiği görüşünü baz alarak kendimizi yargılıyoruz. Ancak bize empoze edilen aile gerçekte yok. Bu filmdeki karakterler yaşamla güreşiyor fakat korkularına ve yalnızlıklarına galip gelerek gerçek aşkı buluyorlar. Bu çok duygusal biçimde de anlatılabilirdi ama bu filmde mizah yoluyla ve olduğu gibi aktarılıyor. Gerçek yaşam da bu...”
Yeni Bir Yaşam filminin diğer rollerinde Sam Robards, Barry Primus ve Margo Winkler, George Monroe’nun gürültücü komşuları olarak karşımıza çıkıyor. Jamey Sheridan, Robin’in yeni kocası; Scotty Leavenworth ve Mike Weinberg ise iki oğlu rolündeler. Scott Bakula, sempatik hukuk adamı, John Pankow ise George Monroe’ya yeni bir yön çizen ahlaksız patronu rolündeler.

“Bir Evin Süsü Onu Sık Sık Ziyaret Eden Dostlardır.”
Ralph Waldo Emerson
Amerikan yaşamının karanlık yönlerini su yüzüne çıkarmasına karşın Yeni Bir Yaşam filminin çekimleri adeta masal kitaplarını andıran bir yörede yapıldı. Öykü genellikle Pasifik Okyanusuna bakan bir tepede geçiyor ve George Monroe, sonunda hayallerinin evini yıllardır yaşadığı bu yerde yapmaya karar veriyordu.
Kevin Kline için yörenin doğal güzelliği, George kimliğine geçişini kolaylaştıran önemli bir faktör olmuş. “George neredeyse olağanüstü denilebilecek bir yerde yaşıyor. Her gün güneşin doğuşunu, gün batımını izliyor. Sis’in bastırıp kalkmasına, dalgaların kırılmasına tanık oluyor ve kanıksadığı bütün bu güzelliklerin farkına bir anda varıyor.”
Rob Cowan, yapımcı olarak durumu şu şekilde özetliyor: “Çekimi öyle bir yerde yapmalıydık ki insan burda nasıl yanlışlık yapılabilir diye düşündürmeliydi. Palmiye ağaçları, okyanus, güneş... Ancak öykü bu değil. Bu insanların biri tarafından uyandırılması gereği.”
Film, Güney Kaliforniya’da Palos Verdes Yarımadasının güney ucunda, deniz kenarında ,fevkalade okyanus manzarası olan ve hali vakti yerinde insanların yaşadıkları güzel evler arasında çekilmeye başlandı. Irwin Winkler, yapımcı Rob Cowan ve yapım tasarımcısı Dennis Washington helikopterle mekan aradıkları sırada bu bölgenin tam aradıkları yer olduğuna karar verdiler. Long Point olarak bilinen ve bir zamanlar Marineland Akvaryum’un bulunduğu bu yöre halâ okyanus manzarası ile nefes kesiyordu.
Cowan “Burayı bu kadar çabuk bulabildiğimiz için çok şanslıydık. Gerçekten de birinin burada rüzgara ve dalgalara yıllarca meydan okuyabilecek çok güzel bir şey inşa edeceğine inanıyorsunuz”diyor.
Yapım ekibi, burada, önce Kevin Kline’ın derme çatma evi yıktığı ve hayalindeki evi inşa ettiği sahnelerin çekileceği pek çok açık hava seti hazırladı. Yapım tasarımcısı Dennis Washington, George Monroe’nun projesine çok gerçekçi yaklaşılması için bir ev yapmayı bile göze aldı. Washington, ayrıca Monroe’nun arazisinin çevresine yeterince banliyö evi de inşa ettirdi. “George’un evindeki değişimler onun içindeki değişimleri simgeliyor. Önce istenmeyen bu evin yıkılması insana yalnızlık duygusu veriyor ama yeni evi yapmaya başladıklarında sıcaklık ve açıklık ortaya çıkıyor ve bunun uzun ömürlü olacağını görebiliyorsunuz,. Dennis Washington’a bu harika evleri yaparak öykünün bir parçası olduğu için teşekkür borçluyuz.” diyor Rob Cowan.

Yapımcıların şansına Washington, set tasarımcısı olarak çalışmaya başlamadan önce mimari öğrenimi görmüştü. Irwin Winkler, onun için “İnanılmaz boyutta yaratıcı biri, en başında işe yaramaz bir şato istemiyoruz onun yerine gerçekten içinde yaşanabilecek ve doğal malzemeler kullanılarak yapılacak bir yer istiyoruz dedik ve Dennis işe o noktadan başladı”diye özetliyor olayı.
Washington, “George karakterinin tasarlayabileceği etkileyici ve ustalık isteyen bir ev yapma arzusundaydım. Bu ev gerçekten şık bir yer olmalı ve çevresinde ki herşeyden ayrılabilmeliydi” diye sürdürüyor.
Filmin hemen hemen tümü Palos Verdes’te çekildi. Oyuncular ve ekip, çevrede ki yerleşim yerlerinde ve Los Angeles’a kadar bütün sahil boyunca çekim yaptı. Mary Steenburgen’in evinin içi Long Beach’te bulundu. Hayden Christensen ve Jena Malone’nun okul sahneleri ise Palos Verdes’deki Salvation Army/Crestmont College’de çekildi. Kristin Scott Thomas’in lüks evi Malibu’daki Zuma Beach’te çekildi. Rob Cowan, “Dennis seçimlerinde son derece seçiciydi. Her evi içinde yaşayan karaktere göre tasarladı.” diye anlatıyor.
Okyanus kenarında film çekmek, fevkalade manzaraları görüntülemenin yanı sıra değişen hava koşullarının yol açtığı sorunları da beraberinde getirdi. Kristin Scott Thomas, “Hava her beş dakikada bir değişiyordu ve biz herşeye hazırlıklıydık”diye tanımlıyor bu durumu.
Su tehlikeli biçimde soğuktu ve Kevin Kline bunu dublör kullanmak istemediği bir sahnede keşfetti. Irwin Winkle olayı şöyle anlatıyor: “Kevin’in kayalıklardan atladığı sahneyi çekiyorduk. Senaryoya göre büyük bir dalga gelmesi ve üstünde de ıslak bir şort olması gerekiyordu. Çünkü sahne başında üzerinde şort vardı. Hava son derece soğuktu ve biz O’nun için kaygı duymaya başlamıştık. Ama çekim için zamanlama son derece uygundu. Işık gayet iyiydi ve dalgalar pek dramatikti. Kevin biz doğru çekimi yapıncaya kadar sahneyi üç-dört kez tekrar etti. O, böyle bir aktör işte.”
Filmin çekildiği yörenin katkısını güçlendiren bir başka unsur da Oscar ödüllü görüntü yönetmeni Vilmos Zsigmond oldu. O, Yeni Bir Yaşam’a duygusal görüntüler ilave etti.Winkler, “Vilmos’la yirmi yıldır çalışmak istiyordum ama daha önce hiç fırsat bulamamıştım. Şimdiye dek onun kadar yaratıcı fikirleri olan biriyle çalıştığımı sanmıyorum.Onsuz bu filmi çekebileceğimi hayal bile edemiyorum.”
Rob Cowan, “Vilmos, filmin rengine bazen ürküten,bazen alaycı ama genellikle hareketli görüntülerle gerçekten özel tonlar katmayı başardı.”diye de ayrıca ekliyor. Irwin de “Kevin ve Vilmos sette birlikteyken ilginç bir dans izliyor gibi oluyorsunuz. Biri ortaya bir fikir atıyor diğeri hemen uygulamaya koyuyor ve ortaya fevkalade bir işbirliği çıkıyor.” diyor.
Zsigmond da bu işbirliğinden aynı şekilde heyecanlanmış: “Proje göz korkutucuydu. Ancak böyle bir güzelliği yakalamak herşeye değdi.” diyor. Kevin Kline ise konuyu “Vilmos, o eşşiz Pasifik Sahil ışığını ve içinde gizem, tehlike, güzellik ve sükûneti barındıran atmosferi yakalamayı harika biçimde başardı” diye noktalıyor..

Açıklar

60 SECOND PREVIEW
Yazan: Jeff Craig

Bu yılın en iyi dramalarından biri olan "Yeni Bir Yaşam"da, Kevin Kline rüyası...
Devamı için tıklayın...
60 SECOND PREVIEW
Yazan: Jeff Craig

Bu yılın en iyi dramalarından biri olan "Yeni Bir Yaşam"da, Kevin Kline rüyasını inşa ederek, aile bağlarını onarıyor. Çok kötü bir günde Kline işinden atılır ve kanserden ötürü ölmekte olduğunu öğrenir. Kaybedecek bir şeyi kalmayan Kline deniz kenarındaki barakasını yıkıp, yeni bir ev inşa etmeye karar verir. Yabancılaşmış ve pek çok piercing'i olan asi oğlu Hayden Christensen'ı kendine yardıma zorlar.

"Yeni Bir Yaşam"daki herkesin hikayesi gerçekçi ve senaryo moral yükseltici bir mizah ve yürekten hissedilen bir duygusallık içeriyor. Bu film çok ustalık içeren ve insanı ağlatan bir yapım ve oyuncuların her birinin performansı harika.

"YENİ BİR YAŞAM", USA Today, 26 Ekim 2001
Kline elinde çivileriyle 'Ev' kavramını çatıdan aşağı atıyor
Yazan : Mike Clark

"Yeni Bir Yaşam"daki hemen herşey beklenen şekilde gelişiyor. Ama bazı zamanlar bir filmin oyuncuları ve karakterler öylesine doğrudur ki çok az sürpriz unsuru olsa bile buna razısınızdır.

Kevin Kline'la başlayalım: "A Fish Called Wanda"da kendisine Oscar kazandıran süper kaçık rolünden sonra, dört aylık ömrü kalmış ve işinden kovulmuş Kaliforniya'lı mimar tiplemesi muhtemelen sanatçının kariyerini zirveye çıkarıyor. Kline'ın birdenbire zihni berraklaşan ve bundan ilham alan karakteri, hâlâ sevdiği fakat çoktan tekrar evlenmiş olan eski karısı (Kristin Scott Thomas) ve asi görünüşlü, sosyal yönden uyumsuz oğluyla (yakında Star Wars'da karşımıza Anain Skywalker karakteriyle çıkacak olan Hayden Christensen) ilişkilerini düzeltmeye karar verir.

Filmin özü Kline'ın deniz kenarındaki barakası, bulunduğu mükemmel görünümlü semtte göze batan tek şeydir. Vilmos Zsgmond'ın muhteşem sinematografisi, mekanı adeta bir emlakçının düşüne çeviriyor.

Üstelik filmin hikayesi son derece iddiasız. Evin gün be gün viraneden mucizeye dönüşümünü izliyoruz ve her geçen gün daha çok komşu yardıma geliyor. Buna bir de sandviçler ve cinsellik ekleniyor. Bu, ölüyor olsanız bile, kötü bir hayat değil.

Hoşa giden pek çok filmde olduğu gibi, "Yeni Bir Yaşam"da da yardımcı oyuncular çok iyi. Komşu rolündeki Mary Steenburgen'ın fiziğinin hâlâ enfes olduğunu, Christensen'ın (mavi saçları ve dudağındaki piercing çıkarılınca) muhtemelen Star Wars'a harika katkı sağlayacağını ve Malone'un 3 yıl önce Susan Sarandon'la birlikte rols aldığı Stepmom'dan bu yana epeyce büyüdüğünü kolayca görebilirsiniz.

Ama Kline hayranlarının keyfi daha büyük olacak: Son derece yetenekli bu aktörü tıraşsız, iç çamaşırlarıyla ortalıkta gezinip, mülkiyetle ilgili değerleri yerle bir ederken izleyecekler. Kline berbat görünmekten çekinmeyen ender büyük oyunculardan biri. Canlandırdığı karakterin kötü durumu düşünülecek olursa, oyuncunun fiziksel olarak itici görünme arzusu role kattığı ruh hâline son derece uygun.


VOGUE, Ekim 2001
Hayatın Anlamını Arama "Yeni Bir Yaşam"ın Özü
Yazan: Sarah Kerr

Kevin Kline, bir süreden beri, en iyi oyuncularımızdan biri. Acaba nihayet en büyük oyuncularımızdan biri de olabilecek mi? Hep olabilecekmiş gibi göründüğü halde, kendisine bunu kanıtlaması için pek fazla fırsat verilmedi; verildiğinde ise, sanatçı, bunu en iyi şekilde değerlendirerek zirveye oturdu. Adını ilk kez duyurduğu 80'li yıllarda, Kline, Sophie's Choice'taki acınacak aşık ve "A Fish Called Wanda"daki çılgın banka soyguncusu gibi çarpıcı ve etkileyici rollerle karşımıza çıktı. Daha sonra ise Dave ve In & Out gibi standart Hollywood komedilerinde rol aldı. Ancak, hem kendisini bir sinema starı yapacak kadar sakinleştiren, hem de muazzam oyunculuk yeteneğini açığa çıkartan bir filmde uzun zamandır yer almamıştı. "Yeni Bir Yaşam" tam aradığı fırsat olabilir. Hoşlanılabilecek ama duygusal olarak kendini kapamış bir karakter olan George Monroe rolünde, Kline her zamankinden daha sessiz ama asla olmadığı kadar güçlü.

George bir zamanlar büyük bir mimar olmayı ummuştur, ama sivri kişiliği buna engel olur ve çalıştığı firmada ikinci planda kalmaya mahkum olur. Kişisel yaşamı daha da büyük bir hayal kırıklığıdır. Birkaç yıl öncesinde Robin'le (Kristin Scott Thomas) umut vadeden bir evlilik yapmıştır. Ama şimdi Robin, zengin bir işadamıyla evlenmiş, ikisi küçük olmak üzere üç çocuğa bakmaktadır. Büyük oğlu Goth'un babası George'dur. Goth dünyaya başkaldırışını kulağından çıkarmadığı kulaklıklar ve ilaçlarla yaptığı deneylerle ifade etmektedir. George ise, çirkin barakasını yıkmak isteyen önyargılı komşuların arasında Laguna Beach'te yalnız yaşamaktadır. Komşuları onun yok olmasını isterler ve bu dilekleri bir gün neredeyse gerçekleşir. George aynı gün içinde iki kötü haber alır. Firması kendisini işten çıkarma kararı almıştır. Son derece ustalıkla oynadığı bu sahnede, Kline öfke krizi geçirerek ofisini yerle bir eder. Ardından baygınlık geçiren Kline'ı hastaneye kaldırırlar. Burada, kendisinde tedavisi mümkün olmayan bir kanser hastalığı olduğu tespit edilir.

Kanser temasının Hollywood'da pek başarıyla işlenmediğini düşünebilirsiniz, özellikle de seyircilerin duygularının utanmazca sömürüldüğü Terms of Endearment'ı hatırladığınızda. Neyse ki, Kline aşırı melodram illetinden uzak durarak bu tatsız korkuyu boşa çıkarıyor. George'un hastalığı filmin ikinci yarısında ortaya çıkıp, bizim onun hakkındaki duygularımızı değiştirmemizi hedeflemiyor. Aksine, bu, George'un düşünce şeklini değiştirmesini ve hayatını yeniden düzenleme konusundaki eğlenceli çabasını tetikleyici rol oynuyor. Yaptığı yolculukta bize rehberlik eden Kline'ın hareketliyken bile sakin duran karizmatik yüzü, en ufak hava değişimini bile belli eden gökyüzü gibi, umutsuzluktan, minnete, ardından mizah anlayışının yeniden uyanışına gidip geliyor. Muhteşem bir performans.

"Yeni bir Yaşam"ın yönetmeni Irwin Winkler, Elvis filmlerinden, Rocky'ye, Good Fellas'a kadar pek çok filme imzasını atmış bir Hollywood duayeni. Winkler on yıl kadar önce yönetmenliği bırakmıştı. Korkarım, Winkler'ın yaşı bu filmden anlaşılıyor. Christensen'ın performansı harika olsa da, karakteri günümüzdeki 'Sorunlu Gençlik'in bireyi tiplemesi için biraz çağın gerisinde kalmış. Ayrıca, Winkler, senaryodaki can sıkıcı bazı sitkom zihniyetini elemekte yetersiz kalmış. Örneğin, bütün gün George'a bağıran komşuları, yardıma ihtiyaç duyduğunda birbirine kenetlenmiş bir aile gibi etrafına toplanıyor. Yine de, Winkler sunuşta eşsiz duayenliğini ortaya koyuyor. Duygusal çalışmalar açısından geçen sezonu ölü geçiren Hollywood açısından bu film Tanrı'nın bir nimeti. Sıkıcı ve iç bayıcı -ne yazık ki bunlardan birkaç tane var- sahnelerine rağmen, "Yeni Bir Yaşam" bu yılki filmler arasında seyirciyi en dürüstçe ve zahmetsizce yakalayan film. Bu film için eski moda desem yeridir. Ama ölüm ve mutluluğu tekrar yakalama temasını işleyişi çok geçerli; ayrıca, üzücü şeyler karşısındaki mizah anlayışı öylesine arzu edilen bir şey ki, filmi taptaze kılıyor.

Yeni Bir Yaşam Yorum Yaz




"Yorumlar küfür hakaret ve müstehcenlik içeremez. Bu kurallara uymayan yorumlar silinecektir."
Toplam 4 Yorum
  • Film Notu 10/10
    Yiğitcan Erkem 12.5.2009 03:41:00
    harika bir dramaydı az önce kanal d de gece kuşağında vardı zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım sürükleyici ve yoğun bir film gece gece ağlattı
  • Film Notu 10/10
    PELİN DÜZ 16.6.2006 22:38:00
    vallahi filme falan gitmedim tüm dünya şunu bilsin 50 cente aşığımmm onu benden fazla seven bulunamazzzz
  • Film Notu 9/10
    ezgi torun 19.5.2005 15:36:00
    sahneleri biraz açıktı ama yinede çok duygusal güzel bir filimdi.zaten bütün filmlerde öyle sahneler var.hayden chiristensen vardı sonuçta.
  • Film Notu 3/10
    Mahir 4.7.2002 13:06:00
    Çok daha keyifli ve sürükleyici bir film beklerken, izleyicinin duygularına çok alışılmış taktiklerle yapılan tacizlerle karşılaştım...

Yeni Bir Yaşam Filminin Oyuncuları